24 yıllık hasret dakikada bitti

A -
A +

>>> Karşısına çıkmaya utandım Bir fotoğrafına dahi sahip olmadığı, adını bile tam bilmediği babasıyla buluşacağı günü beklemeye başlıyor Saltanat. Onun Hacı Gürcin diye bildiği babasının gerçek adının Abdullah Balıkçı olduğu, çevresinde herkesin Hacı Gürcin diye bildiğini öğreniyoruz. İlk evliliğini 1970 yılında Hatem hanımla yapan Abdullah bey İran'la Türkiye arasında ticaret yaparak geçimini sağlarken, Saltanat'ın annesi Habibe hanımla tanışıp evlenmiş. O yıllarda Türkiye ile İran arasında gelip-gidiyomuş iş için. Habibe hanım Saltanat'a hamileyken Türkiye'ye dönmüş... "Burada da 4 çocuğum, eşim vardı dönmek zorundaydım. İran'dan döndükten sonra işlerim iyi gitmedi, bir ara cezaevine girdim. Sonra da aramaya, onların karşısına çıkmaya utandım." O bunları anlatırken eşi Hatem hanım söze giriyor ve: "Ben o döndükten birkaç yıl sonra İran'da da evlendiğini, bir kızı olduğunu duydum komşulardan, 'Hacı git kızını ara bul, getir' dedim ama utandı gitmeye" diye ekliyor. >>> Buluşma anı... Baba-kızın stüdyoda birbirine kavuştuğu an kimse bir şey söyleyemiyor. 24 yılın yalnızlığıyla biraz ürkek kucaklıyor babasını Saltanat. Doya doya sarılmak, hiç bırakmamak istediği belli, ama öyle şaşkın ki! Ağlamaktan konuşamıyor yine. Babasının yanına oturduğunda küçük bir kız çocuğu alıyor sanki. 24 yıl boyunca hiç "baba" diyememiş, babası tarafından saçları okşanmamış bir kız çocuğu. Omuzları öne düşüyor, titriyor, ellerini bacaklarının arasına sıkıştırıyor, öne bakıyor... Bakışlarında, yüzünde binlerce soru, özlemle... Ama susuyor, o anı bozmak, babasını incitmekten korkuyor. İlk defa yaşadığı topraklardan uzaklaşan, bir başka ülkeye gelen genç kadın burada babasına kavuşuyor. Hatem hanım, "Üzülme yavrum, sen de benim bir evladımsın" diye sarılıp destek olmak istiyor. Ve Saltanat'ı görmeye gelen kardeşleri gözlerini ondan ayıramıyor. "Biz babamızın yanındayken, kardeşimiz onu tanımadan yaşadı" diyen bakışlar onlarınki de. Saltanat'ın elinden tutup kardeşlerinin yanına götürdüğümde yine hıçkırıklarla, gülüşler birbirine karışıyor. Eşi ve iki kızının stüdyoya girmesiyle kocaman bir aile oluyorlar. Saltanat'ın eşi Sohrap birkaç yıl önce karısının acısını sona erdirmek için Türkiye'ye gelip babasını aradığını ama bulamadığını anlatıyor. "Hep sizin programınızı izler, benim de babamı bulsalar derdi. İşte şimdi buldu çok sağolun. Siz o gün yayında babamızı bulunca bize, İran'ın her tarafından telefon geldi tebrik için" diye mutluluğunu anlatıyor. Bizim programımızı izleyip kendi deyimiyle "Tek kalanda gizli gizli ağlayan" Saltanat'ı babası ve kardeşleriyle uğurluyoruz stüdyodan. Herkesin kafasında aynı sorular kalıyor şüphesiz. Saltanat'ın 24 yılı nasıl geri gelecek? Ve babası ondan çaldığı yılları, bu durumu nasıl izah edecek? ------ Telefondaki genç kadın, "Babamı arıyorum İnci hanım onu hiç görmemişem" diye ağlıyor... Başlangıçta baktığınızda programa gelen yüzlerce telefondan biri gibi görünüyor. Anne ya da babasını arayan kayıp yakınlarından biri. Onu diğerlerinden ayıransa bu telefonun çok uzaklardan gelmesi. Programımızı arayıp yardım isteyen kişi bizi İran'dan arıyor çünkü. Türkiye'ye bir defa olsun adım atmamış bu genç kadın bir umutla sarılmış telefona. "Babamın adı Hacı Gürcin, annem bana hamileyken dönmüş Türkiye'ye. Ondan sonra da hiç aramamış. Babam tüccardi. Men onu çok merak edirem..." Tatlı bir Azeri Türkçesiyle konuşuyor Saltanat. Özlemi sesindeki heyecanını bastırıyor. Hiç 'baba' dememişem Sonra hikayesini anlatıyor Saltanat Gosemi. 