samdan
camii
hayirli-ramazanlar

Efendi-Mürid ilişkisinde anahtar cümle: Düşünmek, ısrar etmektir...

A -
A +
Hayat kimileri için hiç de kolay değil.
Korunaklı alanlardan tebliğ edilen fetvaların sahipleri, esasında müridine hükmetmenin hazzıyla soluk alıp verir. Ancak bu hazzı kesintiye uğratan tek şey vardır:
Kendilerini tehdit altında hissederler.
Bu yüzden de tehdit ederler.
Çünkü başlarının üzerinde sallanan tek tehdidin ölüm olduğunu düşünmek, onları insanî kavrayışlardan giderek uzaklaştırır.
Gözyaşları içinde lanetler yağdırıp beddua etmeleri ve yakarmalarının sebebi, kararlarına gerçeklik kazandırma amacıdır.
Kararlar müride "adalet için hak arama" kodlarıyla yüklenir. Onlar açısından sorgulamak affedilmez bir suçtur artık. Hatta, mantık öncesi düşünce biçimlerindeki gibi "tehlikeli" şeylerin adlarının anılması bile yasaklıdır.
Ne tuhaf, Fransızcada iki kelime arasındaki ilginç benzerlik bize Efendi-Mürid ilişkisi hakkında ilginç ipuçları sunar.
Bu dilde Kahramanlar ile Sıfırlar aynı şekilde okunur.
Les Heros ve Les Zeros kelimeleri, "Lezero" diye seslendirilir. Benzerlik, bize "Efendi Kahraman"ın, aynı zamanda "sıfırlanma" korkusunu anımsatır.
Efendi, referanslarına ihanet etmediğini ispat etmek için kötü niyetli değilmiş gibi davranmak zorundadır. Karşısındakinin "maskesini" yırtmaya çalışır hep. Amacı, kendi kötü niyetini, yırtmaya çalıştığı maskenin ardında bulacağı ümididir.
İşte bu yüzden aniden savaş kararı verir.
Ve bu kararı bir ilahi gerekçeyle ilişkilendirir genellikle.
Gelelim yine müride.
Dediğim gibi hayat onlar için hiç de kolay değil.
Onlara söylenebilecek tek şey, ünlü filozof Elias Canetti'nin bir sözü:
"Düşünmek, ısrar etmektir"


ŞEREF VE HAYSİYET CELLÂTLARI

Önce Sabah yazarı Rasim Ozan Kütahyalı'ya, ardından AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Numan Kurtulmuş'un kişiliklerine yöneldi suikast.
Takipçilerimden biri bana Twitter'dan yazıyor:
"Sahteydi değil mi o görüntüler."
Evet, sahteydi. İlkinde farklı bir adam vardı, diğeri de Arap pornografi kanalından alınmıştı.
İyi de, diyelim ki gerçek. Ne olacak?
Özel yaşamın sınırları ile "haber" arasındaki ilişkiyi yeni baştan mı öğretmek gerekiyor Türkiye medyasına?
Ama ilginç olan şu. Ergenekoncuların darbe plânlarını içeren CD'lerini bile "özel yaşam" kapsamında niteleyen ulusalcı kesimin de bu yüz kızartıcı sahte görüntüleri televizyonlarında yayınlamaları. Ben Halk TV'de gördüm, diğerlerinde de yayınlandığını işittim.
Hatırlarsınız, haftalar öncesinden "endişeler" dillendirilmişti, "yakında kasetler ortaya çıkabilir" denilerek. Herkes bunu zaten bir Lapsus (dil sürçmesiyle bilinçaltı itiraf) olarak algıladı. Okyanus ötesindeki dini figür ise, yakın bulduğu bir siyasetçiyi, aldığı operasyonel bilgi sayesinde "Aman sakın o kadına gitme, görüntülerini çekecekler ve yayınlayacaklar" diye uyardığını ballandırarak anlatıyordu.
Ne biçim bir dünyada yaşıyoruz Allah aşkına? Alacakaranlık kuşağında mıyız?
Şaşkınım açıkçası.
Haysiyet cellâtları için her şey serbest.
Namuslu insanları kirleteceklerini sanarak sahte kaset üretip dağıtan, operasyon sırasında yatak odalarına para sayma makineleri yerleştiren, videoların önünde kutuları Oscar'lık bir performansla açıp, içindeki paraları teşhir eden polislerin yerlerinin değiştirilmesini eleştirecek bir medya cephesi var nasıl olsa.

YERLİ MALI HAFTASI

Anaokulundaki kızım benden yerli malı haftası için resimler isteyince şaşırdım; devam ediyor muydu bu hafta?
Çocukluğumuzda -o vakitler muzu fotoğraflarından bile tanımazdık- kuru üzüm, incir, elma filan yerdik yerli malı haftasında. Bir sonraki ders esnasında da Amerikan süt tozundan yapılmış sütleri içirirlerdi bize. İncir, üzüm, kayısı ve ardından süt tozu derken gerisini siz düşünün.
Baktım öğretmenler hâlâ fındık, fıstık, üzüm peşinde. Kızım muzu tanıtacakmış. Artık muz bol ama bu kez de yerli muz tedarik etmemiz gerekiyor. Ama ara ki bulasın.
İyi de 40 yıldır bir şey değişmedi mi Türkiye'de? Meyveden, sebzeden öteye gidemedik mi? Rekor üstüne rekor kıran ihracatımızla biz sadece fındık-fıstık satarak mı ayda 160 milyar doları bu ülkeye getiriyoruz?
Milli Eğitim Bakanlığı'nın artık öğretmenleri de tedrisatı da güncellemesi elzem.
UYARI: Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.