Bu haftaki röportajım aslında tamamen tevafuk sonucu gelişti. Tam 30 yıldan fazla süredir, yuva yıllarımdan arkadaşım olan Sinan Akçıl ile Türkiye Ralli Şampiyonası’nın 6. ayağında öncü araçta yarışa girmeye karar verdik. Yarışta ise bir de misafirimiz vardı. Kendisi Arap dünyasında Türkiye’nin tanıtım elçiliğini üstlenmiş, yaptığı televizyon programlarıyla Türkiye’deki ünlü isimleri dünyaya tanıtan bir sunucu. Eğitimi, hayat hikâyesi ve gelecekteki projeleriyle ismini her geçen gün daha çok duyacağımıza şüphem yok. Sinan Akçıl’ın Arap dünyasındaki temsilcisi olmaya başlamış bile. Diğer taraftan kendisinin Türkiye temsilcisi de Sinan Akçıl olacak gibi. Memleketi Suriye’deki üzücü savaş sürerken, kendisine yeni bir hayat kurmayı başarabilmiş ama yardıma ihtiyacı olan insanları da unutmamış. Yaşadığı renkli hayatın büyüsüne kendisini kaptırmamış, nereden geldiğini hiç unutmamış, gururlu ve aklı başında bir insan olarak tanıdım ben onu. Umarım beğenirsiniz sohbetimizi…
Nerede doğdunuz, nerede büyüdünüz?
Şam’da doğdum ve büyüdüm, sonra 10 yıl Polonya’da yaşadık. Çünkü annem de babam da doktorlar, onların işi sebebiyle gitmiştik, sonra da Şam’a geri döndük.
Çocukken nasıl hayalleriniz vardı?
Çocukluğumda hep ünlü olmanın hayalini kurardım. 5 yaşındayken viyolonsel çalmaya başladım. Ailemin yanındayken de hep sunucu taklidi yapardım. Şarkılar söylerdim. Babamın da çok güzel sesi vardır, aynı zamanda heykeltıraştır kendisi. Annem de doktorluktan başka, ressamdır. Benim hayallerimi anladılar, desteklediler.
Sunuculuğa nasıl başladınız?
Öncelikle Şam’da medya üzerine eğitim aldım. Daha sonrasında iki sene boyunca da haber spikerliği üzerine eğitim aldım. Sonra Suriye’deki savaş başladı. Planlarım değişti ve aileme Fransa’ya geçmek istediğimi söyledim. Suriye’de olanlar sebebiyle Fransa’ya vize almam mümkün değildi ve Türkiye üzerinden geçmeye karar verdim. Ailem de Almanya’dan davet almıştı. Onlar Almanya’ya geçti. Türkiye hakkında çok şey bilmiyordum. Sadece Türkiye’deki ünlülerin birçoğu Arap dünyasında da çok ünlü, onları biliyordum. Bir televizyon programı için yarışma olduğunu duydum. Oraya gittim, beni kabul ettiler. Buradan sonra da Fransa’ya gitmekten vazgeçtim. Planlarım değişti ve Türkiye’de kalmaya devam ettim. İstanbul’a âşık oldum. Aileme söyledim ve çok şaşırdılar. 2012 yılıydı. Şimdi Türkçe öğrendim, 4 senedir MBC kanalında program sunuyorum ve Türkiye’yi çok seviyorum. Sonra beni başka bir programa transfer ettiler, Arap dünyasının en büyük kanallarından olan MBC kanalında bu kez akşam programı sunmaya başladım. Türkiye’nin yıldızlarıyla tanıştım bu programlar vesilesiyle ve dizi teklifleri almaya başladım.
Kabul ettiniz mi dizi tekliflerini?
