Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın 5 yıl aradan sonra gerçekleşen Brüksel seyahati Türkiye'de gezi öncesi felaket tellallığı yapan kesimler için bir hayal kırıklığı oldu. Brüksel'de görkemli karşılanan Erdoğan'a üst düzey temaslarından güçlü destek çıktı.
Belçika için biraz olağandışı sayılabilecek bir hadise ile başladı gezi. Erdoğan'ın Belçika'ya vardığı gece, üç bini aşkın kişi, başbakanı Brüksel'de konaklayacağı otelin önündeki Stephanie Meydanı'nda karşıladı. Yağmurlu ve soğuk havaya rağmen toplanan kalabalık, Erdoğan'a destek sloganları atarak coşkulu bir karşılamaya imza attı. Konuşmasına Belçika için istisnai sayılabilecek bu mitinge izin veren Belçikalı yetkililere teşekkür ederek başlayan Erdoğan'ın gündeminde Suriye vardı. "Şimdi biz de Brüksel'den sesleniyoruz. Ey dünya, 150 bin insanın öldürüldüğü Suriye'ye karşı acaba sessiz mi kalacağız? 'Cenevre-2 ses ver' demek zorundayız" diyen Erdoğan, Suriye'de yaşanan vahşetin tekrar tekrar belgeler ile kanıtlandığının altını çizdi. Konuşmasında iç siyasete ilişkin mesajlar da veren Erdoğan, "17 Aralık sizleri rahatsız etmesin. 25 Aralık sizleri rahatsız etmesin. Bütün bunların üstesinden gelmeye muktedir bir AK Parti iktidarı vardır, bunu unutmayın" şeklinde konuştu.
Başbakan ertesi gün ise AB Konseyi Başkanı Herman Van Rompuy, AB Komisyonu Başkanı Jose Manuel Barroso ve Avrupa Parlamentosu (AP) Başkanı Martin Schulz ile bir görüşme gerçekleştirdi. Görüşmenin sonucundaki basın toplantısına tarafların karşılıklı olumlu mesajları damgasını vurdu. Türkiye'nin AB için önemli bir müttefik olduğunu vurgulayan Rompuy, barış süreci konusunda hükümeti desteklediklerini ifade etti. Barroso ise Erdoğan'ın, Türkiye'deki son gelişmeler konusunda kendilerini açık ve samimi bir şekilde bilgilendirdiğini ifade ettikten sonra Erdoğan'ın Türkiye'de güçler ayrılığı ilkesinin güçlendirilmesi konusunda teminat verdiğinin altını çizdi.
Başbakan Erdoğan, AK Parti hükümetinin iktidara geldiği günden beri AB üyeliği konusunda samimi bir gayret içinde olduğunu vurgulayarak, ilişkilerde son dönemde yaşanan canlanmayı memnuniyetle karşıladıklarını ifade etti. "AB için yük olmaya değil, yük almaya geliyoruz" diyen Erdoğan, nihai hedefi tam üyelik olan sürecin süratle ilerlemesi gerektiğini belirtti.
Basın mensuplarının gündeminde ise Türkiye'deki iç siyasete damgasını vuran gelişmelere AB'nin nasıl baktığı sorusu vardı. Barroso, Türkiye'nin reform süreci ve demokratikleşme konusundaki girişimlerinin memnuniyet verici olduğunu ifade etti ve bu süreçte AB'nin Türkiye'ye tam destek verdiğini söyledi. Rompey ise AB'nin prensip olarak Türkiye'nin iç işlerine karışmadığını belirtti.
Erdoğan gelen sorular üzerine, yargı bağımsızlığına dair tartışmalara açıklık getirdi. Yargı bağımsızlıgının öneminin altını çizen Erdoğan bir uyarıda bulunarak, "yargı bağımsızlığı tarafsızlıktan sapmak demek değildir" dedi. Yargının hem bağımsız, hem de tarafsız olduğunun altını çizen Erdoğan, aksi durumda Türkiye'nin, bir demokrasi değil, yargı devleti olacağını söyledi.
Suriye konusunda uluslararası kamuoyunu daha aktif olmaya çağıran Erdoğan, "Beşar giderse kim gelir sorusundan bıktık" diyerek, Suriye için mevcut vaziyetten daha kötü bir durum ve daha büyük bir felaket olamayacağının altını çizdi...