Bir soykırım mağdurunun İsrail eleştirileri...

A -
A +

"Dürüst olmak gerekirse ne Filistin ne de İsrail'i daha az önemseyemezdim. Ben adaleti umursuyorum, adil olanı. Benim zihnimde önemli olan kavramlar bunlar. Filistin, İsrail, Filistinliler, İsrailliler, hayır, bunlar benim için bir şey ifade etmiyor. Ben insanları umursuyorum. Milliyetler, etnik kökenleri gerçekten umursamıyorum, benim düşünce biçimimde bir yer tutmuyor bunlar. Ne Filistin yanlısıyım, ne de İsrail karşıtıyım. Ben adalet yanlısıyım, haksızlık karşıtıyım..."

Makul ve hakkaniyetli olarak tanımlanacak bu ifadeler ve bakış açısı, aile tarihinde Nazi kamplarının karanlık izi olan bir Yahudi tarafından söylenince şaşkınlık verici ve hatta provokatif bulunuyor. İsrail-Filistin sorununda kimlikten bağımsız ve sadece adaletten taraf bir pozisyon almak, bu sözlerin sahibi için ağır bedellerin ödendiği bir yük oluyor.

Amerikalı siyaset bilimci, Norman Finkelstein'ın hikâyesi Nazi toplama kamplarında başlıyor. Hem annesi hem de babası bu toplama kamplarından sağ çıkmayı başarmış şanslı azınlıktan. Annesi, kurtulduğu günün hayatının en korkunç günü olduğunu anlatıyor, zira kamptan kurtulduğunda tüm ailesini kaybettiğini öğreniyor. Finkelstein'ın anne ve babası toplama kamplarından kurtulanların toplandığı bir mülteci kampında tanışıyor.

Belki de bu acıyı bu kadar derinden yaşadığı için, Finkelstein Yahudi soykırımının, İsrail'in politikalarını meşrulaştırmak için kullanılmasını kabul edemiyor. Tüm dünyada olay olan, 2000 yılında yazdığı "Holokost Endüstrisi" kitabı ile Yahudi soykırımının, İsrail politikalarını eleştiriye kapatmak için sömürüldüğünü iddia ediyor. Soykırımın, İsrail devlet ideolojisi için bir "ideolojik mühimmat" işlevi gördüğünü belirtiyor. Yahudi soykırımı üzerine oluşturulan hamasi külliyatın 1967 İsrail-Arap Savaşı (Altı gün savaşı) ile, sistematik olarak İsrail'in politikalarına uluslararası meşruiyet kazandırmak için inşa edildiğini savunuyor. İsrail'in yaptıklarına sessiz kalan birisinin Holokost'a karşı çıkışının samimi olamayacağını söylüyor. Bazı Yahudi örgütlerin, soykırım mağdurlarına bağışlanan fonları nasıl zimmetlerine geçirdiklerini kanıtlıyor.
Ve bunun bedeli ağır oluyor.

Üniversitedeki işini kaybediyor. İftira ve Karalama ile Mücadele Birliği (Anti-Defamation League) tarafından soykırım inkârcısı ilan ediliyor.

Yılmıyor, İsrail'in politikaları konusunda yazmaya ve konuşmaya devam ediyor.

Finkelstein'ın, İsrail'in Gazze politikalarını masaya yatırdığı son kitabı, "Bu kez çok ileri gittik!: Gazze işgalinin hakikati ve sonuçları" Tuti Kitap'tan çıktı. Son kitabında, Finkelstein, İsrail'in Gazze politikalarının günlük siyaseti aşan bir mantığı olduğunu iddia ediyor ve İsrail'in sistematik şiddetinin arkasında yatan sebepleri açıklıyor.

İsrail'in Gazze politikasının arkasında yatan motivasyonlar neler? Türkiye'nin İsrail-Filistin meselesine bakışı nasıl olmalı? Türkiyeli liberallerin Türkiye'nin İsrail politikasına yönelik eleştirileri haklı mı? Türkiye'nin bölge politikası neden Batı kamuoyunda çok eleştiriliyor?
Bu soruları Norman Finkelstein'a sordum. Cevapları ise yarın Türkiye gazetesinde yayınlanacak röportajda...

UYARI: Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.