Mado'nun mütevazi patronlarından Atilla Kanbur: 'Dondurmacı doğdum'

A -
A +

Bu haftaki röportajım Mado Dondurmaları’nın patronlarından birisi ama bunu yazarsam kızacağı için emektarlarından diye düzeltiyorum. Atilla Kanbur beyefendi ile aile şirketlerindeki başarısını ve hayat hikâyesini konuştuk. Kahramanmaraş’taki ilk ekmek kapıları olan Yaşar Pastanesi’nde hâlâ önlüğünü takıp müşterileriyle birebir ilgilenen üç kardeşten birisi Atilla Bey. Hem misafirperverliğiyle bizi utandırdı, hem de ricamı kırmayıp başarıya giden yolculuklarını anlattı. Bu arada dondurmaları zaten çok güzel ama yerinde Yaşar Pastanesi’nde o dondurmayı yemek de bir başka güzel oluyor.

¥ Nasıl dondurmacı oldunuz?

Çok kolay bir soru, çünkü annem beni 1952 senesinde akşam dünyaya getirdi ve sabah da dondurmacı oldum. Ailem dondurmacıydı. Annem Anadolu kadını ve akşam doğum yaptı, sabah da işinin başındaydı. Eskiden bizim dondurmamızın karışımı evde annemiz tarafından yapılırdı. Dolayısıyla beni de sırtına bağladı, benimle beraber karışımı hazırladı ve ben de o günden beridir dondurmacıyım. Babamın dedesi de dondurmacıydı.

¥ İşi ilk ne zaman öğrenmeye başladınız, hatırlıyor musunuz?

İlkokuldan beri okula giderken... Önce iş yeri sonra okul olurdu, oradan yine dükkâna gelirdik. Bazen okulu nasıl okudun dediklerinden şunu söylüyorum; “Boş kalan zamanlarımda okuyordum.” 

¥  Boş kalan zamanlarda okudum diyorsunuz ama hâlâ öğrencilik hayatınız devam ediyor. O nasıl oluyor?

Ben zaman zaman başarının sırrını sordukları zaman “yaptığınız işi sevmekle” alakalı olduğunu söylerim. Dolayısıyla yüksek lisans yapmayı sevdiğim için okuyorum. 1977 İnşaat Mühendisliği mezunuyum ve çalıştım da ama bu çalışmaları yaparken hiç dondurmacılıktan kopmadım. Sabahleyin daireye gitmeden dükkâna gelir, daireden çıkınca yine dükkânda olurdum. Eşime de geçtiğimiz günlerde sordum, “Mesaiden sonra hiç eve geldiğimi hatırlıyor musun?” diye, hiç hatırlamadığını söyledi. Anadolu sermayesinin en büyük eksiklerinden bir tanesi kurumsallaşamamak. Yüksek lisansı da bu sebeple yapıyorum. Kurumsallaşamayınca işin bir sonraki kuşaklara devri daha zor oluyor. İşletme organizasyon üzerine yüksek lisans yapıyorum ve tezimi de aile şirketlerinin kurumsallaşması üzerine yazıyorum.

¥  Aile şirketi olmak nasıl bir duygu?

Güzel bir şey. Bize babamızın vasiyeti var, “Ben gittikten sonra abinizi baba bileceksiniz” demişti. Biz üç kardeşiz. Ben ortancayım. Çok güzel anlaşıyoruz ve temel prensibimiz de abimiz ne derse, babamızın vasiyeti var deyip ona uymaya çalışmamız. Aile şirketlerinin en önemli özelliklerinden birisi de tek seslilik. Kurumsal da olsanız tek seslilik önemli. 

¥  Kahramanmaraş Yaşar Pastanesi’ne iki defa geldim. Siz müşterilere hizmet ediyordunuz. Bu hep böyle mi?

Buranın dışında bir kaç tane daha iş yerimiz var ama babamızın yadigârı olan Kahramanmaraş’taki Yaşar Pastanesi kalemiz gibi. Burayı sabahları bizim dışımızda açan olmaz, akşamları bizim dışımızda kapatan olmaz. Sabah namazından sonra ben burayı açarım, saat 9-10’a kadar burada olurum, sonra fabrikaya gider oradaki işlere bakarım, sonra küçük birader gelir, abim de buradaysa gece de o kapatır.

¥  Mado ismi nasıl doğdu?

Babam, rahmetlinin hayali İstanbul’da dondurmacılık yapmaktı. İstanbul’da askerlik yapmış, burayı çok sever ve iyi bilirdi. Babamıza nasip olmadı, ama biz 1989’lu yıllarda bu hayali gerçekleştirmeye başladık. İlk yerimizi Caddebostan Bağdat Caddesi’nde açtık. Yaparken de isim arayışına girdik. Arkadaşlarla beraber isimleri eledik ve Mado’da karar kıldık. “Maraş’ın ‘Ma’sı ile dondurma’nın ‘Do’sunu aldık. Hatta ilk etapta ‘Mardo’ ile başladık. Ama markamızın kurum içindeki açılımı, ‘Mehmet Abi’nin Dediği Olur.’ Aile içindeki açılımı da, ‘Mutlaka Allah’ın Dediği Olur.’”

¥  Başarınızı nasıl artırdınız? Kaç ülkede Mado var?

