'Milyon dolarlar verdiler Pepee'ye cips yedirmedik'

A -
A +

İkimiz de çok hırslıydık. Yarış otomobillerini görünce gözlerimizden ateşler fışkırıyordu. Beraber bir koca sezon yarıştık. Yıl 2005’ti. İkimiz de bekârdık. Bahsettiğim Rüzgârın Kızı, Ayşe Şule Bilgiç.  Sonra aradan zaman geçti ben yarışlara devam ederken, Ayşe Şule’den bir telefon geldi. “Burcu yarış marış her şey boşmuş. Yavrumu kucağıma aldım ve hayatta bundan daha güzel bir duygu olamaz. Ne yap yap, hayatında bunu yaşa ve erken yaşa. Başka yaşadığım hiçbir şeye, hiçbir başarıya, mutluluğa benzemiyor” dedi. Hayatımda iz bırakan anlardan bir tanesi aslında. Belki başka birisi söyleseydi aynı sözleri bu etki olmazdı. Ama Ayşe Şule, motosikletiyle o pistlerin dumanını attıran, yazdığı yazılarla erkeklerin dünyasında dahi iz bırakan Ayşe bunları söylediğinde sanki bir salladı beni. Zaten çocuk sevgisi içimde hep vardı ama bu sözler sanki kalbime kazınmıştı. 
Şimdi aradan yıllar geçti. Ben yavrumu kucağıma aldım ve kucağımda Mehmet Celal’le beraber Ayşe Şule’yle röportaj yapmaya gittik. Hem de Rüzgârın Kızı fenomenini oluşturduktan sonra bu defa da zekâsını ve enerjisini ülkemizin çocukları için kullanan Ayşe Şule’yle Pepee’nin oluşum ve gelişim hikâyesi başta olmak üzere, hayata bakışına ve kariyerine dair bir çok detayı konuştuk. 

¥ Rüzgârın Kızı’yla başlasak… Nasıl doğdu Rüzgârın Kızı?

Aslında çocukluktan beri yazmayı çok seviyorum. Günlükle başlayan ve hiç bir zaman profesyonele dönüşeceğini düşünmediğim bir yazı serüvenim vardı. O dönem üniversiteden mezun olmuştum, motosikletlere ve motorsporlarına çok tutkundum. 13 yaşlarındayken bir motosikletim olmasını çok istiyordum. Üniversite mezuniyetimden sonra çeşitli yaptığım işlerden bir para elime geçti ve hemen motosiklet aldım. Hiç motosiklet kullanmayı bilmeden hem de. İkiteker.org isminde bir site vardı o dönemde, oradan araştırma yaptım. BMW F 650 GS almıştım. Her gün başıma bir şeyler geldi ve sürekli öğreniyordum. Bu başıma gelenleri “rüzgârınkızı” takma ismiyle yazmaya başladım. Bilmediğimi kabul ederek yazmıştım ve bu çok ilgi çekti, insanlar takip etmeye başladı. Bir süre sonra Hürriyet gazetesinin Oto Yaşam Eki’nin arka sayfasında kendimi “Rüzgârın Kızı” olarak yazarken buldum.  

'Milyon dolarlar verdiler Pepee'ye cips yedirmedik'

¥ Kıraç’la nasıl tanıştınız?

Rahmetli Savaş Ay’ın o dönemde A Takımı Sokak Arası programı vardı. Ben bir tiyatro oyununda oynuyordum ve tiyatro oyunu belediye tarafından yasaklanmıştı. Oyunun yönetmeni de sanatın yasaklanmasına tepki olarak Savaş Ay’ın programına hepimizi toplamıştı. Ben çok televizyona çıkmayı sevmezdim, çıkmak istememiştim. Kıraç da o dönem bir TMC sanatçısına albüm yapmış ve o albümün lansmanı için onu da zorla getirmişler programa. İki zorla gelmiş insan olarak bizim orada yollarımız kesişti ve öyle tanıştık. 

¥ Otomobil yarışları, motosiklet testleri, koşturmacalı ve heyecanlı bir hayat, sonrasında ise bambaşka heyecanlar, bu değişiklikler seni nasıl etkiledi? 

Bir çocuğunun olması bungee-jumping yapıyormuşçasına adrenalin zaten.  Bir çocuğun sivri uçlu bir mobilyaya doğru kontrolsüzce koşuşu eş değer bir adrenalin oluyor. 

¥ Hâlâ motosiklet kullanıyor musun? Bir gün tekrar yarışlara döner misin?

