Rüyânın tâbiri Zindanda rüyâ gören kimseler, çok gemeden, Çıktılar ikisi de yine hapishâneden. Yusuf aleyhisselâm, onların rüyâsını, Nasıl tâbir ettiyse, gördüler aynısını. "Şerbetçi", hakîkaten affedilip ânında, Makâm sâhibi oldu hükümdârın yanında. "Ekmekçi"yse, asıldı çıkıp hapishâneden, Kuşlar gelip, beynini yediler çok geçmeden. Ne zaman ki zindandan çıkma vakti gelince, Mısır'ın Firavunu rüyâ gördü bir gece. Cümle müneccimleri topladı bir araya Dedi ki: (Ben bu gece, gördüm garip bir rüyâ. Yedi semiz ineği, yedi zayıf ineğin, Yediklerini gördüm, bunu tâbir eyleyin. Ve ayrıca gördüm ki, kurumuş yedi başak, Yedi yeşil başağı yok ettiler çabucak. Ey ileri gelenler, bunu siz düşünün hep, Gördüğüm bu rüyânın tâbiri nedir acep?) Dediler: (Bu, karışık bir rüyâdır ey Azîz, Biz böyle rüyâların tâbirinden âciziz.) O gün, o "Şerbetçi" de vardı aralarında Hemen Yusuf Nebî'yi hâtırladı ânında. Çünki o demişti ki: (Çıktığında zindandan, Hükümdârın yanına vardığında beni an.) Dedi: (Ben tanırım ki o zindanda birini, Ancak o yapabilir bu rüyâ tâbirini. İlim, hikmet sâhibi, fazîletli kişidir, Bunu tâbir eylemek ancak onun işidir. Nitekim ekmekçiyle ikimiz, daha önce, Karışık birer rüyâ görmüş idik bir gece. Ona tâbir ettirdik rüyâları biz hemen, Nasıl tâbir ettiyse, vukû bulmuştu aynen. Eğer izin verirsen, o kimseye gideyim, Tâbirini öğrenip, size haber vereyim.) Firavun, sevinç ile dedi: (Hemen git ona, Rüyânın tâbirini öğrenip söyle bana.) Şerbetçi, hükümdârın yanından ayrılarak, Geldi Yusuf Nebî'ye hemen âcil olarak. Kendisine anlatıp Firavunun rüyâsını, Dedi ki: (Söyler misin bu 'düş'ün mânâsını?) Yusuf aleyhisselâm, rüyâyı dinliyerek, Şöyle tâbir eyledi fazla düşünmiyerek: (Yedi semiz inekle, yedi de yeşil başak, Yedi sene bolluğa işârettirler ancak. Yedi kuru başakla, o zayıf inekler de, Yedi yıllık kıtlığı gösteriyor ilerde. Bolluk senelerinde saklasın zahîreyi, Sonra satıp, parayla doldursun hazîneyi.)