Aziz Yıldırım'ın vefası

A -
A +

Başkan Aziz Yıldırım, "Fenerbahçe Kulübü'nde en vefalı yönetim ben ve benim arkadaşlarımdır" demiş... Bunu da yaptırdığı o muhteşem stada, "Şükrü Saracoğlu" ismini verdiği için söylüyor. Başkanın Fenerbahçe'ye kazandırdıklarına bir lafımız yok. Ancak bir tesise eski yöneticilerden birinin adını vermekle "vefa" yerine gelmiyor . Yıldırım'ın beraber çalışıp, daha sonra küserek ayrıldığı kişiler arasında Gürbüz Refioğlu, Şadan Kalkavan, Selim Soydan, Hamdi Akın, Uğur Dündar, Atilla Kıyat, Hulusi Belgü, Burak Karabacak, Sadettin Saran, Tahir Kıran, Murat Aşık, Necdet Ersoy, Şevket Yılmaz, Cemil Turan bir anda akla gelen isimler. Başkan Yıldırım, ilk dönemlerinde Gürbüz Refioğlu'nu yönetime alıp, 2. Başkanlık görevini vermişti. Ancak Refioğlu, Yıldırım'ın yönetim tarzını beğenmeyip eleştiriye başlayınca yollar ayrıldı. Atilla Kıyat, Daum'un teknik direktörlüğü konusunda Yıldırım'la ters düşünce, istifadan başka yol kalmadı. Aynı dönemde görev yapan Uğur Dündar da, çeşitli rahatsızlıklar yaşadı ve süresi bitince çekti gitti. Ali Şen döneminde futbol şubesinde başarılı işlere imza atan Şadan Kalkavan - Selim Soydan ikilisini ikna edip yönetimine alan Başkan, ilerleyen dönemde transfer konusunda onlarla ters düşünce, ipler koptu. Hamdi Akın bir dönem, Yıldırım'ın en yakın dostu ve yöneticisiydi. Camiada kendisinden "Geleceğin Başkanı" olarak bahsediliyordu. Bundan rahatsızlık duyan Başkan, Akın'ı da kaçırmakta zorlanmadı. Sadettin Saran ilk zamanlarda Aziz Yıldırım'ın en değerli yöneticilerinden biriydi. Dış İlişkiler Sorumlusu olmuş, futbol şubesinin başına getirilmişti. Saran için, "Başkan'ın prensi" yakıştırmaları yapılıyordu. Ancak bu birliktelik de uzun sürmedi. Listeyi uzatmak mümkün. Aziz Başkan, "Vefa" sadece bir yer adından ibaret değil, değil mi? > KİM şık rüküş Bol "Güneşli" başlıklar attığımız yıllardı 2002... Ay-yıldızlı takım maç kazandıkça kimileri "Şenol'a Türkiye" diyordu, kimileri de "Güneş doğudan yükselir." Ancak kimilerine göre ise elindeki kadroyu "5 yaşındaki çocuğa versen de" kazanırdı, kimilerine göre de Türkiye, elde ettiği başarıları "Şenol Güneş'e rağmen" kazanıyordu. Takıma tur atlattıkça eleştirilerin dozu da artıyor, artık hemen her maç sonrası, "Bizi eleştirmeyin demiyorum ama ışığı gözümüze değil, önümüze tutun" diyordu ağlamaklı. Kalemlerini her seferinde biraz daha sivriltenler ise, "Bu maçı da kazandın ama bi dahaki sefere gülen biz olacağız" edasıyla yerden yere vuruyorlardı onu. Hem nasıl Milli Takım hocasıydı öyle? Daha hangi pantolonun altına hangi ayakkabıyı giyeceğini, hangi gömleğin üstüne hangi kravatı takacağını bile bilmiyordu. İnsan hiç olmazsa biraz paparazzi programı izler, "kim şık, kim rüküş"ten ders çıkarırdı canım. Hadi diyelim, daha önce tam bir kez Dünya Kupası görmüş bir ülkenin takımını şampiyon yapmayı beceremedin üçüncü yaptın, 1 yıl sonra Konfederasyon Kupası'nda da aynı hata tekrarlanır mıydı yani? Öyle "kıytırık" üçüncülüklerle karizma yapacağını sanmıştı ama yanılmıştı. Nitekim Letonya maçında foyası ortaya çıkıverdi! "Bu takımı hocasız çıkarsan bile Dünya Kupası'nda final oynardı" diyenler, nedense Letonya maçı sonrasında