Yaşadıkları yoğun korku sebebiyle terfi fırsatlarını geri çeviren, görevden kaçınan, bir takımın lideri olmaktan korkan binlerce yetişkin olduğunu biliyor musunuz? Uzmanlar böyle kişilere sosyal fobik diyorlar. Hatta benzer sebeplerden bir davet, toplantı haberi gelince sinirleri bozulan "Ne bahane etsem de gitmesem" diye düşünenlerin sayısı da hiç az değil. Uzmanlara göre her yaş grubunda rastlanabilen sosyal fobi, sıklıkla 13-19 yaş aralığında açığa çıkıyor. Hastalık; sosyalliğin arttığı ergenlik döneminde filizlenip, üniversite ortamı gibi korkuların ön plana çıkmasına sebep olabilecek, ilişkilerin yoğunlaştığı yaşlarda sıkıntılı bir sürece dönüşüyor. Sosyal fobinin iki ana sebebinden biri; psiko-sosyal durum. Hastalık baskıcı ya da koruyucu ailelerin çocuklarında daha çok görülebiliyor. İkinci sebep ise genetik yatkınlık. Birinci derece akrabaları arasında sosyal-fobik bulunanlarda hastalık diğer kişilere göre üç kat daha fazla görülüyor. İkinci hastalık Sosyal fobide genetik yatkınlığın yanında görerek şartlanma da söz konusu olabiliyor. Yani çocuk sosyal fobik anne ya da babasını örnek alabiliyor. En acısı da maalesef; bir sosyal fobik kapasitesinin ancak yüzde 30-40'ını kullanabiliyor. Hastalığın biyolojik yönünü Psikiyatrist Dr. Adnan Çoban şöyle anlatıyor: "Yapılan araştırmalarda sosyal fobiyle beyindeki özel bir alan arasında bağlantı kurulmuş. Sosyal fobiklerin beyninde dopamin adlı bir maddenin az salgılandığı görülmüş. Dopaminin de korkunun üzerine gitmek, cesaret gibi duygularla ilgili olduğu ortaya konmuş." Sosyal fobikliğin en önemli tehlikelerinden biri de ikinci bir hastalığın ortaya çıkması. Yani sosyal fobi ile depresyon ya da alkol, uyuşturucu bağımlılığı gibi faktörler, bu rahatsızlığın yanında ikinci bir hastalık baş gösteriyor. Konunun uzmanlarına göre sosyal fobi, temel özelliği başka insanların da bulunduğu ortamlarda aşırı heyecan duymak olan bir hastalıktır. Çevrede başka kişi veya kişiler, özellikle de yabancı kişiler, sosyal fobi hastasının şiddetli bir kaygı, sıkıntı, huzursuzluk ve utangaçlık duymasına yol açar. Bu durumda sosyal fobik; yüz kızarması, ses titremesi, konuşamayacağı duygusu, el titremesi gibi davranışlar gösterir. Herkesin kendisini eleştirdiği hissi, küçük düşme endişesi taşır. Yani sosyal fobik; tanımadığı kişilerin önünde aşağılanmasına veya utanmasına sebep olacak biçimde davranacağından, yüzünün kızaracağından, titreyeceğinden aşırı derecede korkan insandır. Çekilmez hayat Sosyal fobiklerin en büyük tasası topluluk önünde konuşmaktır. Kendi evlerinde ve aile üyeleri arasında genellikle rahat ederler. Karşı cinsle konuşmak da sosyal fobili bazı insanlar için başlı başına bir problemdir. Sosyal fobikler arasında bekarlık oranı yüksektir. Sonunda sosyal fobiğin hayatı bir ıstıraba döner. Pek çok sosyal fobik devlet dairesine, bankaya gidip işini yaptıramaz. Bazıları telefonla bile konuşamaz. Ağır vakaların sokağa çıkmaya, bakkala gitmeye, biletçiden otobüs bileti almaya bile tahammülü yoktur. Bunlar