24 yaşında, evli ve 2 kız çocuğu var... Annesi ilk eşini kaybedince dört çocukla kalakalmış. Saltanat'ın babası ise aslında Van'da yaşıyor ve geçimini sınır ticaretiyle sağlıyormuş. İran'da annesiyle evlenmişler. Türkiye'de de evliymiş Hacı Gürcin. Sonra annesi Saltanat'a dört aylık hamileyken İran'dan ayrılmış bir daha da hiç gitmemiş, arayıp, sormamış babası... Saltanat doğduktan sonra annesi üçüncü evliliğini yapmış. Ama bu son eş kızını istememiş... "O adam beni yanında komamış. Anam da beni amcasına verdi. Annemin hiç çocuğu olmayan bir amcası, yengesi vardı. Beni onlar büyüttüler. Ben onlara 'dede, nene' derdim. Hiç 'baba' dememişem. 18 yaşinda da evlendim" diye anlatıyor yaşadıklarını. Bir resmi mene yeter Çocukluğu boyunca Saltanat'a babasının öldüğü söylenmiş, kimse gerçeği anlatmamış. Annesiyse bu konu hakkında hiç konuşmuyormuş... "Ama ben inanmıyordum babamın öldüğüne, hep onu bekledim. Annem hiçbir şey anlatmazdı, ben de sormazdım. Tek kalanda (yalnız kaldığımda) gizli gizli ağlardım, 'niye benim babam yok ki' diye. Onun için sizin programınızı aramişem. Bende babamın bir resmi bile yok. Ben sadece onun bir resmini istirem. İstirem ki o resme bakayım 'aha bu menim babamdır' diyebileyim. Ne olur İnci hanım!" Babasına hasret büyüyen bir evlat Saltanat. Kimsenin babasıyla ilgili ona bir şey anlatmadığı, özlemini içinde yaşatan bir evlat. Ve bizden istediği şey babasına ait bir fotoğraf. O'nun yüzünü merak ediyor, belki de babasına benzeyip benzemediğini bilmek istiyor. Bizim programımız için Saltanat ve babasının hikayesi ilklerden biri oluyor. Daha yarım saat geçmeden kulaklığıma fısıldıyor yapımcım, "İnci hanım, Saltanat'ın babasını bulduk" diye. Ben bile inanamıyorum. Saltanat'ın 24 yıldır hiçbir haber alamadığı babasına 24 dakikada ulaşıyoruz. Baba nerdesin?.. Sonrasında yaşananlar yine herkesi gözyaşlarına boğuyor. İki telefon bağlanıyor yayına. Birinin ucunda Saltanat var, diğerinde de babası. "Babana seslen Saltanat' dediğimde kahkaha ve gözyaşının birbirine karıştığı anlaşılan bir ses duyuluyor. Yıllardır beklediği bu anda konuşamıyor genç kadın. Uzunca bir ağlayıştan sonra, yılların hasreti, bastırılmış özlemler, acılar, merakla soruyor genç kadın, "Baba nerdesin?" "Nerdesin?" sorusu hiçbir zaman bu kadar anlam barındıramaz içinde herhalde. Ve bir baba bunca yıldan sonra nasıl bir cevap verebilir ki evladına? O da susup kalıyor bir süre. "Arayamadım, hapisteydim, zor durumdaydım" demeye çalışıyor ama! Hangi cevap tatmin edebilir ki bir çocuğu. Hayatının en mutlu anını yaşayan Saltanat suçlamıyor babasını, inanamıyor olanlara. Bir fotoğrafı için senelerdir yanıp tutuştuğu babasıyla konuşuyor işte... Bir yandan ağlayıp, bir yandan gülerken. Bu konuşmanın ardından diyorum ki: "Saltanat yarın yine bu saatte televizyonun karşısında ol sana babanı göstereceğim." Pasaportunu hazırla Ertesi gün yine bir ilk yaşanıyor onun hayatında. Saltanat İran'dan programımızı izlerken babasını, üvey annesini ve ablasını stüdyoya alıyoruz. Ve İran'dan gönderilen fotoğraflarla da Hacı bey ilk defa kızının yüzünü görüyor. Bakışlarında "Ben ne yaptım, şimdi kızıma ne diyeceğim?" seçiliyor. Yanında gelen eşi Hatem hanım, "Ona 'git kızını getir' dedim ama utandı" diye anlatıyor. En büyük kızı Yıldız'la birlikte sesleniyorlar Saltanat'a: "Seni Türkiye'ye bekliyoruz, sen de bizim bir parçamızsın. Burada 9 kardeşin var." Saltanat İran'da da 6 kardeşi olduğunu söylüyor. Saltanat'a, "Pasaportunu hazırla seni buraya bekliyoruz" diyerek kapatıyoruz telefonu.

UYARI: Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.