YENİ BİR DEVŞİRME; SAKALLI BEBEK

A -
A +

Doğan medyasında yeni doğmuş devşirme bir bebek daha var şimdilerde; sakallı bebek. Sık sık ekrana çıkarılıyor. Önce Şirin Payzın'la başladı, artık diğer programlarda boy gösteriyor. Çok şık ve pahalı giyiniyor. Herkesin sözünü kesmek için tek eli havada olan Şirin Payzın'ın ondan gözlerini alamayarak "Söylemek istediğiniz başka bir şey var mı? Daha konuşabilirsiniz, sizi dinliyorum" diyerek hayran hayran bakması durumunu hayli ayrıcalıklı kılıyor. Ekranda onu tanıtan yazıya bakılırsa internet sitesinde yazar sadece. Dışarıdan istihdam modeli. Böylece daha "objektif" ve "inandırıcı" oluyorlar malum.

Bir ezberi var, sık sık onu tekrar etmekte. Söylediklerine bakılırsa aslında İslami kesimdenmiş ama Tayyip Erdoğan'ın "baskıcı" tutumu nedeniyle derin bir yeise kapılıp hükümetin ve Cumhurbaşkanı'nın hatalarını söylemeye karar vermiş. Bunu da "Bir muhafazakâr insan olarak benim hayallerimi kararttılar, umudumu kırdılar" diye pembe dizi klişeleriyle tekrarlayıp duruyor.

Ama asıl marifeti Ak Parti'ye oy verenlerin arasına nifak sokmak. Görevi bu. Hiçbir ahlaki kaygı gütmeden "Ak Parti'ye dışarıdan gelenler dolduruldu, teşkilat küstü" diyor gerçeğin tam tersini söyleyerek ve çarpıtarak.

Burhan Kuzu önceki akşam cevabını verdi "Ak Parti bir kitle partisi. Muhafazakârların ağırlıklı olduğu bir parti ama içinde ateisti de var, liberali, solcusu, içki içeni, içmeyeni, başı açık olanı ve başı örtülü olanı da var" diyerek.

Burhan Kuzu'nun "Nedenini bilemiyorum ama bir Tayyip Erdoğan düşmanlığı var kendisinde, takıntı haline getirmiş" diye tanımladığı bu arkadaşın gazetecilik geçmişini şöyle bir araştırdım, yakın çevresinde bulunan birkaç kişiye sordum. Anlatılanlara bakılırsa tam bir "Yetenekli Bay Ripley" kendisi. Gazetecilik geçmişi hayli karışık ama belediyelerle iyi iş tutup, bedava arsaya apartman dikmede başarılı olduğu söyleniyor. Bilemiyorum.

İsmini merak ettiyseniz söylemeyeceğim. Biraz daha gayret etmesi gerek hak etmesi için. Misal Ahmet Hakan'ın yıllardır yapmadığı kalmadı. Aydın Doğan'a garsonluk dâhil. Nazlı hanım her hafta göbek atıyor.

Kısaca daha epey yolu var sakallı bebeğin.

ELDEKİ KUŞ VE İSTİKRARLI BİR GELECEK

İstikrar ve garantili bir satın alma gücü artışı mı yoksa bol keseden vaat ve belirsiz bir gelecek mi?

Bu seçim, aynı zamanda iki uç arasındaki tercihi de ortaya koyacak.

Konuya asgari ücret üzerinden bakalım.

Asgari ücret "geçinme ücreti" değil bilindiği üzere. Bir taban ücret. Devlet her yıl asgari ücreti belirleyerek "Bu ücretin altında maaş veremezsiniz, toplu sözleşme dayatamazsınız" diyor.
Ancak öte yandan asgari ücretin satın alma gücü ülkede yaşayanların refahının göstergelerinden biri.

Geçenlerde bir listeye rastladım. Asgari ücretin satın alma gücünü ve reel ücret artışını belirlemek üzere 2002 ile 2015 yılı karşılaştırmasını yapmış. Ekmek, pirinç, makarna, zeytin, mercimek, takım elbise, buzdolabı, çamaşır makinesi, doğalgaz, yumurta, toz şeker, süt, erkek gömleği gibi kalemlerden oluşuyor.

Çıkan rakamları teyit etmek için ben de araştırdım. Birkaç kalemden örnek vereyim.

Asgari ücret 2002 yılında 185 milyon lira.

2015 yılında ise 949 lira.

Yumurta satın alma gücünde üç kat artış

2002'de bir adet yumurta 135 bin lira. 185 milyon liralık asgari ücretle 1370 adet yumurta alınabiliyordu.

2015 Mayıs ayında bir adet yumurta 23 kuruş. 949 lira aylık asgari ücretle 4126 adet yumurta alınabiliyor. Eğer organik beslenme isterseniz Ordu köy yumurtası İstanbul ve Ankara'da misal 40 kuruşa satılabiliyor. Ondan da asgari ücretle 2372 adet alınabilir.

Süt satın alma gücünde üç kat artış

2002 yılında sütün litresi 1 milyon lira. Yani 185 milyon liralık asgari ücretle 185 litre süt alınabiliyordu.

2015 yılında markette bir litre süt 1,80 lira. 949 liralık asgari ücretle 527 litre alınabiliyor.
Durum net ve satın alma gücünde tam üç kat artış.

Buzdolabı satın alma gücünde beş kat artış

2002 Aralık ayında 185 milyon liralık asgari ücretle 912 milyon lira olan BD 4301 model akıllı no frost buzdolabını alabilmek için bir aylık asgari ücretin tam beş katını ödemek gerekiyordu.
Bugün 949 lira maaş alan asgari ücretle no frost buzdolabını 800 liraya, 900 liraya, 911 liraya, 959 liraya alabilmek mümkün. Yani bir aylık maaşla.

Kemal Kılıçdaroğlu ve CHP'nin "Sırtımda yumurta küfesi yok nasılsa" mantığıyla yaptığı vaatlerini değerlendirirken bu karşılaştırma bize bir gerçeği daha iyi anlatmakta.
Ekonomik istikrar her zaman eldeki kuşun, dala konmuş boyalı kuştan daha değerli olduğunu hatırlatıyor.

2002 yılında 8,5 milyon yolcu taşıyan Türk Hava Yolları'nın bugün 85 milyon iç hat yolcusuna ulaşmış olması da bu gerçeğe işaret eden önemli bir gösterge.

UYARI: Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.