sonunda kendilerini eve hapsederler, okulda başarısız olurlar, çalışma hayatları sona erer. Belirtiler Aşağıdaki davranışları kendinizde görmüyorsanız, sosyal fobiksiniz: * Topluluk içinde telefonla konuşmak. * Grup etkinliklere katılmak. * Topluluk içinde yemek yemek. * Otorite konumundaki birisiyle konuşmak. * İzleyiciler önünde bir iş yapmak ya da konuşmak. * Arkadaş toplantılarına, partilere (eğlence) katılmak. * Başkaları sizi izlerken çalışmak. * Başkaları sizi izlerken yazı yazmak. * Çok iyi tanımadığınız birisiyle yüz yüze konuşmak, tanışmak. * Bir odaya herkesin girip, yerleşmesinin ardından içeriye tek başına girmek. * Bir gruba önceden hazırladığınız bir konuşma, sözel bir sunum yapmak. * Önceden hazırlık yapmaksızın bir toplantıda konuşmak. * Çok iyi tanımadığınız birisine aynı fikirde olmadığınız ya da onu onaylamadığınızı söylemek. * Satın aldığınız bir malı, parasını geri almak üzere mağazaya iade etmek amacıyla götürmek. * Israrcı bir satıcıya karşı koymak. * Karşı cinsle iletişime geçmekte, duygularını dile getirmekte zorlanmak. Kabullenin ve yenin! Sosyal fobi günümüzde oldukça iyi tedavi edilen bir rahatsızlıktır. Ama tedavi edilmediğinde ağır sonuçlara yol açabilir. Psikiyatristler, sınıfta derse kaldırıldığında duyduğu heyecana dayanabilmek veya akranlarıyla ilişkilerinde daha az kırılgan ve daha cesur olabilmek için, henüz ortaokul yıllarında alkol ve madde kullanmaya başlayan çok hasta görürler. Sosyal fobiklerin eğitim ve iş başarıları, hayatta gösterdikleri performans genelde düşüktür. Öte yandan bugün radyoda, televizyonda program yapan ve bu işi de başarıyla yürüten çok sayıda iyileşmiş sosyal fobik vardır. Ancak çoğu sosyal fobik tedavi başvurusunda bulunmamakta, berbat bir hayata katlanmak zorunda kalmaktadır. Her şeyden önce bunlara dikkat edin: * Problemi gözünüzde çok büyütmeyin. Kabul edin ve üzerine gidin. * Bir çok kişinin sizinle aynı durumda olduğunu da aklınızdan çıkarmayın. * Hata yapmak, başarısız olmak tüm insanlar için geçerlidir. Meseleleri kafanızda gereğinden fazla büyütmeyin. * Sosyal ortamlarda tek başınıza olmaktan çekiniyorsanız öncelikle sevdiğiniz, güvendiğiniz kişilerden destek alarak, onlarla birlikte gruplara girin. * Meseleyi tek başınıza halledemeyeceğinizi düşünüyorsanız bir uzman yardımı almaktan asla çekinmeyin. Uzmanlar Sosyal fobinin tedavisinde iki yöntemden bahsediyorlar. İlaç tedavisi: Günümüzde sosyal fobinin tedavisinde oldukça etkili olan, bağımlılık yapmayan, uyku-sersemlik gibi yan etkilere yol açmayan ve kalıcı düzelme sağlayabilen bir takım ilaçlar vardır. İyi bir ilaç tedavisiyle kimi zaman psikoterapiye dahi gerek kalmadan kişi dertlerinden kurtulmaktadır. Psikoterapi: Sosyal fobi tedavisinde diğer yöntemdir. Sosyal fobiklerde genellikle "bilişsel-davranışçı terapi" denilen psikoterapi yöntemi uygulanmaktadır. Burada amaç kişinin negatif, örneğin "sosyal ortamlarda kendileri için başarısızlığın kaçınılmaz olduğu" yolundaki düşünceleri ile yüzleşmelerinin sağlanmasıdır.