Yusuf aleyhisselâm

A -
A +

Vaktâ ki "Zelîhâ"nın beyi vefât edince Her şeyini dağıtıp, fakîr düştü iyice. O, "Hazreti Yusuf"u seviyor, yanıyordu, Ondan bahsedenlere çok para veriyordu. Sonra Müslüman olup, kavuştu hidâyete, Verdi tam kendisini tâat ve ibâdete. Yine de sevgisiyle o, "Hazreti Yusuf"un Artık deli dîvâne oluyordu büsbütün. Onun muhabbeti ve derdiyle bir gün yine, Çıktı Yusuf Nebî'nin yolunun üzerine. Yusuf aleyhisselâm tam geçerken önünden, Dedi: (Tesbîh ederim herşeyin Rabbini ben. O Rab ki, îmân ile sultân yapar köleyi O Rab ki, isyân ile köle yapar her beyi. Her türlü noksânlıktan uzaktır o Yaradan, Çok şükür, o Allaha eyledim ben de îmân.) Yusuf aleyhisselâm, "Zelîhâ"nın sesini, İşitince, ânında tanıdı kendisini. İltifâtlar ederek gönderdi sarayına, Ve Allahın emriyle aldı nikâh altına. Yâni "Zelîhâ" ile evlenip yaptı düğün, Ve ona suâl etti, yanına girdiği gün. Dedi ki: (Ey Zelîhâ, bu, senin o arzûndan, Hayırlı değil midir, doğruyu söyle şu an.) O dedi: (Elbette ki bu hayırlıdır, ama Ne olur, onun için beni hiç ayıplama. Ben, çok zengin ve güzel bir kadındım o zaman, Kocam ise, mahrûmdu bana yakın olmaktan. Sense, benim gördüğüm en güzel bir erkektin, Aynı evin içinde, benimle birlikteydin.) Netîcede Hazreti Yusuf'un, Zelîhâ'dan, İki oğlu, bir kızı oldu daha sonradan. Velhâsıl Yusuf Nebî, "Bolluk" senelerinde, Çokça buğday ektirdi ülkenin her yerinde. Öyle ki, ekilmedik boş bir yer bırakmadı, Buğdayları toplayıp, depolarda sakladı. Sonra, bir "Kıtlık" geldi Mısır havâlisine, Muhtâç oldu insanlar bir buğday tânesine. Duymadı Mısır halkı kıtlığın te'sîrini, Zîrâ Yusuf Peygamber almıştı tedbîrini. Lâkin sakladıkları buğdayları bitince, Herkes, Yusuf Nebî'ye muhtâç oldu iyice. Aç insanlar, gördükçe Onun nûr cemâlini, Hemen unuturlardı o an açlık hâlini. Yusuf aleyhisselâm, her kim gelirse gelsin, Bir deve yükü buğday verirdi herkes için. Onun bu adâleti sâyesinde o zaman, Îmânla şerefendi hükümdâr ve çok insan.