Bir süredir CHP İstanbul İl Başkanlığını yürüten Murat Karayalçın "çıkmadık candan umut kesilmez" misali istifa etmiş. Milletvekili olmak istiyormuş. Sonra da olası bir koalisyon hükümetinde bakanlık. Bakarsın bir CHP krizi yaşanır, Kemal Kılıçdaroğlu gidiverecek olur, hoop onun yerine. Hazır olmak lâzım.
Karayalçın 1993-1995 döneminde Başbakan Tansu Çiller'in yardımcısı ve Dışişleri Bakanı olmuş ama evvelinde uzun bir siyasi geçmişi olan bir isim. Bu koalisyon döneminde Sosyaldemokrat Halkçı Parti'nin (SHP) genel başkanlığı görevini de yürüten Karayalçın'ın bir de 1989-1993 yılları arasında Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevi var.
Kütüphanemde bir eleme yaparken şimdi birtakım sendika ve STK dergilerinde yazan ama o dönemde Hürriyet'te çalışan Kelime Ata adlı gazetecinin kaleme aldığı "Karayalçın-Aaa Kral Çıplak" adlı kitapla yüz yüze geldim.
Kelime Ata'nın "Şirketleri batarken yıldızı parlayan, batak ortamlardan kendini sıyırmayı becerebilen bir dâhi. Ankara'yı borç çıkmazına sokan, belediyesinde ayyuka çıkan yolsuzluklara rağmen sütten çıkmış ak kaşık gibi görünen bir iş adamı" diye tanımladığı Karayalçın'ın belediye iktisadi teşekküllerini (BİT) SHP'li politikacılara gelir kaynağı hâline getirdiği, partili belediye bürokratların aşırı masraflarını BİT'lerden sağlanan kaynaklarla karşıladığı, SHP il ve ilçe başkanlarını BİT'lerde danışman olarak gösterip maaşa bağladığını, Erol Barutçu, Fahri Özdilek, Ali Haydar Veziroğlu, Ali Haydar Doğan, Birsen Bozoğlu gibi gözde müteahhitlerine sürekli ihaleler verdiği anlatılıyor. Ve ardından Türkiye'nin en büyük metro vurgunu, AGSAŞ gibi komisyoncu şirketler ve kayıp 600 milyon dolar... Uzayıp gidiyor.
Hepsine yer verebilmemiz imkânsız. Kitabın yeni baskısının yapıldığını sanmıyorum ama bir yerlerden temin edip okumak isteyenler için verimli bir kaynak.
CHP'nin "kendini temize çekmiş" politikacılarının geçmişte yaptıklarının unutulacağını sanmak gibi kötü bir huyları var ne yazık ki.
Geçen gün bir röportaj veren Murat Karayalçın "Terörle mücadelede o dönem daha başarılıydı. O tarihlerde alan kontrol konsepti diye bir kavramı geliştirdik ve PKK ile mücadelede çok başarılı sonuçlar elde ettik" diyor.
Peki ya faili meçhuller, Hendek-Sakarya arasında Kürt iş adamlarının infazları, Yeşil'ler, Jitem'ler, b.k yedirmeler, orman ve köy yakmalar, halka yapılan işkenceler?
Karayalçın yarım ağız şöyle açıklıyor durumlarını:
"90'larda tabii yanlışlık yapıldı, terörle mücadele öne çıkarıldı. SHP'nin Kürt Sorunu olarak adlandırdığı soruna ilişkin çözüm yöntemi, 90'ların koşullarında hiçbir hükümet döneminde uygulanmadı. Bizim hükümet içinde olduğumuz dönemde de uygulanmadı."
İnsan utanır bunu söylerken. SHP'nin önerilerini kendi hükümet dönemlerinde uygulayamamışlar ama başka hükümetler de uygulamamış. Ne güzel avutuyor kendini.
Bugün yalnızca devletin televizyonundan Kürtçe yayın yapan TRT Kürdî bile, CHP zihniyetinin, Kemalist-CHP devleti eliyle kangrenleştirilen ve sonra da sol kisveyle çözmeye yeltendiği Kürt sorunu konusundaki hayallerini aşan bir noktaya işaret etmekte.
Neyse laf uzun.
1 Kasım seçimlerinden sonra muhtemelen yeniden milletvekili olarak görebileceğimiz Karayalçın'ı biraz hatırlayalım istedim...
BBC ve medyanın terörle imtihanı
2005 yılında Londra'daki o korkunç metro terör saldırısından sonra BBC tarafından hazırlanan "Yayın İlkeleri: Savaş, Terör ve Acil Durumlar" (Editorial Guideline: 'War, Terror and Emergency') başlıklı metin, İngiliz medyası tarafından benimsenmişti.
Söz konusu metne göre:
1-Haberci, olayla ilgili edindiği tüm bilgileri güvenlik güçleriyle paylaşmak zorundadır.
2- Bir terör saldırısı söz konusu olduğunda muhabir haberi hazırlarken; editörlerine ve yöneticilerine danışmak, onlardan onay almak zorundadır.
3-Haberin "tonu", en az güvenilirliği kadar önemlidir. Kamuoyunda oluşan duygu yoğunluğu, korku ve panik havası nedeniyle habercinin, konuyu ele alırken "hassas" davranması gerekir.
Bu bilgi Cumhurbaşkanlığı Kurumsal İletişim Başkanı ve Yazar Mücahit Küçükyılmaz'ın Star Açık Görüş ekindeki yazısından.
"Medyanın terörü, terörün medyası" başlıklı yazıda yer alan bu bilgi, son günlerde Türkiye'de yaşanan korkunç PKK saldırıları karşısında medyanın tavrı dikkate alındığında ne kadar önemli. Terörü âdeta baş tacı eden, PKK'nın terörünü öznesiz ve edilgen cümlelerle görmezden gelen bir ihanet medyası ile karşı karşıyayız ne yazık ki.
Yazının tamamını okumak için:
http://haber.star.com.tr/sondakika/medyanin-teroru-terorun-medyasi/haber-1056183