Zelîhâ haksız çıktı Yusuf aleyhisselâm, Zelîhâ'nın evinden, Kaçarak kurtulmuştu ancak onun elinden. Gömleğinin, arkadan yırtılmış olması da, Onu haklı çıkardı, Zelîhâ karşısında. Başka delîlleri de inceleyip hâkimler, Onun haklılığına, kat'î hüküm verdiler. Dediler: (Bir kölenin, Zelîhâ'ya böyle bir, Hareket yapması da, uzak bir ihtimâldir. İkincisi, peş peşe koşarlarken o günde, Yusuf koşuyor idi Zelîhâ'nın önünde. Kötü bir düşüncesi olsa idi Yusuf'un, Ne için Zelîhâ'nın önünden kaçsın o gün? Üçüncüsü, Zelîhâ süslü ve şıktı gâyet, Yusuf ise giymişti, çok sâde bir kıyâfet. Böyle kötü niyeti olsaydı onun eğer, Bilâkis o giyerdi çok câzip kıyâfetler. Dördüncüsü, o evde uzun müddet kalmıştı, Ve lâkin böyle bir hâl, hiç vukû bulmamıştı. Beşincisi, Zelîhâ ederken onu ithâm, Açıkça konuşmayıp, söyledi muğlâk kelâm. Halbuki Yusuf ise, hiç telâşlanmıyarak Savundu kendisini, açık ve net olarak. Böyle değerlendirip insanlar bu dâvâyı, Kat'î suçlu buldular bu işte Zelîhâ'yı. Azîz vâkıf olunca, işin hakîkatine, Utandı hanımının işbu hareketine. Ve dedi ki: (Ey Yusuf, kimseye deme sakın, Bugünkü hâdiseyi başka kimse duymasın. Ey Zelîhâ, sen dahî günâhına tövbe et, Zîrâ suçlu olduğun anlaşıldı nihâyet.) Sakladılar ise de her ne kadar bu işi, Yine de çok gemeden, duydu bunu çok kişi. Bilhassa hâdiseyi işiten çok kadınlar, Zelîhâ'yı, arkadan konuşup kınadılar. Dediler ki: (Zelîhâ, Kenanlı kölesine, Öyle bir tutulmuş ki, mağlûb olmuş nefsine. Yüreğine işlemiş o kölenin sevgisi, Gözüne görünmezmiş ondan başka birisi. Acep niçin o gence tutulmuş ki bu kadar? Yok mudur onun gibi civân delikanlılar?) Onlar söyleseler de, buna benzer sözleri, Aslında başka idi onların gâyeleri. Zîrâ duymuşlardı ki, "Yusuf'a bir an bakan, Derhâl onu severdi, hiç elinde olmadan". Onlar da düşmüşlerdi "Onu görmek" derdine, Lâkin yoktu gösteren onu kendilerine. "Görmek, belki bu yolla mümkün olur" diyerek, Tahrîk ediyorlardı Zelîhâ'yı bilerek.