Zelîhâ, hakkındaki bu dedikoduları, İşitip, utandırmak arzu etti onları. İşte o, bu maksatla, evinde bir ziyâfet, Tertip edip, onlardan "kırk kişi" etti dâvet. Oturttu her birini râhat minderlerine, Birer de "Bıçak" verdi, herbirinin eline. Zîrâ o, önlerine, bıçakla kesilerek, Yenecek yiyecekler getirmişti bilerek Velhâsıl misâfirler, yerlerini aldılar, Meyveleri, bıçakla soymağa başladılar. Hazreti Yusuf'a de söyledi ki o ara: (Ey Yusuf, çık da bir an görün şu kadınlara.) O da, çıkıp yürüdü bir defâ önlerinden, Kadınlar onu görüp, geçti kendilerinden. Çünki "Yusuf Nebî"nin yüzündeki güzellik, Akıllara durgunluk verirdi görünce ilk. Kadınlar, hayrân olup onun güzelliğine, Ellerini kestiler hepsi meyve yerine. Hiç acı duymadılar hattâ bu kesilmeden, Zîrâ tam geçmiş idi, hepsi de kendisinden. "Hazreti Yusuf" gibi güzeli, o kadınlar, Aslâ görmemişlerdi çünki o güne kadar. Haklılardı bu yüzden, kesmekte ellerini, Çünki ilk görmüşlerdi böyle güzel birini. "Yusuf Nebî", sokakta dolaşsaydı bir ara, Yüzünün parıltısı yansırdı duvarlara. Eğer aç olan biri, görseydi onu bir an, Hemence kurtulurdu açlık sıkıntısından. Yine dertli bir kimse, görse idi yüzünü, Ânında unuturdu cümle üzüntüsünü. Bütün bunlara rağmen Yusuf aleyhisselâm, Daha güzel değildi "Resûl-i kibriyâ"dan. Ona, verilmiş idi güzelliğin bir "Cüz'ü", Onun için çok güzel, nûrluydu gâyet yüzü. "Tamâm"ı verilmişti lâkin Resûlullaha, Bu yüzden Resûlullah, güzeldi ondan daha. Hattâ en güzeliydi, O, cümle mahlûkâtın, Çünki Habîbi idi, Allahü teâlânın. Yaratmadı Rabbimiz, Ondan güzel birini, Lâkin örttü herkesten Onun güzelliğini. Bir gün eshâbı kirâm sordu Resûlullaha: (Siz ve Yusuf Nebî'den, hanginiz güzel daha?) Buyurdu ki: (Güzeldir kardeşim Yusuf benden, Daha çok sevimliyim ben Yusuf kardeşimden.) Evet, Yusuf Nebî'den güzeldi Resûlullah Lâkin güzelliğini gizledi Onun Allah. Eğer gösterilseydi hakîkî melâhati, Bakmağa, hiç kimsenin yetişmezdi tâkati.