samdan
camii
hayirli-ramazanlar

Kendi sesine kulak ver!

A -
A +

Siz hiç bir iç sesin peşinden koşarak kitleleri harekete geçirebileceğinizi ve büyük işler başarabileceğinizi düşünebiliyor musunuz? Ne demek mi iç ses? Size yapmak ve olmak istediğiniz konuda sürekli konuşan, içinde bulunduğunuz şartlara göz atarak gönlünüzün ta derinlerinde yatan düşüncelerinize ulaşmanız için sürekli size bir şeyler söyleyen ses. Yani sizi, neyin doğru olduğu konusunda rahatlatan ve onu yapmaya iten şey... Bu ses bazen herşeyi bırakıp gitmenizi, bazen uzun yolculuklara çıkıp dünyayı tanımanızı, bazen kitaplar yazmanızı, şarkılar bestelemenizi bazen de insanlığa hizmet etmek için bir çaba harcamanızı söyler durur. Kimilerimiz ona kulak verir, kimilerimiz de sıkışmış kalıplarımız içerisinde günlük hayatın getirdiklerini yaşar. Ömrümüzü yapmak istediklerimizle, yaptıklarımız arasında sıkıştırır, yaşarız. Bu durumda ne geçmiş bizim için çok anlamlıdır ne de geleceğin tekdüzeliğinden kendimizi koruyabilmişizdir. Belki temkinli davranmanın ya da tembelliğin rahatlığı üzerimizdedir ancak orası asla iç sesimizin bizi yönlendirmeye çalıştığı yer değildir. Ne yapmak lazım? Bunlar ne mi demek şimdi? Örnekleyelim. Mesela siz açlığın ülkesinde bir ekonomi profesörüsünüz ve sizden öğrencilerinize ekonomi anlatmanız isteniyor. Para yok parayı anlatacaksınız, üretim yok, üretimi anlatacaksınız. Kağıt üstünde tamam da reel hayatta gösteremediğiniz bir bilginin gerçekten de yerini bulabileceğini düşünebiliyor musunuz? Konuya daha farklı bir açıdan bakarsak siz hiç açlık, sıkıntı nedir bilir misiniz? Gerçekten de bir ekmek alamayacak, çocuğuna bir bardak süt içiremeyecek kadar yokluk içinde olmak ve bu durumda ne yapacağını nereye, kime gideceğini bilmemek nasıl bir duygudur? Böyle bir hal içinde açlığın ülkesinde ekonomi profesörü olmak size ne kazandırır? Ne yapmak lazım acaba?... İşte size böyle bir ortamda kendi iç sesini dinleyen ve başkalarındaki başarabilme potansiyelini ortaya çıkarıp, onlara da kendi iç seslerini duyabilme ilhamını veren, bir adamın hikayesi... İlginç bir hikaye "Grameen Bank'ı duydunuz mu? Ya da bu bankanın nasıl kurulduğunu biliyor musunuz? Hikayemiz Bangladeş'te geçiyor. Bildiğiniz gibi Bangladeş dünyada nüfusu çok hızlı artan, çalışma alanı olmadığı için de yoksulluktan başka şey üretemeyen bir ülke. 1971'de Pakistan'dan koparak bağımsızlığını ilan ettiğinde 50 milyon civarında nüfusa sahipken bugün 140 milyonluk bir ülke. Üstelik Dünya Bankası verilerine göre milli gelir kişi başına 360 dolar civarında. İşte bu genç ama yoksul ülkede insanlar açlıktan ölmemek için çırpınırken, 1974 yılında ülkenin tek üniversitesinin tek ekonomi bölüm başkani Prof. Muhammed Yunus okuduklarından da, okuttuklarından da sıkılır. Teoriden pratiğe, hayallerden gerçeklere döner. Bambucu kadının öğrettiği Üniversiteyi bırakıp Bangladeş'in köylerine, ölmemek için tencere kaynatmaya çalışan yoksulların sorunlarını incelemeye başlar. İlk görüştüğü yoksul Safiye Begum'dür. Safiye bambu satın alarak tabure yapmaktadır. Ancak bambu satın alacak parası olmadığı için, malzemeyi borçlanarak pahalı satın almakta bu yüzden de çok az para kazanmaktadır. Her sabah borca satın aldığı bambuyu işleyip akşam tabure haline getiren, onu satıp borcunu ödedikten sonra kalan parayla tenceresini kaynatıp çocuklarını doyurmak zorunda kalan kadının bu işten günde kazandığı para sadece iki centtir. Safiye Begüm kendisini fal taşı gibi açılmış gözleriyle dinleyen Prof. Yunus'a borç para bulabilse, peşin alacağı bambuyu ucuza temin edeceği için daha fazla para kazanacağını söyler. Yunus kadına ne kadar paraya ihtiyacı olduğunu sorar. Begüm, "22 cent" der. Kadının tenceresini kaynatması için gerek duyduğu tüm para 22 sent yani 300 bin liradır. Sadece 27 dolar Muhammed Yunus ve kendisini yalnız bırakmayan birkaç öğrencisinin köyde bir hafta içinde yaptığı araştırmada Begüm benzeri para bulamadığı için pahalı borçlanıp, az kazanan 42 insan tespit ederler. 