Yusuf aleyhisselâm

A -
A +

Hangisi haklı? "Zelîhâ" ne kadar çok uğraştıysa da, fakat, Göremedi hiç ondan bir ilgi ve iltifât. Sonunda, kapıları kapatarak bir anlık, Dedi ki: (Yanıma gel, îtirâz etme artık.) Bu durum karşısında, Yusuf aleyhisselâm, Allahü teâlâya sığınıp iyice tam, Buyurdu ki: (Ben ona, edemem hiç ihânet, Rabbim, ikimizi de görmektedir nihâyet. O günâhı yapmaktan, sığınırım Allaha, Nefsine zulmedenler eremez hiç felâha.) O, böyle söyliyerek kapıya koştu birden, Maksadı, kurtulmaktı Zelîhâ'nın elinden. Kapıya yaklaşıp da, çıkmadan henüz daha, Arkasından, sür'atle koşup geldi Zelîhâ. Yusuf aleyhisselâm, tam çıkarken kapıdan, Yetişip, gömleğine yapıştı arkasından Sonra, kendine doğru çekince onu geri, Mübârek gömleğinin yırtıldı arka yeri. Mücâdele sonunda, kurtulup Zelîhâ'dan, Sür'atle dışarıya kaçıverdi oradan. O sırada Zelîhâ, değildi kendisinde Yâni o an değildi irâdesi elinde. Ona olan şiddetli sevginin ateşinden, O da evden çıkarak, koşuverdi peşinden. Peş peşe koşarlarken onlar bu hâlleriyle, Birden karşılaştılar "Zelîhâ'nın beyi"yle. Zelîhâ, görür görmez birden kendi beyini, Müdâfaaya başladı o anda kendisini. Yâni töhmet altından kurtulabilmek için, Durdu ve kocasına bir suâl sordu ilkin. Dedi ki: (Kast ederse biri senin ehline, Bu suçu işliyenin, kânunda cezâsı ne?) Bu sefer Yusuf Nebî kaldı töhmet altında, Hakîkati söylemek zorunda kaldı o da. Dedi: (Murâd almağı istemişti o benden, Ben bunu reddederek, dışarı kaçtım hemen.) Onların bu hâline, Azîz de şaşırmıştı, Ve bu konuşmalardan bir şey anlamamıştı. Tereddütte kaldı ki ikisi arasında: Acabâ haklı olan kim idi dâvâsında? Bunun için, bir hâkim çağırıp sordu hemen, Dedi ki: (Bu husûsta kim haklıdır esâsen?) O dedi ki: (Ey Azîz, kolayı var bu işin Nereden yırtılmıştır gömleği o kişinin? Önünden yırtılmışsa, Zelîhâ doğru söyler, Yırtık arkada ise, genç haklıdır bu sefer.) Gömleğe baktılar ki, yırtılmış arkasından, Dedi ki: (Öyle ise, Yusuf'tur haklı olan.)