Yusuf aleyhisselâm

A -
A +

Yâkub aleyhisselâm, oğlu "Yusuf Nebî"den, Sonra, ayrılmış oldu evlâdı "Bünyâmin"den. Hasretiyle yanarken oğlu Yusuf Nebî'nin, Bu hasrete, şimdi de eklenmişti Bünyâmin. Ama o, hiç şikâyet etmeyip insanlara, Bir "Sabır nümûnesi" gösterdi biz kullara. Buyurdu ki: (Ben aslâ şikâyet etmiyorum, Zîrâ bilmediğiniz şeyleri biliyorum.) O demek istedi ki: "Peygamberlik hâliyle, Rabbim, bana çok şeyi bildiriyor vahiyle." Tefsîr âlimlerinin çoğu şöyle buyurdu: Yâkub Nebî, ümitle bir şeyi bekliyordu. Yıllardır hasretini çektiği Yusuf'una, O, kavuşacağını beklerdi bir gün yine. Ziyâretine gelen Azrâile, o bir gün, Sormuştu ki: (Rûhunu aldın mı Yusuf'umun?) Azrâil "Hayır" deyip ve Mısır'ı o ara, Gösterip demişti ki: (Orada onu ara.) Ve ikinci olarak, oğlu Yusuf Nebî'nin, Küçük iken gördüğü bir "Rüyâ" vardı ilkin. İnanıp onun sâdık bir rüyâ olduğuna, Ümitle kavuşmayı bekliyordu oğluna. Ve yine oğulları, Mısır'dan edip avdet, Azîz'i, kendisine methetmişlerdi gâyet. Onu, her yönü ile methettikleri için, "Yusuf" olacağını düşündü o kişinin. Yâkub aleyhisselâm, bunu da öğrenince Bu husûsta tahmîni kuvvetlendi iyice. Yâni "Mısır Azîz'i" dedikleri kişinin, "Yusuf" olacağını düşündü bunun için. Bu yüzden demişti ki: (Gidin Mısır iline, Olur ki rastlarsınız Yusuf'un bir izine. Aslâ ümit kesmeyin Rabbimizin lutfundan, Gidin, haber getirin bana siz Yusuf'umdan.) Onlar "Peki" diyerek, Mısır'a yollandılar, Gelip Yusuf Nebî'nin huzûruna vardılar. Dediler ki: (Ey Azîz, inan ki ailemiz, Pek kalabalık olup, kalmadı zahîremiz. Paramız az ise de, ihsân et yine bize, Birer yük buğday ver de, dönelim evimize. Bundan ayrı olarak vardır ki bir derdimiz, "Bünyâmin" sebebiyle üzgündür pederimiz. Zâten o ağlıyordu gece gün Yusuf'una, Bu da ilâve oldu bu derdinin üstüne. Gerçi "Yusuf" hakkında ümîdimiz yok, lâkin, Eliniz altındadır kardeşimiz "Bünyâmin". Onun firâkı ile, hep ağlıyor babamız, Onu âzâd eyle ki, tam olsun ihsânınız.)