Türkçem henüz çok iyi değil, aksanım hâlâ belli oluyor o yüzden hazır değildim. Daha sonra Dubai’de bir şov teklifi geldi, Türkiye’yi çok sevdiğim için burada kalmayı tercih ettim. Burası benim ikinci evim. Ailem artık Almanya’da yaşıyor ama ben onları ziyarete gittiğimde evimi, İstanbul’u özledim diyorum. MBC kanalı şimdi de Dubai merkezli bir iş teklif etti.
Gidecek misiniz? Gelecekteki planlarınız neler?
Şarkı söylemeyi çok seviyorum. Sinan ile de programda tanıştım. Ben onunla MBC’deki programım için bir röportaj yaptım. Sinan da Arap ülkelerinde çok seviliyor. Sinan Akçıl’ın bir gününü çektik, ailesini tanıttık, kariyerine nasıl başladığını anlattık. Sonrasında Sinan’a Arap ülkelerine gelmesini ve oradaki hayranlarıyla buluşmasını tavsiye ettim. Çünkü orada onu çok seviyorlar. Geldiğinde yolda yürüyemeyeceğine eminim. Birkaç ay önce bana Arapça birşeyler sordu, ben de ona yardım ettim. Sonra Arapça öğrenmesi gerektiğini tavsiye ettim ve Sinan da öğrenmek istediğini söyledi. Sonra stüdyoda şarkı dinledik, söyledik, ben biraz Türkçe söyleyerek, Sinan da biraz Arapça söyleyerek bir şarkı yapmaya karar verdik. Bence çok güzel ve başarılı olacak.
Burada kendimi evimde hissediyorum dediniz, ama evinizi, Suriye’yi özlüyor musunuz?
Tabii ki. Kendi ülkemi çok seviyorum. Ama tekrar Suriye’de yaşamak çok zor, şimdiki durumdan ötürü. Tabii ki gitmek istiyorum ama tekrar Suriye’de yaşamak gerçekçi olur mu bilemiyorum.
Suriye’deki eviniz hâlâ duruyor mu?
Duruyor. Hasar görmemiş, Şam’da durum biraz daha iyi. Türkiye’ye geldiğimde insanların kültürü, yemekleri, karakterleri o kadar çok şey evdekine benziyordu ki şaşırdım. Bazı kişiler bana Şam’ı soruyor, aynı İstanbul’daki gibi. İnsanlar burada çok sıcakkanlı, çok Suriyeli ve başka Arap ülkelerinden gelen kişiler de var. Zaten bir süre burada yaşayınca insan Türkiyeli oluyor. Hatta yurt dışında Türkiye ile ilgili kötü bir yorum yapılırsa kızıyorum, bana söz edilmiş oluyor, savunmak istiyorum.
Kaç dil biliyorsunuz? Nasıl öğrendiniz?
Fransız okulunda okudum. Biraz Fransızcam var. Arapça, İngilizce, Polonyaca, Türkçe. İngilizceyi de filmlerden öğrendim.
Bir gününüz nasıl geçiyor?
Sabahları çok erken kalkıyorum. Her sabah 7’de kalkarım. Yeni bir iş de açtım. Mecidiyeköy’de bir güzellik salonum var. Arap ve Türk tarzlarını birleştirip bir güzellik salonu açtım. Türkiye’ye âşık olduğum için burada bir iş kurmak istedim.
Şu anda hangi ülkenin pasaportunu taşıyorsunuz?
Suriye pasaportum var. Almanya’da oturum iznim de var. Ayrıca Almanca da öğreniyorum.
Suriye pasaportu seyahatlerinizde size sorun çıkardı mı?
Fransa’ya giderken beni durdurdular ama çok naziktiler. Vizemi kontrol ettiler. 15 dakika beklettiler. Sonra girmeme izin verdiler. Hollanda’da da Almanya oturum kâğıdımı kontrol ettiler ve “Neden önce Almanya’dan girmediniz?” diye sordular, sonra da girmeme izin verdiler. Amerika’ya da gitmeyi düşünüyorum yakın zamanda, vize için başvurdum ve verdiler. Suriyeli olduğum için nasıl vize verdiler bilmiyorum, çok şaşırdım.
