Cenâb-ı Hak, bu mübarek ayın bereketinden layıkı ile istifade eden kulları zümresine bizleri de dâhil eylesin! Tekrarına kavuşmayı cümlemize nasip eylesin!
Kavuşmakla şereflendiğimiz ve "elvedâ" diye uğurladığımız rahmet, mağfiret ve cehennemden âzad ayı olan mübârek Ramazan-ı şerîfin her günü Müminlerin bayramı idi. İnşallah bizlerden hoşnut ve razı olmuştur. Cenâb-ı Hak, bu mübarek ayın feyiz ve bereketinden layıkı ile istifade eden kulları zümresine bizleri de dâhil eylesin! Tekrarına kavuşmayı cümlemize nasip eylesin!
Ramazan ayının gün ve geceleri, öyle mübarek zamanlardır ki, şan ve şerefinin büyüklüğü sebebiyle, cuma günü ve gecesi ile Ramazan-ı şerifin gün ve gecelerinde ölen hiçbir mümine, o gün kabrinde azap yapılmayacaktır.
Allahü teâlâ, kendine iman eden ve oruç tutan kullarının günahlarını yakıp yok etmek için mübarek geceleri ve bir ay müddetle de Ramazan-ı şerifi yarattı. Günahlardan temizlenip cennete böyle girmeleri için... Aynen kirli elbisenin, temizlik makinesine girip tertemiz çıkması gibi... Bu temizlik işlemi, Ramazan-ı şerifin birinci günü başlıyor ve otuzuncu günü, öbür taraftan tertemiz olarak çıkıyor. İman ederek oruç tutan ve sevabını Allahü tealadan bekleyen mümin, mutlaka temizleniyor. Üç gün de bayramın hakkı olarak, bayram sonuna kadar temiz kalıyor. Peki ondan sonra? Kirli havaya mı, kirli etrafa mı bağlı, elinde olmayarak yine kirlenmeye başlıyor insan...
Allah adamı olan büyük zatların sohbetinde bulunanlar da, işte böyle oluyorlar. Onların yanında iken hâlleri değişiyor, kendilerini temizlenmiş hissediyorlar. Fakat oradan ayrıldıktan birkaç saat veya birkaç gün sonra o hava gidiyor, eskisi gibi veya daha kötü oluyor. Bunun sebebi, bizim günahlarımız ve suçlarımızdır. Bu hâl devam edemez miydi? Elbette, eğer hava kirlenirse bundan kim rahatsız olmaz ki?
Şimdi etrafımızda işlenen günahlar ile hava çok kirlendi. Dolayısıyla, ne kadar temizlenirsek de, sokağa çıktığımız zaman bu kirli havayı teneffüs ettiğimiz için kalpler kararır. Havanın kirliliği, haram ve helâllerin karışmasından oluşmuştur. Eskiden haramlar ve helâller ayrı idi. Şimdi karmakarışık oldu. Büyük veli Abdulhakîm-i Arvâsî hazretleri, “Otuz sene, İstanbul câmilerinde sadece imanı anlattım, insanlar imanla ölsünler diye uğraştım. Bu zamanda imanla ölen, ahirette pehlivan diye gösterilecektir” buyurdu.
Sevgili Peygamberimiz, (Gülerek günah işleyenler, ağlayarak Cehenneme gideceklerdir) buyurdu.
İmâm-ı Gazâlî hazretleri şöyle haber veriyor. Bir gün Hazret-i Ali “radıyallahü anh” efendimiz, bir kalabalığın içinden geçerken, onları eğlence ve neşe içinde gördü. Böyle eğlenip neşelenmelerinin sebebini sordu. Onlar da, “Bugün bizim bayramımızdır" dediler. Bunun üzerine, Hazreti Ali efendimiz de; (Günâh işlemediğimiz günler de bizim bayramımızdır) buyurdu.
Bu vesileyle, bütün okuyucularımın geçmiş Ramazan Bayramı’nı tebrik eder, dünya ve ahiret saadetine kavuşmanız için Cenâb-ı Hakka dua ve niyaz ederim.
Hasan Yavaş'ın önceki yazıları...