'Afrika’nın en kuytu köyünde bile Türk var'

A -
A +

Televizyonda bir kız var, dünyayı geziyor. Bu gezdiği anları ise, televizyonda bize izletti. Tüm hayatı gezerek geçiyor. Eşiyle bile bu gezi programında evlendi. Hatta hamileydi gezdi, çocuğu dünyaya geldi yine gezdi. Bu kızın dünya turuna eşi de eşlik ediyor. Oğlu, annesi ve babasıyla dünyayı geze geze büyüdü. Bu kişi Kanal 7’deki “Dünyayı Geziyorum” programı sunucusu Özlem Tunca Esirgenç. Kendilerini eşim Fatih Mehmet Bucak’ın Instagram’ında görüp daha sonrasında da araştırıp izlemeye başladım. Sonra eşim ailecek tanıştıklarını anlattı ve sağ olsun röportaj için telefon numarasını verdi. 8 saat gerideki Amerika Atlanta’dan gelip, 1 saat ilerideki Seyşeller’e gitmelerinden önceki arada Yakupcan ve Özlem Esirgenç’i yakalayıp sizler için keyifli bir sohbet yapma fırsatım oldu. İşte Özlem ile keyifli sohbetimiz;

Hava nasıl Seyşeller’de? Denize giriyor musunuz?

Deniz, kum çok güzel. Yakupcan ve babası bol bol denizin tadını çıkarıyor, kumda oynuyorlar. Çekimlerden dönünce onlar denize giriyorlar.

Okul yıllarına geri gidersen, hayalindeki bu tarz bir kariyer miydi?

Evet. Kesinlikle. Tek hayalim çocukluğumdan beri televizyoncu olmaktı. Gezmeyi çok seviyordum. Hayalimde hep gezi programı yapmak vardı. Bu konuda çok dua etmişim demek ki, kabul oldu. Çocukken de elimde hep mikrofon vardı. Okul müsamerelerini hep ben sunuyordum. Hayalim de radyo, televizyon, sinema okumaktı ve o da oldu. 

İlk kamera önüne çıktığın anı hatırlıyor musun?

Evet hatırlıyorum. İnanılmaz heyecanlanmıştım. Elim ayağım titriyordu. 2003 yılında Kıbrıs’ta okurken, Genç TV’de sabah magazin programı sunmaya başlamıştım. Ünlülerle röportajlar yapıyordum. Bu başarılı olunca canlı yayında “Akşam Saati” diye bir program sunmaya başladım. Sonra da Türkiye’de program sunmaya başladım. 

'Afrika’nın en kuytu köyünde bile Türk var'

Eşinle nasıl tanıştınız?

Biz on yıl öncesinden tanışıyoruz. O da Hacettepe’den mezun. Ben mezun olduğumda, Kıbrıs’tan çalışmaya geldiğimde bir yerde çalışmaya başladım ve o da çalışıyordu aynı yerde. Öyle tanıştık.

İlk tanıştığınızda bugünler aklına gelir miydi?

Evet. Ben zaten onu gözüme kestirmiştim. 10 yıldır beraberiz.  

Beraber program yapmaya ne zaman başladınız?

Ben yemek programı yapıyordum, o da benim yemek programımda yönetmenlik yapıyordu. Bu işe Türkiye’yi gezerek başladık. Fenerbahçe TV’de başladık, şimdi de Kanal 7’de beraber dünyayı geziyoruz. Dünyayı gezmek hep benim hayalimdi.

'Afrika’nın en kuytu köyünde bile Türk var'

Eşinle yapmasaydın bu programı, yine de yapabilir miydin?

Yok yapamazdım. Ondan manevi çok büyük destek alıyorum. Gün 35 saat olsaydı, onu da onunla geçirmek isterdim. 24 saat beraberiz ve çok mutluyum. Allah’ın bana vermiş olduğu büyük bir lütuf.  

Peki hiç kavga çıkmıyor mu, bu kadar çok beraber olunca?

Çıkıyor tabii ki. İşle özel hayatı ayırıyoruz biz. Genelde stresli olduğu için ara sıra işte tartışma oluyor ama sorun yok toparlıyoruz hemen. 