En son ne zaman gittiniz ülkenize, Suriye’ye? Şam’da durum şimdi nasıl?
4,5 yıl önce. 2 yıl önce gidilebiliyordu Şam’a. Şimdi artık zor. Artık sokakta yürümek güvenli değil. Belki başımıza bir bomba düşer, belki aileme bir şey olur. En geç saat 6’da evde olmak gerekiyor. Uzaktan bomba görüntülerini görüyorsunuz. Hâlen ailem orada ve ailemle iletişim içindeyiz. Şam’da olanlarla bazen komünikasyon problemleri olsa da, genellikle iletişim kurabiliyoruz.
Türkiye’de sizi bulup yardım isteyen Suriyeliler oluyor mu?
Tabii ki. Bununla ilgili konuşmayı sevmiyorum ama sunucu olduktan sonra gelirimin yüzde seksenini yardım için harcamaya karar verdim. Öncesinde de yardım kuruluşları için çalışıyordum. Lübnan’da, başka ülkelerde. Sonra Şam’da yetimlerle ilgili çalışmalarda bulundum, onlarla kaldım, onlara öğretmenlik yaptım. Şam’ın dışarısındaki bölgelere, kimsesizler yurduna dönüştürülen bazı okullara gittim. Oradaki çocuklara beyaz kâğıt verdiğinizde artık savaş, ölü insanlar, jetler ve kan çiziyorlar. Onları biraz rahatlatmak için başka resimleri hatırlatmak lazım. Yaşamı hatırlatmak lazım.
Sinan Akçıl’la ilgili bir sorum var, onun Arap dünyasındaki temsilcisi mi olacaksınız?
Aslında hiç ihtiyacı yok, zaten ünlü orada. İletişim için de zaten yakında Arapça öğrenmiş olur, bana ihtiyacı yok, çok akıllı birisi o. Arapça bir kelime duyunca hemen ezberliyor. Ben ona Arapça öğrenmesinde ve Arapça şarkılar söylemesinde destek olmak istiyorum.
Başarılı olmanın sırrı nedir, neler tavsiye edersiniz? Güzellikten başka neler önemli?
Evet güzellik kesinlikle yeterli değil. Eğitim çok önemli. Kalbinizin çok temiz olması lazım. Beklentiye girmeden yardım etmeyi öğrenmeniz lazım.
Sinan Akçıl’a “Beraber şarkı fikri nereden çıktı?” diye soruyorum
O bana Arapça öğrenmelisin derken, ben onun Arapça şarkı söylemesini duymuş oldum. Sesi çok güzel. Sonra söz ve müzik yazdığını da keşfettim. Bir stüdyoda buluştuk ve sesini bir daha dinledim.
Liana hakkında ne düşünüyorsun?
İlk tanıştığım andan itibaren şunu söyleyebilirim ki çok akıllı ve ayakları çok sağlam basan bir kız. Kendi ülkesindeki savaşın bilincinde olan birisi ve ülkesini bu sebepten güzel yönleriyle tanıtmaya, hatırlatmaya çalışıyor. Arap dünyası onu çok sevmiş ve Türkiye’de çok seviliyor. Sesinin de duyulmasıyla ve şarkıyla beraber daha da çok sevilip, tanınacağını düşünüyorum. Ben de hep yanında olacağım. Çünkü çok güzel bir kalbi var. Çok genç, 25 yaşında ve önümüzdeki 10-15 yıl onu daha fazla konuşacağımızı düşünüyorum. Bütün bunlardan dolayı da ona yardımcı olabilirsem ne mutlu bana.
Ne zaman sizi beraber dinleyeceğiz?
2017 Mart, Nisan veya en geç Mayıs ayında çıkmış olur. Ben de klipte yer alıp ona destek olacağım.
Fotoğraflar: İsmail Kızgınyürek