​Erdoğan’ı yedirmezlermiş, pabucumun kahramanları!

A -
A +
Bu satırların başına oturduğumda CHP Ankara Milletvekili Levent Gök, partisinin Ankara belediye başkan adayı olursa bu görevi üstleneceğini söyledi. Ben de bugün tam onu anacaktım ki kendisi zuhur etti malum atasözünün hatırlattığı üzere.
Konu onun adaylığı değil tabii. Levent Gök iki gün önce sosyal medya hesabından “Ne ezilen ne ezen, insanca hakça bir düzen mücadelesinin Karaoğlan'ı, Halkçı Ecevit'i saygıyla minnetle anıyorum” diye yazmıştı.
Sanırsınız, kendisi dâhil CHP’nin lider kadrosu birer “Karaoğlan”...
Ben de doğal olarak “Karaoğlan nerede, bunlar nerede” dedim zamanında Karaoğlan’ın CHP’sine umut bağlamış milyonlarca insan gibi. Bırakın pek çok kez antiemperyalist tutumuyla halkı arkasından sürükleyen Karaoğlan  olmayı,  “liderleri” sayesinde ABD’nin ve FETÖ’nün saraylarına devşirilen içoğlanları olmayı başarmışlardı.
1970’li yılların Karaoğlan’ı Ecevit samimiydi, halka dokunuyordu ve millîydi. Bu yüzden yüzde 42’nin desteğini aldı. Kısa koalisyon iktidarı süresince de MSP’nin ve Necmettin Erbakan’ın da katkılarıyla antiemperyalist bir tutum takındı pek çok kez. Kıbrıs çıkarması, haşhaş meselesindeki gibi. Ama keşke siyasetçi olmasaydı. 1990’lı yılların sonuna doğru ekonomide halka illallah dedirtti. Dönemin Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer’le olan kavgasının ardından Türkiye büyük bir ekonomik krize girdi. Ülke 200 milyar dolardan fazla kayba uğradı.
Dün bir de baktım ki Ahmet Necdet Sezer 10 yıl aradan sonra bir anma töreninde sohbet ettiği CHP milletvekili Fikri Sağlar’a o kitap fırlatma olayının ve Ecevit’le kavgasının nedenlerini açıklamış. Meğer Ecevit o sırada Anayasa Mahkemesi’nde hakkında kapatılma davası açılan Fazilet Partisi (FP) için iki kez Sezer’i ziyarete gitmiş. Sezer’in anlattığına göre Ecevit kendisinden FP’nin kapatılmamasını, Anayasa Mahkemesi’ndeki arkadaşlarına bu konuda telkinde bulunmasını istemiş. Buna kırılmış Sezer. 19 Şubat’taki o MGK toplantısı sırasında aynı konu yeniden gündeme gelince Anayasa kitapçığını ona doğru fırlatıp “Alın bunu okuyun” diye bağırmış...
İşte hatalarıyla ve sevaplarıyla Ecevit buydu. Merve Kavakçı olayı ve 28 Şubat dönemindeki tutumuyla epey yara almasına karşın görece demokrat bir duruşu vardı. Ecevit’in asıl özelliği nezaketi ve zarafetiydi. Parti kapatılmasına karşıydı. Çünkü sonuçta her şeye rağmen o bir 'Karaoğlan’dı. Bülent Beyin yerinde CHP’nin başındaki ABD ve FETÖ’nün içoğlanları olsaydı Sezer’den böyle bir talepte bulunurlar mıydı?
Cevabını size bırakıyorum.
Sonuçta FP 22 Haziran 2001’de kapatıldı.
Ondan sonra kurulan AK Parti ise iktidara geldi.
Kemalist askerî vesayet bu kez AK Parti hakkında kapatma davası açtı. Ecevit bir yıl önce vefat etmişti. CHP zil takıp oynuyordu. 27 Nisan Askerî Muhtırasında da sevinçlerini gizleyemediler ve AK Parti’yi istifaya davet ettiler.
CHP yönetimi 17-25 Aralık’tan itibaren alenen FETÖ’nün aparatı oldu ve 15 Temmuz’u bekledi. Ama istedikleri olmadı. Halk, emniyet, siyasetin kahramanları, asker, yargı bu hain ve kanlı plânı çökertti. Bu kez yine FETÖ’nün talimatıyla 15 Temmuz zaferini itibarsızlaştırmaya çalıştılar ve üstelik bir de rapor hazırladılar. Bulabildikleri “tek delil” benim iki üç tane yazımdı. Kepaze olmakla kalmadılar ihanetin dibini buldular.
Şimdi de ABD’de 27 Kasım’daki Rıza Zarrab davasının görülmesini ve Erdoğan hakkında bu duruşmada birtakım “itiraf”ların, Türkiye’den kaçırılmış tapelerle belgelerin ortaya saçılmasını bekliyorlar. FETÖ’nün köpeği Michael Rubin’den kendilerine iletilen işaretle o zamana dek sürecek “Faşist diktatör Erdoğan” kampanyasına başladılar.
Taktikleri açık; “içeriyle” iş birliği yapacak odaklara mesaj vermek ve ülkemizi dış müdahaleye açık hâle getirmek.
Amaçları suratlarına vurulduğunda da CHP Grup Başkan Vekili Engin Altay utanmadan Meclis’te “Sayın Cumhurbaşkanı’nı dış odaklara ve darbecilere yedirmeyiz. Karşılarında bizi bulurlar. Sayın Cumhurbaşkanı’nı sandıkta biz yiyeceğiz” dedi.
Hadi oradan! Pabucumun kahramanları! Daha 15 Temmuz’da yapıldı o saldırı. Gördük ne olduğunuzu, ödlekliğinizi ve ihanetinizi. “Tanklara çıkarım” diyen “lideriniz” koruma müdürünü göndertip tanklardan ricacı oldu ve belediye başkanınızın evine sıvıştı. Terliklerini giyip televizyondan seyretti olan biteni, hepiniz gibi. Ertesi sabah köprüden silah sesleri geliyor bilgisi üzerine tekneyle Pendik’e geçip oradan Ankara’ya doğru kaçtı.
Yedirmezlermiş. Sevsinler seni.
Allah bu milleti ve ülkeyi sizin elinize düşürmesin, size muhtaç hâle getirmesin.
Bu millet ülkesini de kendini de liderini de korur. Siz gölge etmeyin(*) yeter.
.....
(*)Burada “Gölge etmeyin” lafı “İhanet etmeyin, FETÖ’nün ve ABD’nin, küresel odakların uşaklığını yapmayın” anlamında okunmalı.
UYARI: Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.