Tanıdık açıklamalar ve terör

A -
A +
İki yıl aradan sonra PKK terörünün yine azgınlaştığı, onlarca asker, polis ve sivili katlettiği son günlerde yapılan açıklamalar size de tanıdık gelmiyor mu?
Kandil bombalandı. Jetlerimiz sınır ötesinde terör yuvalarının yüzde 80'ini dağıttı, 440 PKK'lı öldürüldü. Operasyonlar tüm bölgeye yayıldı.
Evvelden sıcak temas sağlanır, teröristler etkisiz hâle getirilir ya da ölü ele geçirilirdi. Söylem biraz değişti.
Bu bildiriler sanki moralimizi yükseltmek için yayınlanıyor.
Evet, çözüm sürecinin devreye girmesiyle ortaya çıkan çatışmasızlık ortamının bir rehaveti oldu, kabul. Süreç akamete uğramasın diye Devlet askerden daha az müdahaleci olmasını, bazı hareketlenmeleri görmezden gelmesini istedi, bu esnada PKK da şehirlerde ve kırsalda güçlendi, o da kabul. Ama başka bir kabul daha var ki koskoca Türkiye Cumhuriyeti'nin ordusu ve güvenlik güçleri, asker, polis, sivil, iş adamı ve memuru acımasızca hedef alıp katleden bu örgüte karşı somut sonuçlar elde ettiği izlenimi veremiyor.
Çünkü TSK'dan bu tarz açıklamalar gelirken adamların liderleri bayık bayık, yılanvari beyanatlar vermeyi sürdürüyorlar.
Şayet bu kadar başarılı hava saldırıları ve operasyonlar yapılıyorsa insanlarımız nasıl şehit ediliyor, sormadan edemiyorum.
Terörle mücadele yasası çıkmadı mı bu meclisten? Polisin ve jandarmanın yetkisi yok mu artık?
Görüntüler ortada. Kentin ortasında, PKK'lıların elinde roketatarlar, molotoflar, çatır çatır saldırıyorlar, polisimiz de onlara su sıkıyor, yakalayıp gözaltına almaya çalışıyor. Ne kadar naif. Gazetelerimiz de haber yapıyor, Molotof atan PKK'lı gözaltına alınınca polise yalvarmış da falan-filan.
Sonra da her gün peş peşe acı haberler geliyor.
İki polis, bir jandarma astsubay, iki asker şehit!
Bu satırlar yazılırken 8 şehit haberi geldi.
Kısacası oyalamayın bu milleti.
Ya İsrail ya da Batı gibi kontr-terör örgütlerini adam edip çalıştırarak, askeri operasyonlarla somut sonuçlar elde ederek çözün ya da anlaşın.
Yani, terör eskiden olduğu gibi Türkiye'yi kemiren bir kangren ve kapanmayan açık yara olarak devam edecekse, yol yakınken bu meseleyi halletmek gerek. Üstelik CHP, tarihinde ilk kez Kürt meselesinde ulusalcılıktan bu kadar uzaktayken, HDP'yle (Hatta PKK ile) can ciğer kuzu sarmasıyken bu fırsatı değerlendirelim. Düşünün, emniyetin ve TSK'nın içinde sinsi bir yılan gibi yuvalanarak her şeyi sabote eden, bir zamanlar "Bize de izin verilsin Tamil gerillalarına yapıldığı gibi PKK'nın kökünü kazıyalım" diyen Cemaat bile ölen PKK'lıları şehit ilan eder noktaya geldi.
Yerinden yönetim mi olur, AB'nin yerel yönetim şartı mı olur, eyalet mi, artık hangisiyse.
Seçim öncesi hiçbir teşkilatın gizli-saklı iktidar hesaplarının oyuncağı haline gelmemesi lâzım. Yoksa bu bedel hep birlikte ödenir.

