Gitsek, görsek, çalışsak, okusak." Hepimiz merak ediyoruz, farklı yerlerde neler oluyor. Ancak çok azımız cesaret edip gidebiliyoruz. Kimimiz maddi yetersizliklerden, kimimiz korkudan. Kalkıp gidemiyoruz. Merak hepimizin içinde de, bilinmeze yolculukta ürküten bir şey herhalde. İster okumaya gidin ister çalışmaya, diliniz farklı, alışkanlıklarınız farklı. En önemlisi başınız sıkıştığında koştuğunuz dostlarınız sevdikleriniz yanınızda değil. O kadar birbirine bağlı bir toplumuz ki ebeveynlerimiz içinde, çocuğunu yurt dışına göndermek kolay iş değil. Oysa dünya globalleşiyor, gitmek, görmek bir şeyleri yerinde öğrenmek lazım. Artık "yabancı bir lisanı konuşabilmek, özelliklede İngilizce yi bilmek olmazsa olmaz şartlan arasına girdi. Dil en iyi konuşulduğu ülkede öğreniliyor. Peki hal böyle olunca olumsuzlukları düşünüp, vazgeçelim mi dünyayı tanımaktan. Yoksa bir çıkış yolu mu arayalım. Bugün ülkemiz şartlarında yurt dışı seyahatlerinin hepimiz içinde çok kolay bir şey olmadığını düşünürsek ne yapalım? Au-Pair nedir? Yurt Dışı Eğitim Danışmanlığı yapan uzmanlar sınırlı imkanlarınız varsa ve kendinizi farklı bir kültür içinde de yetiştirmek istiyorsanız "Au- Pair olun" diyorlar. Evet kendinize güveniyorsanız , okul sonrası böyle bir tecrübe yaşayın arkadaşlar. "Au- Pair" olun. Nedir Au- Pair? Sorumuzun cevabı ülkemizde on yılı aşkın bir süredir yurt dışı eğitim ve Au-Pair'ık konusunda danışmanlık yapan ve Uluslar arası Au-Pair Birliği (IAPO)'nun kurucusu üyesi ICEP'ten geliyor. Yabancı bir ülkeye, o ülkenin dilini ve kültürünü öğrenmek üzere giden, bir aile yanında kalıp, ailenin çocuklarıyla ilgilenmeleri karşılığında kendilerine ücretsiz barınma, özel oda, yemek ve belli bir miktar cep harçlığı verilen kişilere Au-Pair denir. Teknik olarak, kişiler kendi ülkelerinde veya kendileriyle aynı dili konuşan bir başka ülkede Au-Pair olamazlar. Au-Pair olmanın en temel şartı, yabancı bir ülkede çalışılmasıdır. Ülkesine göre Au-Pair'lere küçük bir cep harçlığı ödenir. Çalışma şartları ve çalışma saatleri, ülkeden ülkeye değişir ve her ülkenin kendi kanunlarıyla belirlenmiştir. En çok tercih İngiltere'ye Peki hangi ülkelerde Au-Pair olabilirsiniz? Türkiye'de sadece ICEP ile; ABD, İngiltere, Almanya, Fransa, İspanya, İtalya, Hollanda, Kanada ve İsveç'te Au Pair olabilirsiniz. Au Pair sisteminin en çok tercih edildiği ülke İngiltereÖ Bu ülkeye gitme şartları ise şöyle: Kimlerin Au-Pair olabileceğine Büyük Britanya İçişleri Bakanlığı'nın karar verdiği İngiltere'de şu şartlar aranıyor: "17-27 yaşları arasında olmak. Bekar olmak. En az lise mezunu olmak. Temel düzeyde İngilizce bilmek. Çocukları seven, ev işlerine yatkın bir yapıda olmak. İyi huylu ve temiz bir aile geçmişine sahip olmak. Herhangi bir Avrupa ülkesi veya TC vatandaşı olmak" Nelere dikkat edeceksiniz? Au Pair sisteminin sağladığı sayısız yararların yanı sıra bazı dezavantajları da var Avantajları * Yabancı dili en ucuz bir şekilde öğreneceksiniz. Sadece yol masraflarını karşılayarak, ilgili ülkeye gidecek ve orada bir aile yanında konaklayacaksınız. Aynı zamanda kalacak güvenli bir yeriniz olacak, yemekleriniz aile tarafından karşılanacaktır. Aileden alacağınız harçlıklarla, ya devlet destekli ücretsiz dil kurslarına devam edebilecek, ya da çok düşük ücretli Au Pair kurslarına katılabileceksiniz. * Yeni bir çevre edineceksiniz. * Bağımsız karar verebilme yeteneğinizi geliştireceksiniz. * Türkiye'ye dönüşünüzde iş bulmada nitelik kazanacaksınız. Dezavantajları * Yabancı bir kültürde, iyi bilinmeyen bir lisanla, yabancı bir aile yanında yaşamak tıpta fenomenan denilen