Moğolistan'ı bekleyen zorluklar...

A -
A +

Geçen hafta Moğolistan'daydım. Çoğu insanın aklına Moğolistan deyince Cengiz Han, şiddetle özdeşleşmiş hanların kurduğu büyük imparatorluklar, stepler ve egzotik bir kültür gelir. Moğolistan deyince akla sadece bunlar gelir. Oysa ki Moğolistan deyince insanın aklına büyük kömür rezervleri, altın, bakır, nadir madenler ve eğer doğru ve dengeli bir şekilde geliştirilirse büyük potansiyele sahip bir ülke gelmelidir. Moğolların çoğu yoksul insanlar. Moğolistan dünya üzerindeki en az gelişmiş ülkelerden biri. Ülkenin önünde alması gereken çok uzun bir yol var. Ülkenin altyapısı sil baştan inşa edilmeli. Başkent Ulan Batur'un caddeleri çok daha küçük bir şehre göre yapılmış gibi duruyor. Ayrıca yollar çok kötü durumda. Ama ülkede sıcaklıkların kış aylarında eksi 44 dereceye kadar düştüğü, yazları da 32 dereceye kadar çıktığı düşünülürse, yolları sağlam bir halde tutmanın çok zor olduğu anlaşılabilir. Başkentin elektriğinin büyük kısmı çok eski kömür santrallerinden sağlanıyor. Isıtma da genellikle kömürle. Bu sebeple Ulan Batur dünyadaki en kirli havaya sahip şehir olabilir. Ben bahar dönemi ordaydım. Kışın hava çok daha kötüdür. Neden böyle? Bu birçok yönden hüzünlü bir hikâye. Son yıllarda ülkede atların ve diğer hayvanların milyonlarcası bozkırlardaki yoğun kar yağışı ve don sırasında telef oldu. Bu hayvanlara bakarak yaşayan göçebeler geçim kaynaklarını kaybetti. Birçoğu daha iyi bir hayat umuduyla Ulan Batur'a taşındı. Onlar için steplerde yapacak çok bir şey kalmamıştı. Hayvanlar olmadan başka bir seçenekleri yok. Başkenti çevreleyen tepelerde göçebe Moğolların oturduğu binlerce yuvarlak, küçük ev görebilirsiniz. Bu evlerin hiçbirinde su ya da kanalizasyon yok. Soğuk havalarda kömür yakarak ısınıyorlar. Buradan salınan zehirler şehrin havasını daha da kirletiyor. Havadaki kiri hem görebiliyor, hem de koklayabiliyorsunuz. Göçebelerin evinin içi ise karbonmonoksit ve başka zehirli maddelerle dolu. Çocukların beyinlerinin en çok 0 ila 10 yaş arasında geliştiği düşünülürse, bu evlerde yaşayan çocukların sağlığının çok büyük risk altında olduğu söylenebilir. Vücudun savunma sistemi de en çok 0 ila 6 yaş arasında gelişir. Su ve elektriği olmayan bu tarz kirli şartlarda yetişmek onları hayata mağlup başlatıyor. Moğol hükümeti başkentteki göçebe evlerine elektrik üreten güneş panelleri dağıtmayı planlıyor, ama bu paneller onları Moğolistan'ın çetin kış şartlarında ısıtmaya yaramaz. Hükümet ayrıca hâlâ steplerde yaşayan göçebelere de güneş paneli dağıtarak yardımcı oluyor. Elbette normal anlamda bir elektrik şebekesi step şartlarında kurulamaz. Büyük bir başkent ve birkaç küçük şehre sahip uçsuz bucaksız bomboş topraklar. Başkentin çevresindeki steplerde gezintiye çıktım. Kilometreler boyunca harika dağlar ve tepeler görebiliyordum, ama birkaç çoban ve tek tük geçen kamyonlar hariç hiç insan yoktu. Tepelerde birkaç sığır, Tibet öküzü ve at görülebiliyordu, ama hepsi bu kadar. Toprağın üst tabakası ince görünüyordu. Biraz ot ve nadiren ağaç vardı. Ama gökyüzü, ah o gökyüzü, şehrin dışında muhteşem ve inanılmaz mavi gözüküyordu. Eğer doğru adımları atarlarsa Moğolistan'ın turizm için de büyük potansiyeli var. Moğolistan toplam nüfusu yaklaşık 2.7 milyon kişi. Bunun yarısı Ulan Batur'da yaşıyor. Başkentteki nüfusun yüzde 60'ı da göçebe evlerinde yaşıyor. Neredeyse Moğolistan'daki tüm insanlar oldukça fakir. Az olsa da çok zengin insanlar da var. Ülkedeki gelir ve servet adaletsizliğinin büyük olduğu görülüyor. Bu gerçek bir problem teşkil edebilir. Moğolların kömür dahil çok büyük maden rezervleri var. Bu onları bir Katar, BAE gibi zengin bir ülke yapabilir. Ama bu zenginliğe nasıl kavuşacaklarını bulmaları lazım. Ülke "Hollanda hastalığı"nın (doğal bir kaynağın bulunması sonucu bir ekonomide endüstrinin gerilemesi) birçok semptomunu gösteriyor ve bu durum Moğolistan'ın düzgün bir şekilde kalkınmasını engelleyebilir ve birçok iç çatışmaya sebep olabilir. Ayrıca bu büyük zenginlikleri nasıl çıkaracakları ve piyasaya nasıl sunacakları konusunda ciddi problemleri var. Moğolistan, Rusya ve Çin gibi çok güçlü ve kompleks komşuların arasına sıkışmış kalmış bir ülke. Kazakistan'a yakınlar, ama sınırları yok. Moğolistan'ın önünde iki yol var. Zengin, sağlıklı ve iyi eğitimli bir ülke haline gelebilir. Ama, gelir adaletsizliği ve kadük kalmış kalkınmaya bağlı olarak artan sosyal gerilim yüzünden geçmişe takılıp kalması da mümkün. İyi yolda ilerlemesi için ülkenin iyi lider ve danışmanlara ihtiyacı var. Hem içeriden hem dışarıdan. Kalkınmanın dengeli bir şekilde yürütülmesi lazım. Doğal kaynaklara bağımlı bir ekonomide bunu sağlamak zor olabilir. Lider kadrosundan ve diğer kesimlerden bizzat tanıştığım kişiler ülkenin geleceği konusunda bana çok ümit veriyor. Moğolları sıcak ve misafirperver buldum. Ülkesini gerçekten düşünen birçok Moğolla tanıştım. Moğolistan'daki son günümü bir göçebe evinde Moğolların klasik müzisyenlerini ve hömey (boğazdan şarkı söylemek) dinleyerek geçirdim. Bu derin kültürü ve uzun geçmişi olan bir ülke. Söyledikleri müziği dinlerken ne kadar büyük potansiyele sahip olduklarını ve onları bekleyen zorlukları düşündüm. Önümüzdeki hafta bu zorlukların bazılarından ve muhtemel stratejilerden bahsedeceğim. Birçok ülke benzer zorluklarla karşı karşıya, ama Moğolistan gibi yeraltı zenginliği yok. Bu zenginlik başa bela ya da nimet olabilir. Zaman gösterecek.

UYARI: Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.