Çocuklar olduğundan beri kullanmıyorum. İş çok yoğun, işten arta kalan zamanımı çocuklarla geçiriyorum ve üçüncü bir zaman dilimi de yok zaten. 

¥ Hayatındaki dönüm noktalarını sıralasan neleri söylersin?

Üniversite, Kıraç ve Düşyeri olarak üç ana dönüm noktasını söyleyebilirim. 

¥ 2015’te Hollywood Reporter tarafından televizyon dünyasının dünyadaki en güçlü 25 kadınından birisi gösterildin, neler hissettin?

Türkiye’ye geldiler araştırma yapıyorlardı. O dönemde biz de Planet Çocuk Kanalı’nın tüm içerik takibini ve genel yayın yönetmenliğini yapıyorduk. Kanalın ratinglerini yüzde 210 artırdık. Buna ve tüm hikâyemize istinaden bunu söylemişler ve tabii ki çok mutlu olduk.

'Milyon dolarlar verdiler Pepee'ye cips yedirmedik'

¥ Bir çizgi filmi üretirken olmazsa olmazların neler? 

Kendi çocuğuma izletmeyeceğim, yedirmeyeceğim, giydirmeyeceğim, oynatmayacağım, önermeyeceğim hiç bir şeye, Düş Yeri’nde hiçbir markalarımız bünyesinde yer vermiyoruz. Çok zor zamanlarımızda milyon dolarlık anlaşmalara “Pepee ile daha fazla cips mi yedireceğiz?” deyip, o paraya çok fazla ihtiyacımız olmasına rağmen hayır demiş bir ekibiz. 

¥ Adıyaman, memleketin değil mi?

3 yaşında İstanbul’a gelmişim. Adıyaman Besni’de doğmuşum. Ama İstanbul’a okumaya gelmiş gibiydim. Kendimi bildim bileli her yaz tatilde oraya yerleşirdik, okullar açılacağı zaman da İstanbul’a gelirdik. Hâlâ anneannem, dedem, babaannem teyzem orada yaşıyor. Çok sık gidiyorum. Çok seviyorum. Bağlarda koşup, dizleri kanayan çocuklardandım. Bir sürü arkadaşlarım vardı.

¥ Otomobil ve motosikletlerin dünyasından çizgi film ve çocukların dünyasına oldukça farklı bir geçiş. Bir farklı geçiş daha olur mu?

Yok. Son durak. Bütün sosyal medya profillerimde de “Düşyeri - Son Durak” yazıyor.

¥ Sana Pepee fikrini ilk söylediğinde inanmayanlarla hiç bir araya geliyor musun? Nasıl konuşmalar geçiyor?

Evet, “hâlâ ina namıyoruz” diyorlar.

'Milyon dolarlar verdiler Pepee'ye cips yedirmedik'

Pepee nasıl doğdu?

Çok büyük bir arayıştı aslında benim için. İletişim fakültesi mezunuyum. Üniversitedeyken daha bu konuda her dalda tecrübe edindim. Mezun olduktan sonra mesleğimin hayalini kurarken, kendi şirketimi kurmak istediğimi fark ettim... Ben bu ülkeyi, bu toprakları her şeyiyle kabul etmiş bir insanım. Yurt dışında uzun süre kalırsam Türk filmlerindeki gibi yeri öpme içgüdüsüyle geri dönen bir vatandaşım. Kafatasçı değilim ama millî değerlerime çok bağlı bir yanım var. Bütün bunlar böyleyken “neden Türkiye’de bir yerli çizgi film yok” üzerine kafa yordum. Kitle iletişimci olarak çizgi filmin kitle iletişim aracı olarak gücünü fark ettiğimde ve ecnebinin bunu aslında çok farklı sebepler; kitlelerin üzerinde değişim için kullandığını anladım. “Neden bizim değerlerimize sahip çıkan çizgi filmler yok, neden çocuklar Cadılar Bayramı’nı öğreniyorlar, büyükanne, büyükbaba diyorlar ama nene, dede demiyorlar, bizim kendi bayramlarımız nerede? diye çok hayıflandım. Biraz araştırma yaptım ve yetişmiş iş gücü olmadığı için, bu eksikliğin olduğunu fark ettim. İyi çizerlerimiz var ama bireysel işler yapıyorlardı.“Ulusal kanallarımızdan biri mesela sabah ecnebiye ayırdığınız yeri, ben yerli bir film yapsam bana verir misiniz?” dediğimde, evet dediler ama bölümüne 150 dolar veriyorlardı. Ben bir çalışma yaptım ve birinci bölümü 150 bin dolara mal edebiliyordum. Yani düşünün 150 dolara satabileceğiniz bir ürünü 150 bin dolara mal ettiğiniz bir pazar. Benden önce kimse neden yapmamış çok açıktı aslında. Dünyada 200 milyar dolarlık bir sektörün Türkiye’de hiç uzantısının olmaması da garipti ama. Ve eşim, ben ve bir arkadaşımız daha 3 kişi biz Pepee’yi yapmaya başladık. 4. bölümü yapmaya başladığımızda, ki biz yapmaya devam ediyorduk. TRT Çocuk kuruldu. TRT Çocuk bir çağrı yaptı ve o çağrıya ilk proje götürenlerden biri biz olduk. Herkes kâğıt üzerinden çizilmiş proje götürürken, biz bölüm izlettirdik. Şaşırdılar. “Bunu niye yaptınız” dediklerinde “Biz Türkiye’nin bağımsız çizgi filmler üretecek ilk yerli film stüdyosuyuz” diyorduk ama 3 kişiydik bu arada. Yayına çıktıktan sonra da halkla buluştuk. Bütün göstergeler bu iş olmaz diyordu, etrafımdakiler; “Yapma Ayşe, batıracak çok paran da yok ama yapma” diyordu. Ben bu ülkenin ortalama bir vatandaşıyım. Bunun benim gibi bu ülkeyi seven milyonların ihtiyacı olduğunu hissettim. 

