Kıbrıs Harekatı'nın 40. yıl dönümünde Kıbrıs sorunu çözülür mü?

A -
A +
Kıbrıs görüşmelerinin bir buçuk yıl aradan sonra tekrar başlaması, uluslararası kamuoyunun kangrenleşmiş sorununa dair iyimser bir havanın esmesine sebebiyet verdi. 2004 yılında çözüme çok yaklaşan, ancak Kıbrıslı Rumların referandumda 'hayır' demesi ile gerçekleşmeyen çözüm için şimdi neden ümitvar olunsun?
Cevap aslında basit: Enerji politikaları yüzünden. Doğu Akdeniz'de zengin doğalgaz ve petrol rezervlerinin bulunması, bu sorunun çözümünü; hem Kıbrıslı Rumlar, hem de Amerika ve İsrail açısından öncelikli bir gündem maddesine çevirdi.
Amerika kendinden beklenmeyecek şekilde aktif ve kararlı diplomasi ile görüşmelerin başlamasında kilit bir rol oynadı. Önce İsrail, daha sonra Kıbrıs'ta bulunan enerji rezervlerinin Avrupa'ya, Türkiye üzerinden aktarılması en kârlı yol. Avrupa'nın bu yeni boru hattı ile, Rusya'ya olan doğalgaz bağımlılığının azalması Amerika için önemli bir dış politika hamlesi.
Öngörülen çözüm, 2004 yılında Kıbrıslı Rumlar tarafından reddedilen Annan Planından pek farklı değil. Üzerinde mutabakata varılan ve Birleşik Kıbrıs'ın yol haritasını belirleyen metnin önemli maddelerini, şöyle sıralamak mümkün: Birleşik Kıbrıs, siyasi eşitlik temelinde iki toplumlu ve iki bölgeli federasyona dayalı olacak.? BM ve AB'nin üyesi olarak tek vatandaşlık, tek temsiliyet ve BM'ye üye ülkelerin sahip olduğu özellikte tek egemenliği bulunacak.? Egemenlik Kıbrıslı Türk ve Rumlara eşit yayılacak. Kurucu devletler yetkilerini federal hükümetten bağımsız kullanacak.? Birleşik Kıbrıs vatandaşları ayrıca Türk ve Rum kurucu devletinden herhangi birinin vatandaşı olacak.? Hiçbir taraf diğer taraf üzerinde otorite ve idari yetkiye sahip olmayacak.? Birleşik Kıbrıs, her iki tarafta eş zamanlı ve ayrı ayrı düzenlenecek referandumdan sonra ortaya çıkacak.? Başka bir ülke ile herhangi bir şekilde kısmi veya bütün olarak bölünme birleşme ya da ayrılma hakkı yasaklanacak...
Uzun bir müzakere döneminin en zorlu tartışmaları güvenlik, bölgesel sınır ve mülkiyet alanında olacak. Nihayetinde tarafların üzerinde anlaştığı plan referanduma gidecek. 2004'teki referandum şartları ile karşılaştırıldığında iki tarafta da daha yumuşak bir hava olduğunu söylemek mümkün. Çözüm için bundan öncesine kıyasla daha güçlü bir uluslararası iradenin olmasının yanı sıra, masaya oturan aktörleri teşvik eden enerji kartı da kamuoyu algısını olumlu etkileyecek yönde.
Ekonomik açıdan pek parlak bir dönemden geçmeyen Kıbrıs Rum Kesiminin bu anlaşmaya pek de itiraz etme lüksü yok. Cumhurbaşkanı Özel Temsilcisi ve bu kez 'tam yetkili' müzakereci sıfatıyla görüşmelere katılacak olan Kudret Özersay, bu müzakere sürecini diğerlerinden farklı kılan unsurun Güney Kıbrıs'ın müzakere sürecine daha olumlu yaklaşması olduğunu ifade ediyor. Al Jazeera Türk'e verdiği mülakatta, Rum yönetiminin KKTC ve Türkiye'ye olan ihtiyacını fark ettiğinin altını çizen Özersay sözlerine şöyle devam ediyor: "Güney Kıbrıs ekonomik krizden sonra, AB'nin de çok kolay ve hızlı bir biçimde bir üye devleti kurtaramayacağını fark etti. Enerjinin Güney Kıbrıs ekonomisinin kurtarılması için kullanılması düşüncesi, bu bağlamda hem Kıbrıslı Türklere hem Türkiye'ye olan ihtiyaç, adım adım bizi kapsamlı çözüme gidecek olan pozitif gelişmelere götürür..."
Bununla beraber Özersay, 2004 yılında Güney Kıbrıs lideri Papadopulos'un o dönemde 'hayır' oyu çıkmasında oynadığı aktif rolü hatırlatıyor. Şu anda ise Güney Kıbrıs'ta iktidarda ılımlı politikası ile bilinen Anastasiades var. Birleşik Kıbrıs projesinin bir kazan-kazan politikası olduğunu söyleyen Anastasiades, hem Kıbrıslı Rumların hem de Türklerin bu işten kârlı çıkacağını savunuyor. Ancak bu iki tarafın da milliyetçilerinin süreci engellemek için çaba göstermeyeceği anlamına gelmiyor...
Türk tarafına gelirsek, 2004 yılına benzer şekilde milliyetçi saiklerden ziyade, çözüm için irade koyan bir duruş var. 2004 yılında ulusalcılar ve milliyetçiler tarafından, Kıbrıs konusunda aldığı çözüm yanlısı tutum nedeniyle hedef tahtasına konulan AK Parti'nin 2014 yılında yine çözüm için aktif diplomasi yürüttüğünü görmek mümkün.
Enerji kaynakları bazen siyasi ihtilafların bazen ise çözümlerin motivasyonu oluyor. İkinci Dünya Savaşı sonrası Avrupa'da barışı sürdürülebilir kılan ve Almanya-Fransa yakınlaşmasını sağlayan ve o dönemin stratejik ham maddeleri olan kömür ve çelik birliği idi. Önce, Irak Kürdistan'ı ile sağladığı enerji iş birliğini, siyasi müttefikliğe dönüştüren Türkiye, şimdi yeni bir enerji iş birliği sayesinde, uluslararası alanda en büyük ayak bağı olan Kıbrıs sorununun çözümünü mümkün kılabilir.
UYARI: Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.