"Plevne Kahramanı"

A -
A +
Gâzi Osman Paşa, Plevne'de; Rusların 50.000 asker ve 184 topuna karşı, 23.000 asker ve 53 topla müdafaada bulunmuştur...

Bugün, "Plevne Kahramanı" Gâzi Osman Paşa'nın vefat yıl dönümüdür. Bu vesileyle önce, onu "kahraman" yapan Plevne Müdafaasından bir nebze bahsedelim...
"Tarih yazılan" 1877 Plevne Müdafaasında; Rusların 50.000 asker ve 184 topuna karşı, 23.000 asker ve 53 topla savunmada bulunan Gâzi Osman Paşa, düşmanın iki saldırısını püskürtmüş, 3. huruç harekâtında yaralanarak bir akarsu kıyısında, yarası sarılırken esir düşmüştü. Rus başkumandanı Grandük Nikola askerî tören yaptırarak, askerlik ve esirlik kaidesine aykırı olarak, Paşa'nın kılıcını iade etmiş ve;
"Şu anda yeryüzünde bu kılıcı şerefle taşımaya hakkı olan tek insan sizsiniz" demekten kendini alamamıştır...
Daha sonra Rus Çarı II. Aleksander'a götürülen Osman Paşa, onun "Niçin silah bırakmadınız" sorusuna; "Devletim bana düşmanı gördüğümde silahı bırak demedi. Bazen düşmanın sayısı çok olduğu hallerde bile savaş kazanılabiliyor. Nitekim bizim sizinle olan savaşımız gibi!" diye cevap verince Çar, kendisini tebrik ederek bir Rus Mareşali gibi kabul olunacağını söylemiştir.
General Sir Con D. P. Frenç de kahramanımız için şu satırları yazmıştır:
"Türk Paşasının; daha önce birçok hücumları idare etmiş liyakatli bir kumandan olan Skobelev karşısında başarıyla savunma yaptığını düşünürsek, onun zekâsını ve askerlik ilmindeki büyük becerisini anlamış oluruz..."
Şu bir gerçek ki, Plevne savunması; Osmanlı Devleti'nin en zayıf döneminde, ayaklar altına alınmak istenen millî haysiyetimizi yeniden yüceltmiştir... Gâzi Osman Paşa'nın adı yüz yıldan beri dillere destan olmuştur. Tevfik Paşa adlı değerli bir mühendisi ile siperleri toprağın içine kazdırmış ve yer altından birbirine bağlatmıştı. Bugün bile kabul edilen bu sistem ile Gâzi Osman Paşa, "siper savaşları"nda bir yenilik başlatmıştı. Şimdi de dünya harplerinde sahra tahkimatı [mevzileri] denilince Osman Paşa akla gelir...
Gâzi Osman Paşa, esir muamelesi görmeden geçen 2 ay sonunda yurda döndü. 5 Nisan 1900'de 67 yaşında vefât etti. Vasiyeti üzerine, Fâtih Camii'nin haziresine defnedildi... Ruhu şad olsun...