"Ey Yusuf, Zelîhâ'nın o emrini yap" diye Baskı yaptı kadınlar, o gün Yusuf Nebî'ye. Dediler ki: (Ey Yusuf, onun bu isteğini, Yap ki, aksi takdirde hapsettirir o seni.) Yusuf aleyhisselâm, bu hîleli sözlerden, Korkup, Hak teâlâya ilticâ etti hemen. Ve mübârek kalbine gelen o ürpertiyle, Allaha sığınarak bir duâ etti şöyle: (Yâ Rabbî, kurtar beni sen bunların elinden, Sana sığınıyorum bunların şerlerinden. Bunlar teklîf ederler bana bu ma'siyyeti, Ancak sen giderirsin benden bu musîbeti. Yâ Rabbî, girmektense bu zinâ ve günâha, Bana, zindana girmek iyidir bundan daha.) Yâni işlemektense bu günâh ve hatâyı, Elbet tercîh ederim "Zindana atılma"yı. Onun bu duâsını kabûl edip Yaradan, Onların şerlerini geri çevirdi ondan. Bu bâbta buyurdu ki tefsîr âlimleri hep: Zindana girmesine, bu duâ oldu sebep. Çünki işlemektense o fuhuş ve zinâyı, Talep etti dediler "Zindana atılma"yı. "Âfiyet" isteseydi eğer zindan yerine, Zindansız kurtulurdu o musîbetten yine. Bir hadîsi şerîfte buyurdu ki o Server: (Ağızdan çıkan söze bağlıdır musîbetler.) Yine Resûl duydu ki, biri duâ ederken: (Yâ Raabbî, sabr-ı cemîl istiyorum ben senden.) Buyurdu ki: (Ey kişi, sen, belâ talep ettin, Keşke Hak teâlâdan âfiyet isteseydin.) Velhâsıl Zelîhâ'nın zevci olan o Azîz Yusuf'u hapsetmeği görüyordu gereksiz. Çünki biliyordu ki, Yûsüf aleyhsselâm, Zelîhâ husûsunda suçsuz ve mâsumdu tam. Azîz, Yusuf Nebî'ye bir cezâ vermeyince, Zelîhâ, başka yollar araştırdı bir nice. Ondan murâd almağa uğraştıysa da, fakat, Göremedi hiç ondan zerre kadar iltifât. Ümîdini kesince, dedi ki kocasına: (Artık çıkamaz oldum insanlar arasına. Rezîl rüsvây eyledi bu genç beni herkese Halbuki bu husûsta mâzur idim ben ise. İffet ve onurumu eyledi beş paralık, Tahammülüm kalmadı, hapse at onu artık.) Halkın dedikodusu kesilinceye kadar, Onu hapse atmağa, verdiler artık karâr. Zerre kadar bir suçu yokken "Yusuf Nebî"nin, Yine hapse atıldı, ama bir müddet için.