Yusuf aleyhisselâm

A -
A +

Aişe vâlidemiz buyurdu ki bu bâbta: (Resûl'den güzel kimse yoktur bu kâinâtta. Yusuf'u satın almak istiyen o zenginler, Resûl'ün cemâlini işitselerdi eğer, Yüzünün güzelliği dillere destân olan, Yusuf için, hiç para vermezlerdi o zaman. Bir kere görmek için Resûl'ün nûr yüzünü, Satarlardı her biri, bütün mâl-ü mülkünü. Ve hazreti Yusuf'u görüp hayrân olanlar, Ellerini kesip de, hiç acı duymayanlar, Görseler idi eğer Sevgili Peygamberi, Kalplerini keser de, olmazdı haberleri.) Velhâsıl o kadınlar, bir müddet sonra yine, Geldiler herbirisi tekrâr kendilerine. Hepsi, hayretlerini tam dile getirerek, Dediler ki: (Bu kişi, insan değil, bir melek.) Zelîhâ da onlara dedi: (İşte bakınız, Sizler ayıplanmağa benden çok lâyıksınız. Ey kadınlar ne oldu, sizlerin bu hâli ne? Şimdi hak verdiniz mi Zelîhâ'nın hâline? Siz daha ilk görmede Yusuf'u bir kerecik, Ne oldu, kendinizden geçtiniz hemencecik. Siz, daha lâyıksınız öyleyse kınanmağa, Güç yetiremediniz ona bir an bakmağa. Bense, çoktan beridir yanındayım Yusuf'un, Sizin bu hâlinize düşmedim aslâ bir gün. Beni kınamanıza sebep olan genç budur, Gördünüz ki Zelîhâ, o hâlinde mazurdur.) Zelîhâ'nın bu işte, yine asıl maksadı, Nefsinin arzûsuna kolayca kavuşmaktı. "Bu işte, onların da yardımı olur" diye, Başvurmuştu o böyle bir plân ve hîleye. Dedi: (Siz de duydunuz, sizin de bilginiz var, Ben ondan bir talepte bulundum bir zamanlar. O ise, bu husûsta gösterip mâsumiyet, Benim bu teklîfimi ânında eyledi ret. Emrettiğim o şeyi yapmaz ise eğer ki, Zindanlara atılıp, sürünür elbette ki.) Kadınlar, Zelîhâ'ya hak verdiler büsbütün, Ve hemen etrâfında toplandılar Yusuf'un. Dediler: (Zelîhâ'ya etme sakın îtirâz, Emrine karşı gelmen, sana fayda sağlamaz. Zîrâ hapse attırır yoksa seni Zelîhâ, Kendine yazık olur, bak henüz gençsin daha.) Böyle baskı yaparak onlar "Yusuf Nebî"ye Onu tahrîk ettiler o işi yapsın diye.