Arzu Şimşek: Kukla ile oğlumun iç dünyasını keşfettim

A -
A +

Bazen yolunuz kesişir güzel insanlarla. İşte öyle bir Bodrum akşamında, benim de sanatçı ruhlu ince bir insanla yolum kesişti. Yorgun, argın eve dönmeye çalışırken, hem alışveriş yapıp hem soluklandığımız sırada, kukla tutkusu, işi ve hayatı olmuş olan Arzu Hanım’la tanıştık. Tanışma söyleşiye döndü ve sevdasına dair keyifli bir sohbet yaptık…
Arzu Şimşek: Kukla ile oğlumun iç dünyasını keşfettim
- Nerede doğdunuz? Nerelisiniz? Nerede okudunuz?
İzmirliyim ama Bayburt’ta doğmuşum. Babamın görevi sebebiyle oradaymışız. Çocukluğum çeşitli yerlerde gezdikten sonra İzmir’de geçti. Babam astsubay emeklisiydi. Ben Ticaret Lisesi ‘Banka Bölümü’ mezunuyum. Babam “aç kalırsın, güzel sanatlarda okuma” demişti. Ben de ergenlik dönemimde “güzel sanatlara gitmiyorsam o zaman hiç okumam daha iyi” diyerek üniversiteye devam etmedim. Hataydı.
- Pişman mısınız? İleride düşünüyor musunuz okumayı?
İçimde ukde oldu. İstiyorum, düşünüyorum tabii ki. Benim mesleğim açısından akademinin çok önemi olmasa da ilk fırsatta okuyacağım. Birçok şeyi uygulayarak öğrendim. Bizzat araştırarak çözdüm. Yine de akademiyi bitirmek gerektiğini düşünüyorum.
Arzu Şimşek: Kukla ile oğlumun iç dünyasını keşfettim
- Nasıl başladınız bu işe?
Çocukluktan beri hep vardı hayatımda; kuklalar, bez bebekler, bir şeyler üretmek.
- İlk yaptığınız bebeği hatırlıyor musunuz?
Unutamam. Annemin kocaman bir çarşafını bozup ortasından bez bebek dikmişim. Ondan sonra zaten bana ayrı dikiş bohçası yaptılar. O zamanlar ilkokul beşinci sınıftaydım.
- Sonra kukla yapmanın sizin için ekmek kapısı hâline dönüşmesi nasıl oldu?
O, oğlumun doğumundan sonra oldu. Yusuf Efe şu anda 14 yaşında. 3 yaşına geldikten sonra anaokulunda yıl sonu gösterileri için kostümler lazımdı. Okuldakiler benim yaptıklarımdan haberdar olmuş, rica ettiler. Kostüm tasarlardım, o seneki yıl sonu gösterisini ben hazırladım. O gösteriyi izleyip beğenen 3 okul daha aynısından istedi. Böylece bu iş otomatik olarak şekillendi.
Arzu Şimşek: Kukla ile oğlumun iç dünyasını keşfettim
Arzu Şimşek “Belli bir malzeme yok, her şeyden kukla yapabiliyoruz” diyor.
- Ne tarz kuklalar yapıyorsunuz?
 Eğitim amaçlı olanlar, şov amaçlı olanlar var. Mesela ‘7. Uluslararası Kukla Günleri’nde İzmir’de dev sokak kuklaları yaptık. 3,5-4 metre boyundaydılar. Hayalimiz oradaki direktörümüz Selçuk Bey’le dev bir kortej oluşturmaktı. 5 Anadolu karakteri seçtik. Semazen, Nasreddin Hoca, Karagöz, Hacivat ile deniz kızı ve yılan. Deniz kızı ve yılan da bir Karagöz Hacivat tiplemesidir ve aynı zamanda kukla festivalinin de logosudur.
- Bu karakterleri üretmeden önce, onların tarihini araştırıp öğreniyor musunuz?
