Aralarında gazeteci-yazar da vardı, sinema oyuncusu ve ressam da. Şarkıcı da vardı, haber sunucusu, gazete-tv yöneticisi, siyasetçi de. Laikperest Kemalist, CHP'li "solcu" ya da sosyalistleri unutmayalım. Keza kambersiz düğün olmaz; Cemaatçileri de...
Neler demediler ki?
Devlet ve iktidarın zaaf içinde olup savcısını koruyamadığını...
"Eylem"in iktidarın tutumuna karşı bir "isyan" olduğunu...
Berkin Elvan'ın katilleri bulunamadığı, iktidar Berkin'in annesini yuhalattığı için bu "eylem"in yapıldığını...
Bir İslam karşıtı gazete olan Daily Mail'in de IŞİD'in kafa kesme görüntüsünü yayınladığını söyleyip Hürriyet, Posta, Cumhuriyet, Taraf, Bugün gibi gazetelerin o korkunç fotoğrafı yayınlamasının normal sayılması gerektiğini...
Teröristlerin aslında Savcı'yı öldürmediğini, polisin saldırısı sonucu öldürüldüğünü...
Saldırıyı yapan IŞİD olsaydı teröristlerin öldürülmeyeceğini...
Teröristlerin adliyeye avukat cübbesiyle ve avukatların kapısından avukat kimliğiyle girmediğini, bu açıklamaların yalan olduğunu...
Şehit Savcı'ya otopsi yapılmadığını...
"Eylemcilere" terörist denemeyeceğini...
"Halkın savaşçıları DHKP-C"nin Berkin Elvan'ın hesabını sormak için Çağlayan adliyesinde eyleme geçtiğini...
Savcı Mehmet Selim Kiraz'ın "Tayyip'in adamı" olduğunu...
Bu "Eylem"in AK Parti'nin oylarını artıracağını...
Fazlası var eksiği yok.
Biliyorum, hepiniz dehşete düştünüz, "Bizler bu gökyüzü altında kimlerle aynı havayı soluyoruz?" diye.
YARI FELÇLİ 'ENTELEKTÜEL'
Sorsanız hepsi entelektüeldir, aydındır.
Türkiye'ye bakışlarındaki yarı-felçlilik hâli, davranışlarındaki şizofreni, şiddeti putlaştırmaya dönüştüren ruhsal çöküş, düşkünlük; dekadan.
Çünkü kuş beyinli militanların gözüpeklikleri, fedakârlıkları, intiharı andıran tavırları bu entelektüelleri baştan çıkarmakta. Dolayısıyla onlarla seve seve özdeşleşip, bu sahte bilinçle dünyayı yeniden yorumlayıp sabit fikir hâline getirmekteler.
Ünlü Yazar Octavio Paz zamanında Latin Amerika'da şiddeti yücelten modernlerin "ikinci elden" yaşadığını söylemişti.
Bizdekilerin buna ilave olarak fason üretim olduğunu ekleyelim.
ŞİDDET SİZİ TESLİM ALMADAN
Neyse, aslında bu akıl tutulması hepimiz için bir imtihan.
Sabır iyidir.
Ama unutmayalım. Olanları sadece izlemenin yol açtığı pasiflik, kolayca manipüle edilmeye de yol açar. Yüz yılın ittihatçı deneyimi ve kadrolarıyla halkı yönlendirmek, tetiklemek günümüzde "habercilik profesyonelleriyle" yapılıyor. Tarih bilinci az olan ya da hiç olmayan bir toplumu yönetmek kolaydır çünkü.
Bu yüzden sabır iyidir ama etkisiz kalmak daha da kötüdür.
Gereken yapılmalı, şiddet, karşısında kararlılığı bulmalıdır.
Aksi hâlde sizi teslim alır.
LUFTHANSA PİLOTLARINA GÜVENEBİLİR MİYİZ?
Lufthansa havayollarına ait uçağın Güney Fransa Alplerinde düşmesinden hemen sonra şirketin CEO'su Carsten Spohr ne demişti bakalım:
"Biz pilotlarımızı ve personelimizi seçerken, son derece titiz ve güç şartları aşabilen son derece sert kriterlere sahibiz. Özellikle psikolojik olarak güçlü elemanlar personeller alıyoruz. Özel bir testimiz var, psikolojik sağlığını test edebilmek için. Almanya havacılık araştırmaları merkezinin uyguladığı bir test bu. Dünyaca ünlü bir test, biz de personelimizi bu testten geçiriyoruz. Andreas'ın eğitiminde 6 yıl önce bir sıkıntı oldu ama test yaptıktan sonra yeniden eğitimine başladı. Ardından gelen bütün testleri geçti yüzde 100 uçuşa elverişli olduğu anlaşıldı."
Gerçekten, uçuşa yüzde 100 elverişli olduğu çok iyi anlaşılmış!
Bugün neyi konuşuyoruz. Yardımcı pilot Andreas Lubitz'in bir psikolojik sorunlar yumağı olduğunu. Evinde bulunan belgeler ve çevresindekilerde mevcut bilgiler adamın âdeta bu intihar eylemini sırf intikam için gerçekleştireceğini göstere göstere ortaya koymuş.
Hiç mi anlaşılamadı? Bu kadar hasta olan bir adam "sert kriterleri" içeren testlerden nasıl geçti?
İlk testlerden geçen birinin daha sonraki yıllarda aynı ruh hâliyle kalacağına dair bir garanti var mı? Neden pilotların her yıl yapılan sağlık muayenelerinde psikolojik test uygulanmaz?
Şimdi bana "Bir Lufthansa uçağına binsen, pilot ve yardımcı pilotuna güvenebilir misin?" diye sorsalar, herhâlde vereceğim cevap "Binmesem daha iyi" şeklinde olurdu.