Norveç maçı sonrası yayıncı kuruluşun müdürü Selçuk Manav'ın, "Devre arasında oyuncularınızla ne konuştunuz da 2-2'yi yakaladık" sorusuna Milli Takım Teknik Direktörü Fatih Terim'in, "Sadece konuşmakla olmuyor bu işler, ben aynı zamanda bir taktisyenim" cevabı çok manidardı. Aynı zamanda, "Hep biz şanssız gollerle yenilecek değiliz ya, biraz da rakiplerimizi biz böyle yenelim" cümlesi de... Milli Takım kadrolarının ilk açıklandığı günden bu yana yazılıp-çizilenleri bir düşünün. Birçok oyuncu kendi takımında forma yüzü göremiyor, görenler de birer birer sakatlık yüzünden kadrodan çıkarılmak zorunda kalıyordu. Daha maçlar başlamadan "hezimetten" bahsediliyordu. Terim, "Milli Takım'da bir kişinin yeri garanti, o da kaleci Volkan" diyordu. Biz kaleci zaafından bahsederken, iki maçta da rakip kalecilerin zaaflarının bizim şansımız olabileceği kimsenin aklının ucundan bile geçmiyordu. Biz nedense favori olduğumuz maçları kaybetmeyi iyi beceriyoruz. Daha maç oynanmadan, "İş bitti" havasına giriyoruz. Yunanistan zaferinin altında yatan en büyük etken de buydu. Biz o maçta favori değildik, iyi ki de değildik. Galatasaray favori olmadığı için UEFA'yı ve Süper Kupa'yı kaldırdı, Milli Takım favori olmadığı için dünya üçüncülüğüne yürüdü. Basketbol Milli Takımı 2001'de favori olmadığı için final oynadı. Türk futbolunun son yıllardaki düşüşünün sebebi, favori olduğu maçlarda Letonya ve İsviçre hezimetlerini yaşamasıdır. Ülkesini seven Türkiye'yi ve Türk takımlarını favori göstermesin n'olur!.. Unutulmaz anlar 1981-82 sezonu... Beşiktaş şampiyonluğa gidiyor, Eskişehir ise küme düşmemek için çırpınıyor. Son hafta bu iki takım Eskişehir'de karşı karşıya... Tam bir "Kasap et, koyun can derdinde" durumu... 15 yıl aradan sonra şampiyonluğa koşan Beşiktaş, Ziya Doğan'ın golleri ile 2-1 önde iken çıkan olaylar yüzünden maç tamamlanamamış, sonrasında Beşiktaş hükmen 3-0 galip ilan edilerek hedefine ulaşmıştı. Bir zamanların fırtına Es Es'i ise 2. Lig'e düşmüştü. O gün Beşiktaş'ın gollerini atan Ziya Doğan anlatıyor: "Beşiktaş 14 yıldır şampiyon olamıyordu. Diğer yandan Türkiye'nin en fanatik taraftarına sahip Eskişehir de ligden düşüyordu. Yönetim kurulumuz, bu maç öncesi takımı Kütahya'da bir hafta kampa aldı. Heyecandan gözümüze uyku girmiyordu, zaman durmuştu. Maçta olanları anlatmak zor. Benim golümle öne geçtik, Eskişehir beraberliği sağladı. 73. dakikada ben bir gol daha attım. Ofsayt itirazları oldu. Eskişehir taraftarı da sahaya yabancı madde atmaya başladı. Ortam gerildi. Tribünler ateşe verildi. Atılan bir cisimle yan hakemin kafası yarıldı. Hakem Talat Tokat da maçı tatil etti..." O maçtan bir anı daha.. Kaptanı Ömer Kaner Es Es'lerin en hırslı oyuncusu. Bir pozisyonda Necdet topu sağından atıp, solundan geçmeye çalışıyor, Kaner de arkadan formasına yapışıyor, Necdet'in forması Kaner'in elinde kalıyor, eline geçen formayı aynı hızla saha kenarına fırlatıyor. Bütün bunlar bir anda olup bittiği için hakem durumun farkına varmıyor. Beşiktaşlı oyuncu Talat Tokat'a itiraz ederken, Tokat ona cebinden sarı kartını çıkarıyor. Necdet çıldırmış bir şekilde, "Hocam ben n'aptım şimdi?" diye soruyor, Tokat eliyle çıplak vücudunu işaret ederek, "Olum daha ne olsun forman yok" diyor... ah basına gelenler İkametgâh adresi Bir transfer dönemi... Fenerbahçe muhabirleri kulübün önüne resmen kamp kurmuş... Saatler geçmiş ancak kapıdan içeri ne bir yönetici giriyor, ne bir futbolcu. Beklemekten sıkılan 4'ü "kareyi tamamlayıp" karşıdaki kahveye okey oynamaya gidiyorlar. Öbür arkadaşlarından bir işaret gelene kadar hiç değilse vakit geçireceklerdir. Kahvehanenin kuytu bir köşesine çekiliyorlar, aradan biraz zaman geçtikten içlerinden biri çırağa sesleniyor; "Bize 4 çay versene..." Yeniden oyuna dalıyorlar, siparişlerin gelmediğini gören öbürü kafasını kaldırıp çay isteğini tekrarlıyor... Aradan biraz daha zaman geçtikten sonra kaale alınmadıklarını gören "Gazoz Abi" yerinden kalkarak çırağı kolundan tutuyor; "Aslanım çay istedik aradan yarım saat geçti, getirsene bize 4 çay" diye çocuğu paylıyor. Genç çocuk, ekibin hangi masada oturduğunu anlamak maksadıyla, "Abi siz nerede oturuyosunuz" diye soruyor... Cevap müthiş; - Levent'te... Yakıştır - Çok Grygera bi adam... - Baros'ların çocuğuyum... - Toth ki karnım acıktı... - O'Shea'mdi asker!.. - Adamda müthiş Quaresma var!.. Unutulmaz sözler... "Spor salonu bizim misafir odamız. Orada misafirlerimizi ağırlarız. Antrenman salonu ise yatak odamız. Güçlü aileler sorunlarını içinde halleder. Biz de öyleyiz. Misafir odamızda konuklarımızı ağırlarız ama kimse yatak odamıza giremez" Oktay Mahmuti