42 insanın geçindirmek zorunda olduğu tam 42 ailenin tüm finansman ihtiyacı toplam 27 dolardır... O gece bambu dallarıyla örtülü kulübesine girdiğinde koca adam ağlamaya başlar. 42 ailenin çektiği bunca çilenin hepsinin kaynağı bulunamayan 27 dolardır. Bu insanlar için bölgesindeki bankalardan kredi isteyen Profesör bankalarca "parası olmayan insanlar kredilerini nasıl öderler" diye sürekli geri çevrilir. Bu yolla sonuca ulaşamayacağını anlayınca, cebinden koyduğu parayla 42 ailenin sıkıntılarını gidermeye karar verir. Ancak dişini tırnağına geçirip çalışan, üreten, ekmeğini taştan çıkaran 42 ailenin 27 dolarlık kredi yokluğu sebebiyle düştüğü durumun utancı kendisini huzursuz eder. Mikro kredi denen şey 27 dolarla başlayan macerayı sistematik bir çözüme kavuşturur. Para ihtiyacı olan üreticiye çevresinden kendisini tanıyan ve güvenen 5 kişi kefil olduğu takdirde üretimi devam ettireceği krediyi veren mekanizma böylece işlemeye başlar. 1976 yılında bir profesörün 42 kişiye ödünç verdiği 27 dolarla başlayan macera bugün 2.5 milyon aileye 2.5 milyar dolarlık kredinin sağlandığı, dev bir bankaya dönüşür. Grameen Bank'ın mikro kredi olarak adlandırılan uygulaması ile görülmüştür ki; Ne kadar küçük olursa olsun finansal sermaye sağlanması halinde yoksulların da hayatı değişebilmekte, toplumların moral değerleri ayakta kalabilmektedir. Bugün Bangladeş'te namuslu, çalışkan yoksullar Grameen kaynağı sayesinde 20 dolardan 500 dolara kadar değişen kredilerle çeltik ayıklamak, pirinç işlemek, çanak çömlek yapmak, inek satın almak gibi işlere başlamakta, üretime başladıktan sonra da borçlarını ödemektedirler. Dünyanın dört bucağında İşlerin kötü gitmesi halinde kefil olanlara baş vurulmakta, onların da ödeyememeleri halinde herhangi bir kanuni işlem ya da haciz yapılmamaktadır. 2.5 milyon ailenin yararlandığı kredideki batak oranı % 2'lerin üstüne çıkmamıştır. Yoksulları yardıma, devlet ya da zenginlerin müşfik eline muhtaç etmeyen, onurlu şekilde üretip insan olduklarını kendilerine hissettiren bir sistem... Yapılan araştırmalar devlet yardımı ile büyümeye alışan çocukların bütün hayatlarını yardıma muhtaç geçirdiklerini göstermektedir. Muhammed Yunus'a göre beslenmek gibi kredi de doğal olarak talep eden her insanın hakkıdır. Her yoksul insana sorumluluk yüklenmesi ona insanlık onurunu kazandırma ile eş değerdedir. Grameen Bank bugün Bangladeş sınırlarını aşıp dünyanın dört bucağına yayılmış durumda. Yoksulluğun kol gezdiği tüm ülkelerde yoksul olmaktan başka suçu olmayan, çalışmak, üretmek, onurlu bir şekilde hayatını idame ettirmek isteyenlerin yardımına koşuyor. Krediler verilirken teminat aranmıyor, ancak sizin o işi yaptığınızı bilen ve tanıyan beş kişinin ortak kefaleti aranıyor. Böylece suiistimale karşı kendiliğinden bir kontrol sağlanıyor. Geri ödemeler haftalık olarak yapılıyor. Küçük tutarlı risksiz kredilerle yoksul insanların kendi becerileri ve öz güvenleri ile açlıktan kurtulup, toplum nezdinde asalak olarak damgalanma yerine onurlu üreticiler olmaları hedefleniyor." Hedeflerinize odaklanın İşte Prof. Yunus iç sesini dinledi. Engelleri gelişiminin bir parçası olarak gördü ve yılmadı. İç sesinin peşine düştü ve Bangladeş sınırlarını aşarak çok ciddi bir çalışmanın mimarı oldu. Büyük bir kitleye içinde bulundukları durumun hiç de hayatları olmadığını ortaya koyarak büyük bir sinerjiyle kitleleri harekete geçirdi ve onlara balık tutmayı öğreterek insanlık tarihi için sürekli bir katmadeğer sağladı. Siz de önemli işlere öncelik verin. Kazan-kazan diye düşünün. Önce anlamaya, sonra anlaşılmaya çalışın. Sinerjinin gücüne inanın. Kendinize güvenin ve vicdanınızla iç sesiniz arasında bir denge kurarak amaçlarıza odaklanın. Harekete geçme vakti Hayat dört şeritli bir otoyol... Her bir şerit çocukluk, gençlik, olgunluk ve yaşlılık dönemlerinı ifade ediyor. Seyir halindeki arabalar ise karşılaşılan zorlukları... Zaman, çok hızlı ilerliyor. Kötü giden birşeyleri değiştirmek, iç sesinizi duymak için çok az zamanınız var şimdi koşma vakti...

UYARI: Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.