"Müzikler eşimden seslendirme çocuklarımdan"

Bütün müziklerini Kıraç yaptı. Zaten hem hayat ortağım hem de iş ortağım Kıraç. Kızım Bebe’yi seslendiriyor, oğlum da Şila’nın küçük kardeşi Eke’yi seslendiriyor.

¥ Pepee’yi yeni bölümleriyle ne zaman göreceğiz?

Sinema filminden sonra muhtemelen 2017’nin ikinci çeyreğinde yeni sezonu yayınlanacak. 

¥ Pepee’yi başından bu yana eleştirsen neyini eleştirirdin?

Belki başrolü kız yapardım. Ama bu bilince vardığımda Bebe’yi çok yücelttim.

'Milyon dolarlar verdiler Pepee'ye cips yedirmedik'

"12 üniversite Pepee için tez hazırladı"

Pepee’nin hakkında şu anda 12 ayrı üniversitede yazılmış tez var. Kitleler üzerindeki etkisi, kültüre ve çocukların gelişimine katkısı konulu pek çok sayıda tez var. Özel okulların müfredatından kaldırılan halk oyunları, Pepee’den sonra ailelerden gelen talep üzerine yeniden müfredata girdi. Eşim dışındaki etrafımdaki herkes Pepee’ye halk oyunları koymak istediğimde “saçmalama, daha modern şeyler düşün” dediler. Sonra parkta oynayan bir çocukla konuştum ve heyecanlandı, mutlu oldu. O ezgiler o küçücük çocukların genlerinde var. Çok samimi, çok derinden yaşanmış duygular o var o türkülerin içerisinde ve çok şükür yanılmadım. Pepee’ci çocuklar halk oyunları oynuyor, yoğurt yapmayı biliyor, lahmacunu seviyor, nene, dede diyor. 

 

Pepee 20 Ocak'ta vizyona giriyor

¥ Pepee, RGG Ayas, Leliko, Pisi ve Aydamaya… Bu liste hayal gücünde ne kadar uzun, daha başka nasıl projeler bekleyelim?

Ömür yettikçe. Her yıl iki sinema filmi yapsam ve yetmiş yaşına kadar yapsam diye hesaplamıştım. 50 film ediyordu. Yakın zamanda yeni bir marka oluşturmak gibi bir dürtümüz yok ama Pepee’nin sinema filmi geliyor. Ayas’la ilk sinemaya çıkmıştık ve 200 bin gişe yapmıştık. Şimdi Pepee’nin filmi geliyor. İlk kez burada söylüyorum; 20 Ocak’ta vizyonda olacak. Film Urfa Göbeklitepe, Adıyaman Nemrut ve Kapadokya’da geçiyor.  Bu güzel mekânların ülkemizde olmasının bizim için değerini ve dünya için değerini bilmeyen çocuk ve yetişkin kalmamasını hedefliyoruz bu film ile. Bu üç bölgede gala yapacağız. 

 

 

 

 

UYARI: Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.