Bu kadar çok gezmek, özellikle de Yakupcan ile birlikte zor olmuyor mu?

Biz 10 yıldır geziyoruz. Gezmek hayat tarzı hâline geldi benim için. 4 yıl bütün Türkiye’yi gezdik, 7 yıldır da dünyayı geziyoruz. Güzel. Ben alıştım. Yakupcan ile birlikte, evde daha zorlanıyoruz. Dışarıda dikkatini çeken çok şey var. Zaman geçiriyoruz, anlaşıyoruz ama evde enerjiyi atamıyor ve uyumuyor. Amerika’da çekimlerdeyken çok rahat uyudu. Evdeki oyuncaklarını özlediği için uyumak istemiyor. Geleli iki gün oldu, bugün erken kaldırdım, üçüncü gün de alışır. 

“Ne gezdiriyorsun çocuğu?” diye yorumlar geliyor mu?

Bence evde büyüyen çocuktansa gezen çocuk çok daha iyi. Evde çocuk sadece oturuyor ve dış dünyaya alışık değil. Mikroplarla tanışmıyor. Sosyal hayatı daha geri kalıyor. Dışarıya alışkın oluyor çocuk, bir de hep annenin yanında olması da iyi, anne sıcaklığı hep yanında. Dibimde ve nasıl büyüdüğünü gördüm. Bu işi yapmasam da sokakta büyütürdüm çocuğumu.

'Afrika’nın en kuytu köyünde bile Türk var'

Hasta olmuyor mu ?

Oluyor. Doktora götürüyoruz. O kadar pimpirikli değilim. Yurt dışında da hasta oldu, ilaç veriyorlar, geçiyor. Anne sütü çok önemli. Hâlâ emiyor, aslında artık kesmemiz lazım. (Yakupcan araya giriyor; “Ben hâlâ anne sütü emiyorum) Anne sütünün çok faydasını gördüm ben. Yakupcan şu anda tam 33 aylık. Nisan ayında tam 3 yaşında olacak. 

Gezdiğin ülkeler arasında seni en etkileyen yerler nereleri oldu?

Herkes diyor ki ‘Oh dünyayı geziyorsunuz, ne güzel, hayat size güzel’ aslında çok yoruluyoruz. Uzun uçuşlar yapıyoruz. Evimize gelip 5-6 gün kalıp yine gidiyoruz. Ama iyi çünkü bünyeyi güçlendiriyor. Çok yorulduğumuz için ben deniz kenarında yatmayı, uzanmayı ve sessizlik, sakinlik aradığım için Maldivler’i çok seviyorum. Ama Yakupcan biraz daha büyüdüğü zaman; Afrika ve orada safari ve hayvanları, macerayı tercih ederim. Kültür turu, hem tarih hem yemek olsun dersek İtalya güzel. Hatta daha yeni Sicilya’daydık ve iki kilo aldık, onların makarnaları sayesinde. Alışveriş için ise Amerika. Orada hep indirimler var. Hatta ertesi günü de Seyşeller’e gidiyoruz. 

Gezdiğiniz her yerde hemşehrilerimiz oluyor değil mi? 

İnanın en kuytu köşelerde, Amerika’nın en uzak yerinde, Afrika’nın en kuytu köyünde bile muhakkak bir Türk var. 

'Afrika’nın en kuytu köyünde bile Türk var'

ANNE TEPKİSİ: "YETER UÇAKTA DOĞURACAKSIN"

Nereye kadar gezeceksiniz?

Zaman ne getirir, ne götürür bilinmez ama ben hamileliğimde de 9 ay gezdim. Doğumdan 40 gün sonra da gezmeye başladık. Gezmek virüs gibi, bir gün fazla oturunca ben kurtlanıyorum. Gezmeye alıştım, ömrümün sonuna kadar gezebilirim. Gezmek güzel bir şey. Bunu yapıp insanlara sunmak da çok güzel. Ama Yakupcan büyüyecek, okul zamanı gelecek ve hayat ne gösterir bilemiyorum, bakalım Allah bir yoluna koymuştur, zaman gösterecek.

Gezmeyi bıraktıktan, 2 hafta sonra doğum yapmışsınız. Yolda doğacak diye korkmadınız mı?

