samdan
camii
hayirli-ramazanlar

DEMİRTAŞ VE FİGEN YÜKSEKDAĞ'IN SAHNE PERFORMANSI

A -
A +

Sahnede Selahattin Demirtaş ile Eş Başkanı Figen Yüksekdağ.
HDP'nin seçim programını açıklamak üzere kürsüdeler.
Önce Figen Yüksekdağ.
Radikal sol etiket sadece ruhunda değil. Söylemine ve kıyafetine de yansıyor. Türkiye'de tamamlayamadıkları devrimi Kürtler üzerinden gerçekleştirmek için, HDP ve PKK'ya kapılanmanın fotoğrafını verenlerden o.
Sanki biraz önce sırtından parkasını çıkarmış, kalaşnikofunu duvara dayayıp, üstüne  "hanımefendi bir lider"e uygun, en olabilecek kıyafeti geçirip çıkmış gibi. Boynundaki kırmızı fuları ile uzun süredir barlarda çalınıp göbek atılan İtalyan partizanlarının marşı bella ciao'ı söyledi söyleyecek neredeyse. Aynı zamanda "şıkım ama her an silahımı elime alabilirim" havasında.

Demirtaş ise üzerine Cihangir makyajı yapılsa da cemaatçileri andıran o matruş çehresiyle endamını gösteriyor. Gelgelelim yakasında ve ellerinde 6-8 Ekim'den kalan kan izleri var. Bakan gözler görüyor bunu.
Eş Başkan Figen Yüksekdağ konuşmasını kadınlar üzerinden yürütüyor:
"Bizler insanlığın gelişmesinde öncülüğü kadınların yapması gerektiğine inanıyoruz ve bunu başaracağız."
Demirtaş senaryo gereği alıyor sözü:
"Biz de size katılıyoruz Sayın Başkan, yanınızdayız."
Yüksekdağ anaç bir edayla gözdağı veriyor:
"Katılmazsanız işimiz zor."
Gülüşmeler geliyor sonunda. Demirtaş durur mu, kreşendo yapması gerek:
"Sadece birkaç erkek arkadaşta homurdanma oldu o kadar."
Ve kahkahalar.
Yüzlerindeki ifadenin alt okuması:
"Basın bunu kullanır kesin."
Sovyet Komünist Partisi'nin kongrelerinde de böyle "komik" ve ayarlanmış atışmalar olurdu.
Stalin de misal çok muzip adamdı. 10 milyon insanı ölüme gönderirken kullandığı yakın kasap arkadaşı Beria ile sıcak ve mizaha dayalı ilişkileri vardı.
Demirtaş 6-8 Ekim'de 52 kişiyi ölüme gönderen çağrıyı yaparken Stalin amcasının ruhunu serin serin serin okşattı.
PKK'nın ve HDP'nin Stalinci çizgisinden saptığını söylemek mümkün mü?
Allah muhafaza hâkim olabilecekleri bir coğrafyada neler yapabileceklerini 40 yıldır görüyoruz. Kobani nedeniyle bunu yeniden idrak ettik.
Zaten Figen Yüksekdağ'ın dışında Ertuğrul Kürkçü başta olmak üzere silahlı terör örgütlerinden tekaüt olmuş adaylarıyla nasıl bir potansiyele sahip olduklarını ve nasıl bir gelecek vaat ettiklerini az çok tahmin edebiliyoruz.

BERLİN'DEKİ SEÇİM SONUÇLARI

Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş'la Hollanda ve Almanya temasları çerçevesinde birlikte olduğumuzu yazmıştım önceki gün. Bu tür gezilerde malum pek çok isimle, STK temsilcisi, iş adamı ve yerel gazeteciyle tanışmak mümkün olabiliyor.
Bir gazeteci geldi yanımıza. Almanya'da da seçim havasına çoktan girilmiş.
Dergisi için Berlin'de bir kamuoyu araştırması yaptırmış anketörlerine. Sokakta, çarşıda, pazarda tesadüfi örnekleme yöntemiyle, çeşitli sosyo-ekonomik ve kültürel katmanlardaki denekleri de kapsayacak biçimde sorular yöneltilmiş ve 1000 kişiyle yüz yüze görüşülmüş.
Derginin sahibi, dinî cemaatlerin ve cami cemaatlerinin bulunduğu yerlere özellikle gitmediklerini, çünkü bunun çıkacak sonucu dramatik olarak Ak Parti lehine etkileyeceğini söyledi bize.
Sonuçta Berlin'deki seçim sonuçları tahmini şöyle:
AK PARTİ : %46
CHP            : %16
MHP           : %13
HDP            : %  9
DİĞER        : %  5
KARARSIZ: %11
Bu arada belirtelim, Berlin'deki seçmen sayısı 140 bin.

PERVASIZCA YALAN YAZMAK

Milliyet'in yazarı Mehveş Evin.
İnsaf demeyeceğim çünkü bu sözden pek nasiplenmiş görünmüyor.
Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan Avrupa Parlamentosu'nun "soykırım" kararı üzerine bir açıklama yapmıştı hatırlarsanız ve şöyle demişti:
"Bizim ülkemizde vatandaş olan veya olmayan 100 bine yakın Ermeni var, sizin ülkenizde kaç Ermeni var? Ermenilere karşı farklı, olumsuz bir muamelemiz oldu mu?"
Mehveş Evin ise dünkü köşesinde soykırım kararının açıklanmasının ardından gelen tepkileri anlatırken bakın ne yazıyor:
"Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan kaçak yaşayan Ermeniler kadar, Türkiye vatandaşı Ermenileri de "sınır dışı" etmekten bahsetti."
Bir gazeteci okuduğunu anlamaktan bu kadar aciz olamaz.
O vakit geriye kalıyor kötü niyetle algı oluşturmak.
Tayyip Erdoğan'ın yukarıdaki sözlerinde kaçak göçmen Ermeniler kadar Türkiye Vatandaşı Ermenileri de sınır dışı etmekten bahsettiğine dair hangi kelimeyi, onu bırakın, hangi imayı görebiliyorsunuz?
Bu şuursuzca sözleri koskoca gazetede köşe yazarı unvanlı bir kişi kaleme alabiliyor ve bunun adı da basın özgürlüğü oluyor öyle mi?

UYARI: Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.