Genellikle bunu yapmaya çalışıyorum. Bu, tasarım ve üretim aşamasında çok önemli. Bir de bizim işimiz zamanla yarışmak. Hem araştırma hem üretim aynı anda oluyor. 
- Ne kadar sürdü bu bahsettiğiniz kuklaları üretmek?
İki buçuk ayda bitirdik. Çok çabuktu aslında. Karagöz ve Hacivat benim geliştirdiğim dolgu tekniği ve kumaş boyamayla yapıldı. Diğerleri strafor oyma olarak yapıldı. 
- Başka hangi teknikleri kullanıyorsunuz?
Sünger el kuklalarımız var. Kâğıt kaplamayla yapılan kuklalar var. Belli bir malzeme yok, her şeyden kukla yapabiliriz. Babamın babaannesi vardı, “Koca Babaanne” derdik ona. Beni ilk olarak kuklayla tanıştıran kişi odur. Onu ziyarete gittiğimizde eski süpürge saplarının üzerine gelinlik giydirip onlardan kukla yapardı. Onları sini tepsinin üzerinde dans ettirirdi. Kırk yama ustası ve kasabada marifetiyle ünlenmiş bir hanımmış. Manisa’nın Turgutlu kasabasında... 
Arzu Şimşek: Kukla ile oğlumun iç dünyasını keşfettim
- Sanki eskiden daha mı çok hayatın içindeydi kuklalar?
Şimdi daha çok psikoterapi ve eğitim amaçlı olarak hayatımızda kuklalar. 
- Bireysel kukla meraklıları var mı?
Bazen “workshop” (atölye) çalışmaları yapıyoruz, onlara katılmak isteyen çok insan oluyor. Kuklaları tutkuyla sevenler, istedikleri karakterleri bazen sipariş ediyorlar.
- Sizin için özel anlam ifade eden kuklalar var mı? Aranızda duygusal bağ olan?
Var. Oğlum için yaptığım bir kukla vardı. Bir kız kukla. Onu sadece oğlumu eğlendirmek için yapmıştım, ismini de Sıla koymuştum. O Sıla sayesinde Efe’nin iç dünyasındaki her şeyi öğrendim. Oğlum o sırada 4 yaşlarındaydı. Evde bir köşede duruyor hâlâ o kukla. Onu konuşturuyordum ve oğlum sonradan o kuklayla hiç beklemediğim bir şekilde bir duygusal bağ kurdu. Sonra da kendisi oynatmaya başladı.
- Kuklayı çocuklarla iletişim için tavsiye eder misiniz?
Kesinlikle. Çocuklar kendi ağızlarından bir şey anlatmayı çok sevmiyorlar ama kuklayı konuşturduklarında daha rahat açılabiliyorlar. 
- Yakın zamanda gelen bir etkinliğiniz var mı?
Neşeli Başlıklar isminde bir sergim vardı. İzmir’de Neşeli Karikatür Müzesindeydi. O bitti şimdi İzmir’de Mask Müzesi için bir sergi düşünüyoruz. Tarihi henüz belli değil. Geçen sene Buca’da Karagöz ve Hacivat Evi kuruldu. Ben de yaptığım dev kuklaları buraya bağışladım. Şimdi de İzmir Uluslararası Fuarı’nda kortejde yürüyorlar. 
- Uluslararası kuklalar hakkında ne düşünüyorsunuz? Mesela benim çocukluğumda Susam Sokağı, Muppet Show çok ünlüydü.
Muppet Show artık sinemaya uyarlanıyor. Ben bu ikisine de bayılırdım. Özellikle Prag ve Bulgaristan kukla konusunda çok başarılı. Takip ediyorum. İzmir’e festivallere geliyorlar, şanslıyım o yüzden.
- Atölyeniz nerede?
 Alsancak, Talâtpaşa’da. İzmir’in Sevinç Pastanesi vardır, oraya çok yakınız. Gelmek isteyenleri bekleriz.

 

UYARI: Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.