“Milletvekili arkadaşlarımız savunma pozisyonunda kalmasın. Meclis’te bu tür iftiraların konuşulmasına izin vermeyelim. En iyi savunma taarruzdur.
FETÖ ile mücadelede uyarılarım dikkate alınmadı. Ben sonuna kadar ciddi çaba sarf ediyorum. Canımı ortaya koydum. Kabine dâhil benim kadar mücadele eden, çaba gösteren kimse yok.”
Herkes için değil gerçi, onlarca AK Partili siyasetçiyi takdirle izliyoruz ama sonuçta yenilir yutulur sözler değil bunlar.
Peki, Cumhurbaşkanı haksız mıydı böyle konuşmakta?
Teorik olarak hiç de mecburiyetleri olmadığı hâlde gazeteciler, akademisyenler, STK yöneticileri vatan sevgisiyle canlarını dişlerine takmış kavga verirken, sayıları epey fazla bazı milletvekillerinin ve bakanların bu en kritik anlarda âdeta buharlaştığına, mecbur kalırlarsa da mırıldanma düzeyinde konuştuklarına şahit oluyoruz.
Sadece onlar değil.
Dün akşam tesadüfen televizyon haberlerinden bu toplantıya katılan 51 milletvekilinin neden 52 olmadığını öğreniyorum.
Eski Başbakan ve Konya Milletvekili Ahmet Davutoğlu katılmamış.
Sebebi ise MHP ile olan kavgasında AK Parti’nin kendisini yalnız bırakmasıymış.
Geçen gün “Jübilenizi yapın” diye yazdığım Bülent Arınç’a da “İki parti arasına kama sokma çabalarından vazgeçin” demiştim.
Biz gazeteciler bile (Evet yine biz) bu konuda hassasiyet gözetirken, bizatihi AK Partili siyasetçilerin tutumunu anlamak güç diyeceğim ama aslında anlıyoruz ve nedenlerini çok iyi biliyoruz.
Bu bir misyon.
Sayın Ahmet Davutoğlu’nu 24 Ocak 2017 tarihli yazımda yine konu etmiş ve “Ne müttefik belli, ne sığınakların yeri” başlığını atmıştım Rock şarkıcısı Emre Aydın’ın o çok sevdiğim şarkısının ismiyle.
Öyle güzel anlatıyor ki durumu bu şarkının sözleri.
15 Temmuz akşamı da “Güvenli bir sığınakta” saklandığını söyleyip ortadan kaybolan Sayın Davutoğlu’nun bu kritik zamanda böyle bir bahaneye sığınması doğrusu beni şaşırtmadı.
Vallahi ben şunu bilir, şunu söylerim:
Yanında duracak adamı zor zamanlarda tanır ve sınarsın.
Sen eğer çekirgenin hâlâ 3. sıçrayışını da bekliyorsan ya bilmediğimiz bir husus vardır, eyvallah ama aksi durumda da sırtından hançerlenmeyi göze alırsın.
Ve eğer ahde vefayı abartırsan, sana vefa gösterip de bedenini o ölümcül taşın altına koyduğu hâlde görmezden gelinenleri kaybedersin.
Herkes için; tüm siyaset erbabı için geçerlidir bu.
Söylemek kolay, yapmak zor derler.
İyi de biz neden siyaset erbabı diyoruz ki zaten.