Terörün medyadaki kripto aparatları

Her ikisi de kendilerini açık etti.
İlki DHA, yani Doğan Haber Ajansı. Evlenen bir çiftin içinde olduğu otobüsün yolunu kesen PKK'lılarla sanki tesadüfen haber almış gibi bir güzel propaganda kaseti hazırladı. Neler var neler... PKK'lılar konuşuyor, otobüstekiler huşu içinde dinliyor. Gelin ve damadın gözlerinde gerdek gecesi değil âdeta devrim hayali. Selocan'la seçim şarkısı düeti yapan bir türkücü de "tesadüfen" otobüste. Sonra hep birlikte o türkücünün nağmeleri eşliğinde el çırparak eğleniyorlar ve bu görüntüler de mutlu PKK'lılar olarak dünyaya servis ediliyor.
DHA hatırlarsanız resmi sitesinden tam seçim öncesi "Diktatörü devirmek için oylarımız HDP'ye" diye tweet atmıştı.
İkinci kripto ise Hürriyet internet sitesi. Gezi olayları sırasındaki provokatif yayıncılığı ve yalan haberleriyle tanınan Bülent Mumay'ın bizzat yönettiği bu sitede Varto'da olağanüstü hal ilan edildiğine dair haberin altında aynen şu yorum vardı:
"PKK acilen batıdaki ekonomik hedeflere yönelmeli. Aliağa, Petkim ve GES Komutanlığı'nı bombalamalı. T.C. ekonomisini çökertmeli!" 
Soruldu , "Senin gazeten için aynı yorum bir başka gazetede yer alsa ne yaparsın?" diye...
Hürriyet gazetesi telaşlandı ve son yıllarda rastladığım en komik şeyi yapıp kendi internet sitelerinde yer verdikleri yorumu yazan adam hakkında savcılığa suç duyurusunda bulundu. Yayınladıkları açıklamada özürleri kabahatlerinden büyüktü. Çünkü bu yorumların ciddi bir elemeye tabi tutulduğu, editörlerin denetiminden geçmeden hiçbir yorumun yayınlanmadığı da aynı açıklamada yer alıyordu.
O halde geriye bu yorumun Bülent Mumay'ın izniyle yapıldığı seçeneği kalıyor.
Bence Bülent beye yeni bir ödül verilip itibarı kurtarılmalı.
Böyle adamlar hep lazım olur, kolay elden çıkarmamak gerek.

Sahi olamayacak kadar dramatik
Burada sözü yine görüşlerine zaman zaman yer vereceğim Kube Nurhan Fidan'a bırakıyorum:
Her tutulmamış söz ya da ihanet kötü değil belli ki. Kafka'nın en yakın dostunun, onun tüm eserlerini kendi isteği doğrultusunda yok etme sözünü tutmaması iyi ihanet sınıfına girer herhâlde. "Beyinlerimiz savaşsın isterdim ama görüyorum ki silahsızsınız bayım" diyen Kafka'nın sadece alay etmek için bu cümleyi kurduğunu düşünmek abes olur. Toplumun kahir ekseriyetinin sakatlanmış-örselenmiş ve çürütülmüş- her musibeti meşrulaştırmayı ve onaylamayı bir halt sanan, normatif nizamları şirazeden çıkmış şaşkınlar kalabalığına dönüşmesi ne iyi olurdu böylesi medya cinnetçileri için.
Yazılanı sorgulamayan, gazete çığırtkanlıklarını sualsiz kabule hazır eski gazete okurları ne çok özleniyordur kimbilir? Nerede o eski şaşaalı basın-yayın krallığı günleri. Başyazarların köşe yazılarının kahvehanelerde yüksek sesle okunduğu o mesut zamanlar. Sözde müellif -filozofların kalem savaşlarını tenis maçı seyreder gibi iştahla seyreden 80-90'lı yıllar ahalisini geri getirmek için neler vermezler ki. Ama yok işte, kader ağlarını ördü ve o günler bağımsız bilgi ağına yenik düşeli çok oldu. Hatta bu bağımsız musibet, bir nesli 20 yaşına getirdi bile. Gazete portallarının tastamam siyasete devşirilmesinin hazin sonu tam da böyle bir şey.
"Olmasaydı sonumuz böyle" şarkısı temaya uyar mı?
Uyar...
UYARI: Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.