Yusuf aleyhisselâm

A -
A +

Sabır güzel şeydir Dokuz kardeş, Mısır'dan dönünce evlerine, Durumu anlattılar aynen pederlerine. "Bünyâmin"in, Mısır'da hırsızlık yaptığını, Bu yüzden tutuklanıp, orada kaldığını, Söylediler ise de, inanmadı o fakat, Çükü o, etmiyordu onlara tam îtimat. Çünkü "Yusuf" için de, kendisine bir zaman, Söylemişlerdi onlar, böyle hîle ve yalan. Bu sebeple onlara buyurdu: (Hayır, hayır, Bu iş böyle değildir, bunda başka hâl vardır. Muhakkak ki aldatmış sizi nefisleriniz, Bizim dînin hükmünü, nerden bilsin o Azîz? Bana düşen, sabırdır, umarım Rabbim yine, Kavuşturacak beni Yusuf'la Bünyâmin'e.) O, zâten ağlıyordu gece ve gündüzleri, Hattâ görmez olmuştu ağlamaktan gözleri. Oğulları dedi ki: (Niçin hep ağlıyorsun? Ve ne için onları hiç unutamıyorsun? Eritip bitirecek bu hasret seni artık, Bırak bu ağlamayı, kendine etme yazık.) Evet, Yâkub Peygamber üzülüyordu, ama, Bu belâ karşısında sabırlıydı dâimâ. Bunun için etmedi kat'iyyen feryât, figân, Ve şikâyet etmedi kimseye hiçbir zaman. Velhâsıl onun derdi olsa da hayli fazla, Yine de şikâyette bulunmadı o aslâ. Buyurdu ki: (Ben aslâ şikâyet etmiyorum, Derdimi, ben Rabbime ancak arz ediyorum.) Yâkub aleyhisselâm, Yusuf'undan velhâsıl, Ayrı kaldı kırk sene, veyâhut da seksen yıl. Ve bu müddet zarfında devâmlı ağladı hep, Gözlerinden akan yaş, dinmedi bundan sebep. Lâkin Yâkub Peygamber, yine bu hâli ile, Kat'iyyen unutmadı Rabbini bir an bile. Âlimler buyurur ki: (Daraldığında kullar, Allahü teâlâya daha yakın olurlar.) Kaldı ki, O, Allah'ın büyük Peygamberiydi, Ve kalbi, her mahlûkun sevgisinden berîydi. O, Hazreti Yusuf'u çok seviyordu, evet, Onun muhabbetiyle ağladı uzun müddet. Ama oğluna olan bu sevgisi de yine, Hiç mâni olmuyordu Rabbinin sevgisine. Çünkü o da Allah'ın Peygamberiydi zâten, Onu sevmek, Allah'ı sevmekle birdi aynen. Nitekim Resûlullah buyurdu ki: (Bir kimse, Beni, kendi nefsinden daha çok sevmez ise, Hattâ ebeveyninden ve bütün insanlardan, Daha çok sevmedikçe, olmaz kâmil Müslümân.)