Körfez, tatlı su, atom bombası ve İran...

A -
A +

Yazının başlığı bazı okurlara biraz kafa karıştırıcı gelebilir. İzah edeceğim... Körfez ve su ile başlayalım. Kuveyt, Suudi Arabistan, Katar ve BAE'nin su problemleri var. Bu ülkelerde yeterli miktarda su yok. Suudi Arabistan'da büyük su altı rezervleri bulunuyor. Ülkenin çeşitli bölgelerinde yer alan bu rezervler, komşu ülkelere doğru da uzanıyor. Hatta bazı komşularda da mevcut bu tür yer altı su rezervleri. Suudiler çölde buğday dahil çeşitli ekinler yetiştirmeye çalışırken yer altı suyunun büyük kısmını kuruttu. Dünyadaki en kurak ülkelerden biri olan Suudi Arabistan, aynı zamanda bölgesinin en büyük süt ürünleri ve sığır eti üreticisi ve ihracatçısıdır. Katar ve BAE'nin gıda ihtiyacının önemli kısmı Suudi Arabistan'dan karşılanır. Suudilerin ürettiği sığır etini, sütü ve peyniri tattım. Gayet lezzetli. Bu güzel ürünleri yerken bir yandan da bunları üretmeye ne kadar su harcandığını düşünmeden edemedim. Geçen hafta belirttiğim üzere, 1 kg sığır eti için yaklaşık 15.000, 1 kilo süt için 1020, 1 kilo peynir için 5.000 litre su gerekir. Bütün bunlar, yenilenebilir tatlı su kaynağının yüzde 850'sini yer altından temin eden bir ülkede yapılıyor. Bu nasıl oluyor? Yani çıkardıkları suyun çok az bir kısmı yeniden yerine geliyor. Kuveyt yenilenebilir suyun yüzde 2200'ünü, BAE yüzde 1500'ünü ve Katar yüzde 550'sini harcıyor. Tabii birçoğunuz olmayan suyun nereden geldiğini merak ediyorsunuzdur. Burada ne bir çöl harikasından ne de ince hesap marifetinden bahsediyoruz. Bu ülkelerde içme suyunun büyük kısmı arıtılmış deniz suyundan elde edilir. Bu ülkeler yer altı su kaynaklarını kuruttukça ve nüfusları arttıkça, Körfez'deki ve Suudi Arabistan'ın Kızıldeniz kıyısındaki arıtma tesislerinde her geçen gün daha çok su arıtmaya ihtiyaç duyuyor. Konuyu daha iyi açıklayabilmek için Körfez tarafını anlatacağım. Üstelik Kızıldeniz kıyısındaki arıtma tesislerinden Suudi Arabistan'ın doğusuna arıtılmış su taşıyacak büyük su boru hattı da mevcut değil. Tuzdan arıtılmış deniz suyu kaynatılarak ve distile edilerek veya reverse ozmos yöntemi ile elde edilir. Reverse ozmos, tuzlu suyun tuz geçirmeyen bir tabakadan geçirilerek filtre edildiği karmaşık bir yöntemdir. Deniz suyunu tuzdan arındırmanın başka yolları da var, ama en temel olanı bu ikisidir. Her iki yöntem için de çok fazla enerji gerekir, ama bu ülkeler şimdilik enerji fakiri sayılmazlar. Ancak gelecekte, önümüzdeki 20-30 yıl içerisinde durum değişebilir. Mesela Suudi Arabistan petrol rezervlerini hızla harcıyor. Petrole bağımlılığı aşmanın bir yolu konsantre güneş enerjisidir, yani güneş ve rüzgâr enerjisini birleştiren güç kuleleridir. Eminim birileri bu konulara kafa yoruyordur. Suudi Arabistan'da tuzdan arındırılmış deniz suyu üreten en önemli şirketlerden biri ülkenin elektrik şirketi. Bu arıtma tesislerinin bazıları aynı zamanda elektrik üreten kojenerasyon tesislerdir. SALDIRILARA AÇIK NOKTALAR Bu mevzuyu bomba ve İran'a bağlamanın önemli bir yönü su arıtma tesislerinin kara, deniz ve havadan gelecek saldırılara açık olmasıdır. Bu tesisler terör saldırılarına açıktır. Bu tesislerin birçoğu bütün şehirlere ve nüfusun çoğuna temiz su sağlayan en önemli kaynaklar. Eğer bu tesisler ağır hasar alırsa tamir etmek uzun zaman alabilir. Bu durumda insanlar nasıl hayatta kalabilir? Bu durumu bilenler için bütün bunların önemli bir endişe kaynağı olduğundan eminim. Bu tesislerin deniz suyunu aldığı giriş boruları Körfez'de bulunuyor. Eğer savaş nedeniyle su girişlerinin yakınında petrol ya da başka bir sızıntı olursa bu tesislerin kapatılması gerekir. Eğer Körfez'de bir savaş olursa ilk hedefler petrol kuyuları, limanlar ve diğer petrol ve rafineri tesisleri olacaktır. Körfez nispeten küçük bir yer. Bir noktada meydana gelecek kirlenme, Hürmüz Boğazı dahilinde dolaşıp duracaktır. Arındırma ekipleri temizleyene ya da kirlenmeye neden olan unsurlar kendiliğinden dağılana kadar... Eğer arıtma tesislerinin su giriş borularının yakınlarında petrol ya da başka sızıntılar olursa gerçekten de ciddi problemler çıkacaktır. Açıkça çok kısa bir dönem için olabilecek çok pahalı tek alternatif ise tankerle su ithal etmek. Ancak ya Hürmüz Boğazı bir süre kapanırsa ya da uzun süre çok riskli bir yer olursa-ya da hep riskli olursa. O zaman buradan su taşıma alternatifi de ortadan kalkar. Körfez dışından Suudi Arabistan'ın uzun yolları üzerinden ya da Umman ve BAE arasında TIR'larla su taşınabilir, ama bu hem çok pahalı olur, hem de lojistik olarak bir kâbusa döner. Ayrıca bu ülkelere gıda dahil birçok ürün yine Hürmüz Boğazı üzerinden geliyor. İnsanlar Körfez'de savaştan bahsederken suyu esas almalı, yoksa sadece oturdukları koltuktan savaşanların bahsettikleri diğer birçok şeyi değil. Bu insanların ve TV'de, radyoda konuşan uzmanların bölgedeki insanlar ve ülkelerin hassasiyetleri konusunda en ufak bir fikirleri yok. Eğer İran'ın nükleer programı yüzünden bir savaş düşünülüyorsa, aynı zamanda su konusu da düşünülmeli. Buna ek olarak, süt, peynir ve sığır eti üreten fabrikalar ve tuzdan arındırılmış suya muhtaç çiftliklere ne olacak? Peki ya suya ihtiyaç duyan şehir, kasaba ve köylerde yaşayan insanlar?

UYARI: Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.