takımı es geçip bütün yükü Şenol Hoca'nın omuzlarına yüklemekte bir mahzur görmemişti. Zaten o da öyle söylemişti bir röportajında, "Yenildik (hata benim) dedim, kimse ses çıkarmadı; yendik, (başarı hepimizin) dedim, herkes sahiplenmeye çalıştı..." Sonrası zaten çorap söküğü gibi geldi. Başka hiçbir teknik direktörün aldığı para gündeme gelmezken Şenol Hoca, bal gibi hak ettiği tazminatını da alamadan Milli Takım'dan kapı dışarı ediliverdi. Ay-yıldızlı takım Dünya Kupası'nda çeyrek finale çıkarken, "Milli Takım'ın Japonya'da başarılı olması için Şenol Hoca'yı Güney Kore'de bırakın" diyenler ileriyi görmüş demek ki. Zira Şenol Hoca, başarısız geçeceği "kılavuzsuz da görünen köy"den daha yakın, 2. Trabzon macerasından sonra bir zamanlar kendisini yalnızca Güney Kore'ye münasip görenlere nazire yaparcasına Seul takımının başına geçti. "Güney Kore hem yaşam tarzı hem de insanlarının karakter yapısı olarak bize benziyor" demiş Şenol Hoca. Aman hocam eğer dediğin gibiyse yandın. Sen boş ver maç kazanmayı filan da şu "şıklar-rüküşler" mevzuuna iyi çalış. Yoksa orada da kapının önüne koyarlar haberin olsun!.. > Unutulmaz anlar Tarih 6 Ocak 1990... Bir Beşiktaş maçı öncesinde F.Bahçe'nin o zamanki hocası Veselinoviç, stada girerken kendisini ıslıkla protesto eden Beşiktaş taraftarına doğru sağ elinin 5 parmağını da açarak ısrarla sallar: "5 atacağız" manasına... Veysel iyi hocadır, birçok maçı da skor olarak tutturmuşluğu vardır. Takımına güveniyordur, kendine de.. O gün de skoru doğru tahmin etmiştir. Ancak maç bittiğinde skor tabelasında 5-1'lik sonucun "5" kısmı Beşiktaş hanesine yazılmıştır ve maçtan sonra dalga geçtiği Beşiktaş taraftarı otobüse binerken ona doğru el sallar, "Beş Beş Beş" diyerek... > ah basına gelenler Gazetecilerin çektiği! G.Saray 1993 senesinde yeni sezon öncesi 7 genç oyuncuyla birden anlaşmaya varmıştı. Yönetim büyük bir gururla gençleri basının önüne çıkarmış, gazeteciler de Florya tesislerinin önünde yıldız adaylarının topluca fotoğrafını çekmeye başlamıştı. Bu sıralarda nereden geldiği belli olmayan bir velet de futbolcuların arasına karışmıştı. Yeni transferlerden Benhur o sırada içeride olduğundan bu "fazlalık" fark edilmemişti. Derken fotoğraflar çekildi, 10 gazeteci nerdeyse birer makara filmi bitirmişti ki, "gençlerden" biri sordu: - Abi ne zaman basacaksınız bu fotoğrafları gazeteye? Herkesin şaşkın bakışları arasında devam etti, "Eyooo be... Amigo iken bir gün meşhur olacağımı biliyordum!.." > Sıkıysa yakala! Ziya Doğan, "Trabzon'da birlik ve beraberlik sağlanırsa bizi Türkiye değil, Avrupa'da da kimse tutamaz" demiş.. Yürü be Ziya Hoca kim tutar seni!.. > Unutulmaz sözler... "Duncan yapılması çok zor işleri yapıp, yaparken de hiç zorlanmadığı için izleyenler tarafından kolaymış gibi algılanan hareketlerin sahibidir..." (David Robinson ) > Korkak tavuk Ortega! Ceyhun, "Ortega benim yüzümden alkolik olmuş" demiş. Zamanında Fener taraftarını da fıtık etmişti zaten!.. > Yakıştır - Adam Zokora'yı yuttu - Sonunda Pessetto herif... - Başarımız alın Terry'miz... - McManaman yaptım afiyetle ye - Geremi Geremi, gözleeerini...

UYARI: Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.