bir kültür şokuna sebep olabilir. * Sistemin gereği olan çocuklarla diyalogda zorluk yaşanabilir. * Au-Pair'lik ile onbinlerce dolar vermeden dil öğrenmek mümkündür ancak bunun karşılığında yanında kalacağınız aile için ciddi çalışmanız gerekir. Mesela ev işlerinde yardımcı olmak gibi... * Eğer çalışmaya alışkın biri değilseniz, hatta ev işleri ve çocuklarla aranız iyi değilse, Au-Pair'lik sizin için zor olabilir. Au-Pair'liğin bir diğer önemli dezavantajı, birileriyle birlikte aynı evde yaşayacak olmanızdır. Okuyucu mektubu Hedefinizin peşinden gidin Ankara'dan yazan okuyucumuz lise ikinci sınıf öğrencisi Serhat Özer, reklam yazarı olmaki istediğini belirtiyor ve çevresindekilerin bu düşüncesini çok akıllıca bulmadığını, ileride geçim sıkıntısı yaşayabileceğini söylediklerini dile getiriyor.Sevgili Serhat maalesef bizim ülkemizde "işle ilgili seçtiğiniz alan genelin düşündüğünün biraz dışına çıksın, hemen etrafınızdakileri bir panik alır ve "ne yapıyorsun, aç kalacaksın" gibi laflar çoğalır. Zira biz hâlâ geleceği "avukat, mühendis, doktor, öğretmen, muhasebeci vb. meslek sahibi olmak ve "eh işte biraz da para kazanmak" olarak görüyoruz. Hal böyle olunca istekler, yetenekler hep göz ardı ediliyor. Bu sebeple de bir çok kişi hiç de severek yapmadığı işinden, hayatını kazanmaya çalışıyor. Reklam yazarlığı hayal gücünü, düşünmeyi, gözlemci olmayı gerektiren özel yetenek isteyen bir alandır. Sen de böyle bir alanı düşündüğüne göre, demek ki kendine güveniyorsun. İnsanlar, işlerinin en iyisi olmaya çalışırlarsa hiçbir zaman aç kalmazlar. Kaldı ki reklam oldukça pahalı bir hizmet sektörüdür. Yazılı medyada her santimin, görsel ve işitsel medyada görsel ve işitsel medyada ise her saniyenin ekonomik bir değeri vardır. Siz de duymuşsunuzdur, "bazı önemli maçlar öncesinde reklamın saniye bedelinin binlerce doları bulduğunu" İzlenme ve okunma oranları yüksek yayınlardaki ve programlardaki reklam fazlalığını da göz önünde bulundurursak, reklamın günümüzde ne kadar önemli bir sektör olduğu bir kez daha ortaya çıkar. Burada çok önemli nokta, en kısa zamanda veya sınırlı bir alanda hedef kitleye en iyi, en vurucu mesajı vermek mecburiyetiniz olduğu için reklam metninizin çok etkili bir şekilde yazılmış olması ve metin yazarının başarısının reklamın öncelikli başarısı haline geliyor olması. İletişim, Radyo Televizyon, Reklamcılık vb. alanlar sizi ileride yapacağınız mesleğe yakınlaştırır. Ancak yazarlık öyle bir şeydir ki işletme eğitimi alsanız da, mühendislik okusanız da yazma beceriniz varsa yine de bu işi yapabilirsiniz. Başarılı olacağınızı düşünüyorsanız, amacınızın peşinden gidin, bu işi yapan profesyonellerle mutlaka konuşun. Yazılarınız varsa onlarla paylaşın. Tarafsız gözle değerlendirmelerini rica edin. Mesleğin inceliklerini öğrenin. Özellikle edebiyat öğretmenlerinizle görüşün ve bu konuda fikirlerini alın. Amacınıza ulaşmanız dileği ile... Küçük bir hikaye Bir bahar günü ABD 'deki meşhur Brooklyn Köprüsü'nde görmeyen bir adam dilencilik yapıyormuş. Dizlerinin dibine üzerinde "doğuştan kör" yazan bir tabela koymuş. Herkes dilencinin önünden para vermeden geçip gidiyormuş. Fakat bir reklamcı bunu görmüş. Adamın durumuna acımış ve tabelayı eline alarak arkasına bir şeyler yazmış ve tekrar yerine koymuş. Ne olduysa ondan sonra olmuş. Oradan gelip geçen ve tabeladaki yazıyı okuyan herkes, dilencinin önündeki şapkaya habire para atmaya başlamış. Köprüden geçen insanları etkilemek için tek bir cümle yetmiş. Reklamcı tabelaya " Güzel bir bahar günü , ama ben baharı göremiyorum" yazmış. İşte etkili bir metin yazarlığı.