Suruç'ta yaşananlar bir işaret.
Sonunda bölgedeki karışıklığın içine Türkiye'yi çekmeye, bu yolla ülkemizin de içinde yer aldığı tüm coğrafyayı yeniden dizayn etmeye karar verenler, ilk gerçek başlangıcı yaptı.
Suruç, bu savaş ve siyaset mühendisliğinin işareti.
Seçilen ilk hedef yine her zamanki gibi solcular.
Katledilen solcuların bir araya geliş sebepleri ise Türkiye'nin 6-7-8 Ekim'deki kanayan yarasını hatırlatıyor.
Aynı zamanda o sebep üzerinden Türkiye'de yaşatılmak istenen iç karışıklıkla ilgili bir provayı. Daha sayısını bile tam olarak bilemediğimiz 50 ya da 53 insanın katledilişini.
Yasin Börü'leri yani.
Bundan daha "isabetli" bir seçim olamazdı.
Çünkü Türkiye'nin karıştırılmasına taraf olabilecek kesimler açısından en doğru tercih; sosyalistlerdi. Bağlaşıkları ise diğer sol gruplar, DHKP-C, PKK, TİKKO ve dolayısıyla HDP...
Olmaz ama hadi diyelim ki basiretli davranıp provokasyonu anlayıp durdular. Ama peşi gelecek. Bu kez "onlar adına" yine karanlık eller diğer tarafa yönelik bir "intikam katliamı" gerçekleştirecek.
Failleri de yakalanacak belki ve hepsi gerçek kişiler olacak üstelik.
Nasıl güzel planlıyorlar ama.
Zaten basiretli adamı Diyojen gibi kandille arasan bulamazsın ama Kandil'de tam adamını bulabilirsin. Bakın Cemil Bayık daha dün önce halka "Silahlanın ve tünel kazın" çağrısında bulundu. Demirtaş ise katliamdan hemen sonra kışkırtıcı açıklamalarını yapıp görevini yerine getirdi.
İnsanın kendini çaresiz ve güçsüz hissettiği anlar vardır ya, Suruç katliamı tam da öyle bir duyguyu yaşatıyor insana.
Bilmiyorum ne yaparız?
İstenen koalisyon hükümetini mi kurarız, ABD-İngiltere'nin çeşitli isteklerine "eyvallah" mı deriz yoksa Suriye'nin kuzeyindeki Kürt devletine ses etmeyip PYD ile el sıkışarak felaketi başımızdan mı savarız?
Artık bilemiyorum.
Ya da Allah ne verdiyse girişiriz.
Seçim sizin, bizim; hepimizin...
ÇERKES ETHEM'İN NAAŞI GETİRİLİR Mİ?
Türkiye Büyük Millet Meclisi, bir vatandaşın başvurusu üzerine Çerkes Ethem'in naaşının Türkiye'ye getirilmesi için harekete geçmiş. Ancak bu konuda iletişime geçtiği bakanlıklardan gelen cevaplar hayli şaşırtmış. Milli Savunma Bakanlığı "görev ve ilgi alanımızda değil", Dışişleri ve İçişleri Bakanlığı "bizde bilgi yok" cevabı verince Başbakanlık konuyu Adalet Bakanlığı'na sevk etmiş.
"Sır mektup"un sırrı
Haberde TBMM Dilekçe Komisyonu kendi arşiv araştırmalarında ise "ilginç bir mektup"a ulaşmış. Gazete tarafından "Çerkes Ethem'in sır mektubu" olarak tanımlanıyor. Bunun Çerkes Ethem'in ikamet ettiği Ürdün'den dönemin idaresine gönderdiği, ülkesine dönmeyi, yargılanıp gerçeklerin tüm çıplaklığı ile ortaya çıkmasını istediği bir mektup olduğu anlatılıyor gazetede.
Oysa bu "sır mektup" çoktandır biliniyordu. Daha ayrıntılı ifadeyle anlatırsak, Mustafa Kemal 150'likler affını çıkardığında Ethem beyi de bu kapsama dâhil etmiş, hatta bir söylentiye göre de kendisine dönmesi için para ve pasaport da göndermişti. Ethem bey işte bu çağrıya kendisinin sadakaya ihtiyacı olmadığını, yargılanıp aklanmasına imkân sağlayacak bir zemin olmadan dönmeyeceğini, suçlu olmadığını ve bu yüzden de af gibi bir kelimeyi kabul etmeyeceğini ifade eden bir mektupla cevap vermişti.
Dilekçe Komisyonu Ethem beyin naaşının, tıpkı Nazım'ın naaşının getirtilmesinde olduğu gibi Bakanlar Kurulu kararı çıkarılıp çıkarılmayacağı yolunda araştırma yapıyormuş.
Tadını kaçırmadan halletmeli
Hükümete önerim şu:
Bazı meselelerdeki hassasiyetlerde sıcağı sıcağına getirilecek çözümler bir fayda sağlıyor. Bir işi sündürüp uzattıkça, çözseniz bile değeri kalmıyor. Ne yazık ki bu tarz iş çözümleme pratiği, sık sık karşılaştığımız bir vak'a. Bu yüzden işin tadını kaçırmadan halledin de siz dâhil herkese faydası olsun.
Kimileri caz yapacaktır, doğru ama hangi isimde ve konuda yüzde 100 mutabakat sağlanıyor ki? Bazı gazeteler "Hain olup olmadığı hâlâ tartışılıyor" gibi başlıklar atıyor olsa da Çerkes Ethem adıyla anılan Ethem beyin hain değil bir kahraman olduğunu tüm bağımsız tarihçiler söylüyor, yazıyor zaten. Bu yeterli. Hataları ve kusurları yok mudur? Olmayan var mı? Yıllarca "Milli Şef" olarak bu ülkenin başına tebelleş olan adamı kahraman yapanların karşısında Ethem beyin "hain olup olmadığı" gibi sersemce bir tartışmaya girmek bile aşağılayıcı. Ethem beyin önce hiçbir zaman eksilmeyen itibarı Türkiye Cumhuriyeti'nce teslim edilmeli, sonra da naaşı doğduğu yerdeki kabrine defnedilmeli. Çerkesler onun heykelini bile hazırladılar oraya çünkü...