Annem “Yeter artık, vallahi uçakta doğuracaksın, bu çocuk nerede doğacak” dedi. Her aradığımda telaşla açıyordu telefonu. Aklımda da biraz şüphe vardı, nerede doğacağına dair. Ama doktor kontrolünde gittiğimiz için içim rahattı. Bir de çok evhamlı değildim ve midem bile bulanmadı hamileliğim süresince. Doktor da onu çok gezmeme ve kafamın rahat olmasına bağladı. 2. çocuğu yapsam, yine eve kapanmam, yine aynısını yaparım. 

Yakupcan televizyonda olduğunun farkında mı?

Anlıyor. “Anne ben televizyona çıkacağım” diyor. Çıktığı andan itibaren seyrediyor. Kendi olmadığı bir sahne olursa; “Ben niye burada yokum?” diyor ve sonraki çekimlerde hemen bacağıma yapışıyor.

DOMİNİK'TE GELİNLİK GİYDİ

Bir de düğün yaptınız, hem de Dominik Adaları’nda. Ani mi oldu, nasıl planladınız?

Aslında planlı değildi. Nişanı yapmıştık ve düğün için vakit bulamıyorduk. Hep gezdiğimiz için. O gün de çekime gitmiştik Dominik Adaları’na. Yasin orada teklif edince, plajda bir düğün çok hoşuma gitti ve kabul ettim. Sonra insanlar dönünce, bize neden söylemediniz diye kızınca, bir düğün de Ankara’da yaptık. Sonra da bu bir ritüel hâline geldi. Bu kez Maldivler’e gittiğimizde de bir temsili düğün yaptık, hatta Yakupcan da yanımızdaydı. Hatta Yakupcan çok şaşırdı, “baba ne giydin?” dedi. Bana sordu. Gelin ne demek, damat ne demek onları öğrendi. Hatta Seyşeller’e geldiğimizde de “Anne düğün ne zaman?” diye sordu.

'Afrika’nın en kuytu köyünde bile Türk var'

Yakın gelecekte başka projeler var mı?

Aslında Yakupcan’a, bana dizi teklifleri de geliyor, ileride olabilir ama şimdi gezmek çok tatlı. Yakupcan okula başladıktan sonra belki bakarız, yeni projelere adım atabiliriz. Vaktim olsa ileride kitap da yazmak istiyorum. 

İstanbul’a gelince evde mi vakit geçiriyorsunuz?

Biraz öyle oluyor. 5-6 günlük seyahatler yapıyoruz. Evde olmayı, zaman geçirmeyi, ev yemeklerini çok seviyorum, özlüyorum. Evde oturmak istiyorum. Ama Yakupcan iki günden fazla evde kalınca sıkılıyor, “Hadi parka gidelim, bisiklete binelim” diyor. Alıştı, pek oturmuyor.

Okurlarımıza söylemek istediğin bir şey var mı?

Herkes bence gezmeli. “Çocuğum var oraya gidemem”, diye düşünmemeli. Gezmek çok şey öğretiyor. Ön yargılardan kurtulup gezmek lazım. Gezmek insanı doğduğu yerden başka bir yerlere götürüyor. Yeni insanlarla tanışmak, yeni lezzetler tanımak, öğrenmek için bol bol seyahat etmek lazım.

ÜNLÜ DİZİLERİN DE ARANAN YÜZÜ

Dizi oyuncusu, TV yapımcısı ve sunucusu Özlem Tunca Esirgenç, 23 Ocak 1985 tarihinde İzmir’de dünyaya geldi. Üniversite eğitimini, Kıbrıs’ta Girne Amerikan Üniversitesi, İletişim Fakültesi Radyo Televizyon Sinema bölümünden mezun olarak tamamladı. Şu anda eşi Yasin Esirgenç’in yapımcılığını yaptığı Kanal 7’de yayınlanan “Dünyayı Geziyorum” programını oğlu Yakupcan (3) ile hazırlıyor ve sunuyor. Ayrıca Cennet Mahallesi, Gönül Salıncağı ve Tatlı Bela Fadime gibi dizilerde de rol aldı.

'Afrika’nın en kuytu köyünde bile Türk var'

 

 

UYARI: Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.