Bir markanın sahipleneni çok olursa başarılı olur demişlerdi, bunu başarabildik sanırım. Şu anda 20’nin üzerinde ülkedeyiz. Yunanistan şubesi yapıldı açılacak, Çin’de Guangzhou’da açılmak üzere. 

Mado'nun mütevazi patronlarından Atilla Kanbur: 'Dondurmacı doğdum'

¥ Türgev Genel Kurul Üyesi ve öğrencisiniz, Türgev size neler hissettiriyor?

Türgev’le olmak çok güzel bir duygu. Düne kadar öğrenci evlerinde insanların beyinleri yıkanıyordu. Bu yüzden Türgev’in misyonu çok önemli. Özellikle yurt dışında yüksek lisans yapan öğrencilerimize sağlanan imkânları da çok değerli buluyorum. Zaman zaman öğrencilerimizle konuşuyorum ve mutluluklarından mutlu oluyorum. Kahramanmaraş’ta da bir kaç arkadaşımızla beraber bir yurt binası beğendik, yeri satın aldık, şu anda da projesi yapılıyor.  

¥ Kalkışma gecesi neler hissettiniz?

1952 doğumluyum, 1960’tan bu yana çok ihtilal gördüm. 1980 ihtilalini gördüm ama bunu bir türlü kabullenemiyorum. O gün erken yatmıştım, çocuklar uyandırdı, sabaha kadar uyuyamadık. Hemen atladım, iş yerime geldim. Yapabileceğimiz her şeyi yapmaya çalıştık. Ama Allah’a şükür onların planladığı gibi olmadı. 

¥ 1980 sonrası çocuklar ihtilal görmedi. Bugünün çocuklarında bu kalkışma iz bırakacak mı sizce?

Mutlaka bırakacak. Ben hâlâ 1960 yılını hatırlıyorum. 1960 yılında teknoloji bu kadar ileri değildi ve sokağımızda bir tek bizim evimizde radyo vardı ve oradan “Burası Türk Silahlı Kuvvetleri Yayın Korporasyonu“ diye. Çok korkmuştuk. 1980 sonrası olan darbede evimizin yakınındaki ilkokula tanklar gelmişti, çok rahatsız ediciydi. 

¥ Sosyal sorumluluk projeleriniz var mı?

Şu anda bir vakıf çalışmamız var. Düne kadar çok profesyonel yönetemiyorduk ama artık yapacağız inşallah. Halkla İlişkiler birimimiz şu anda yönetiyor. Bazen kendim ilgileniyorum. Mesela annemiz adına yaptırdığımız bir ilkokulumuz var, müdürümüze bizim halka ilişkilerden bir kardeşimizi alırlarsa bizim de her yıl bir bütçe ayıracağımızı söyledik ve ellerimizi okulun üzerinden çekmedik. En sonunda da bir vakıf yapacağız inşallah. 

¥ Boş vakitlerinizde ne yapmayı seversiniz?

Çalışmaktan başka yapmayı sevdiğim bir şey ok. Ömrümüz hep çalışmakla geçti. Onu biliriz. Ama son zamanlarda kariyer günlerinden üniversitelerden çağırıyorlar bazen ve orada gençlere tavsiyelerde bulunmak son derece hoşuma gidiyor. En son Bahçeşehir Üniversitesi’nden çağırmışlardı, orada gençler sordu “Başarının sırrı nedir?” diye. Ben de “Hayatta başarılı olmak istiyorsanız, annenizden babanızdan dua alarak çalışmalısınız” dedim. 

Mado'nun mütevazi patronlarından Atilla Kanbur: 'Dondurmacı doğdum'

¥ Müzikle aranız nasıl?

Dinliyorum sadece ama orada da Ahmet Özhan Bey’le bir tanıştık, onun vesilesiyle biraz dinliyorum. İyi bir kardeşimiz. 

¥ Eşiniz bu yoğun tempoya ne diyor? 

Alıştı o da. İlk evlendiğimiz yıllarda daha zordu, dondurmanın karışımını annemiz pişirirdi. Abim ve ben evliydik o zaman. Bir hafta biz, bir hafta abimler giderdi evde dururdu. Bizim hanımlar da sabahları kalkar dondurmanın sahlebini, şekerini tartarlardı. Allah ondan da razı olsun. Şimdi öyle eş bulmak oldukça zor. 1979 yılında evlendik. Zaman zaman her ailede iniş çıkışlar olur ama bunlar da evliliğin tadı tuzu, ben memnunum çok şükür.  Kızım mimar, oğlum endüstri mühendisi, küçük kızım da fen lisesine gidecek. 

ATİLLA KANBUR KİMDİR?

Yaşar Dondurma ve Gıda Maddeleri A.Ş. de Yönetim Kurulu üyeliği ve Genel Müdürlük görevlerini sürdüren Atilla Kanbur, Ankara Üniversitesi Mimarlık Mühendislik Fakültesi İnşaat Mühendisliği bölümü mezunudur. Kahramanmaraş Belediyesi İmar İşleri Müdür Yardımcısı olarak da görev aldı. Yalnız baba mesleği olan dondurmacılığa gönül veren, dondurmada kalite ve sağlık bilincini tüm dünyaya kazandırmak gibi önemli bir düşünceye sahip olan Kanbur, dondurma sektörüne atılımcı etkisi ve dondurmacılıkla iç içe büyümüş olmanın tecrübesiyle başarılı olarak kendini kanıtlamıştır. 

UYARI: Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.