Bünyâmin tutuklandı "Yusuf da çalmış idi" deyince o kardeşler, Duymazlıktan gelmişti bunu Yusuf Peygamber. Yâni cevap vermedi onların sözlerine, Ve eski suçlarını vurmadı yüzlerine. Düşündü: "Unutmadım sizin o işinizi, Hani siz, yıllar önce mâsum kardeşinizi, Yâni beni, çocukken babamdan ayırdınız, Uzaklara götürüp, bir kuyuya attınız. Sonra beni kuyudan çıkaran o zevâta, "Köle" diye sattınız çok ucuz bir fiyâta. Şimdi de "Hırsızlık"la suçluyorsunuz, fakat, Söylediğiniz gibi değildir hiç hakîkat. Sizin o sözünüzün aslını, Hak teâlâ, Sizden iyi olarak bilmektedir pekâlâ." Velhâsıl kardeşleri, çok mahcuptu o günde, Zîrâ "Tas" bulunmuştu "Bünyâmin"in yükünde. Mısır'da kalacaktı Bünyâmin de bu yüzden, İşte, kardeşlerini bu idi asıl üzen. Zîrâ düşündüler ki: "Bünyâmin dönmez ise, Nasıl cevap veririz gidip pederimize? Bünyâmin'i almadan dönersek eğer geri, Kat be kat fazlalaşır babamızın kederi." Sonra Yusuf Nebî'ye dediler ki: (Ey azîz! Bünyâmin dönmez ise, mahvolur pederimiz. Zâten o, hep ağlıyor firâkıyle "Yusuf"un, Ağlamaktan, gözüne perde indi büsbütün. "Bünyâmin"i, Yusuf'un yerine koyuyordu, Ve sâdece onunla tesellî oluyordu. Lütfen onun yerine, içimizden birini, Alıkoy da, ne olur âzâd et Bünyâmin'i.) Yusuf aleyhisselâm dinledi bunu, fakat, Bu teklîfi reddedip, etmedi muvâfakat. Buyurdu ki: (Zulümdür sizin bu teklîfiniz, Sizin fetvânız ile tutukladık onu biz. Siz bana dersiniz ki, "Bırak suçlu olanı, Tevkîf eyle yerine günâhı olmıyanı".) Bu cevap karşısında, kalmadı ümitleri, Sonra, fısıldaşarak çekildiler hep geri. Büyükleri dedi ki: (Gelirken buraya siz, Bünyâmin husûsunda hani söz vermiştiniz. Siz şimdi geri dönün, babamızın yanına, Olan bu hâdiseyi anlatın aynen ona. Ve deyin ki: "Bünyâmin, gördüğümüze göre, Hırsızlık yaptığından dönemedi geriye. Hükümdârın su kabı, çıktı onun yükünden, Ve Mısır'da, Bünyâmin tutuklandı bu yüzden. Hakîkaten çaldı mı, yoksa bir hîle midir? Bunun hakîkatini sâdece Allah bilir".)