Kadınlar, kadınlarımız...

A -
A +

Bu ülkede "kadın" meselesi hiçbir zaman kadınlarla ilgili olmadı. İdeoloji ile ilgili oldu, siyasetle ilgili oldu, ama kadınlarla ilgili olmadı.
"Kadınlara rağmen, kadınlar için" Türkiye'de hemen her grubun kadınlara bakışını özetleyen motto oldu.
İdeoloji kadın bedeninde kristalize oldu. "Makul kadın" tasavvuru ideolojiden ideolojiye değişse de, o ideolojiyi savunan kişilerin kendilerini karşı kamptan üstün olduğunu kanıtlamaya yarayan bir ideolojik mühimmat olarak kullanıldı.
Kadın, "ilericilik" göstergesi, "iffet" timsali, "özgürlük savaşçısı" oldu, ama kadın olamadı.
Kadın hakları, kendi tarafımızdaki kadınlara ayrımcılık yapıldığı zaman akla geldi. Cinsiyetçilik ancak karşı tarafa yakışan bir sıfat oldu. Kadına yönelik ayrımcılığın bu ülkede (tıpkı dünyada olduğu gibi) ideoloji, din, etnisite, sınıf, kültür, mezhep ayırmadığı es geçildi. Ataerkilliğin ideoloji üstü olduğu es geçildi.
Nereden mi geldi tüm bunlar aklıma? Geçtiğimiz gün Balçiçek İlter'in Habertürk'te "Kadınlar kadın meselesini tartışıyor" programından...
Thomas Hobbes'un "insan insanın kurdudur" sözünü pekâlâ kadınlara da uygulamak mümkün aslında. Çevrenize bir göz atın, kadınlara karşı kadınların tavrını gözlemleyin. İş yerlerinde, günlük hayatta ve elbette siyasette.
İkna odaları gibi bu ülkede kadına yönelik şiddetin en vahim örneklerinden birinin bilfiil iştirakçisi, CHP milletvekili Nur Serter, programda "Cumhuriyet rejiminin makbul bir kadın anlayışı oluşturduğunu ve bu kadın prototipine uymayan kadınları dışladığını..." söylediğimde, bana "haddimi bilmem" gerektiğini hatırlattı! Serter'e göre, ben o Cumhuriyet rejimi sayesinde ekranda konuşuyordum, haklarımı, varoluşumu bu rejime borçluydum...
Bir siyasetçiye, akademisyene, kadına yakışan bir üslup mu bu? Yakışan ifadeler mi?
Bu topraklarda yüzyıllar boyu kadınların mücadele ile, hâlihazırda doğuştan gelen haklarımızı "kazanmış" olmamızı, bir rejime, bir lidere borçlu muyuz cidden? Hükümetin kadın politikasını eleştirirken, kadınlara "had bildirmek" mantıklı bir tavır mı?
Ne yazık ki şaşırtmıyor beni bu durum. Her gün, sosyal medyada, sırf farklı siyasi düşüncelerden olduğumuz için o kadar çok kadından cinsiyetçi ifadeler duyuyor, küfürler işitiyorum ki. Bunların içinde siyasetçiler de var, gazeteciler de, muhtemelen kendi çevrelerinde saygın kişiler de...
Okurken onlar adına utandığım ifadelerin de, açık söylemek gerekirse ataerkillikten kaynaklandığını düşünüyorum. Bu zehirli zihniyet ne yazık ki o zihniyetin mağdurlarını da hapsetmiş durumda.
Peki böyle olmak zorunda mı? Cinsiyetçilik nereden gelirse gelsin karşı çıkmak bu kadar zor mu? Rakip gördüğümüz, hemfikir olmadığımız kadın meslektaşlarımıza cinsiyet kozuna saldırmadan, fikir düzeyinde cevap vermek bu kadar zor mu? Bir kadına, sırf kadın olduğu için saldırılmasının, aslında bütün kadınlara zarar verdiğini görmek zor mu? Buna bir kadın olarak iştirak etmenin utanç verici olduğunu anlamak zor mu?
Bu ülkede kadın mücadelesi, demokrasi mücadelesi gibi kendi mahallemizden başlıyor aslında. Karşı kampın kadına bakışı üzerinden kendimize üstünlük payesi atfetmek de pek yardımcı olmuyor.
Dürüst ve samimi olmak gerekiyor.
Mütedeyyin kadınlar dindar mahallede, seküler kadınlar laik mahallede, Kürt kadınlar Kürt mahallede, Alevi kadınlar Alevi mahallede yaşadıkları ayrımcılığı konuştuğunda bir katkı sağlanıyor.
Türkiye'de seküler mahalleye mensup biri olarak, kendi mahallemde kadınlara karşı takınılan tavır ve ikiyüzlülük bana utanç verici geliyor. Çoğu parlak, iyi eğitimli, seküler gençlerin, sevmedikleri kadın yazarlar için kullandıkları dil mide bulandırıcı geliyor. Bu dilin kınanmaması, bu dili kullananların o mahalleden aforoz edilmemesi korkunç geliyor.
Başka kadınları kurtarma rolüne soyunacağımıza, önce kendi kadınlarımızı "kurtararak" başlasak bu işe nasıl olur? "Geri kalmış" ideolojilere mensup insanlara ahkam keseceğimize kadın konusunda aynaya baksak nasıl olur?
En azından biz kadınlar olarak dünyayı diğer kadınlar için olduğundan da zor bir yer hâline getirmemek için çabalasak nasıl olur?..

UYARI: Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.