41 yıllık baba hasreti

A -
A +

> Kamil Şen, 41 yıl sonra buluştuğu amcasının elini öperek amca hasretine son verdi. Adı Kazım Şen. 41 yaşında. Mutlu bir evliliğe ve üç çocuğa sahip. Güçlü, kararlı duruşunun ardında, yaralı bir çocuk yüreği var. Kaç yaşında olursa olsun hiçbir zaman söyleyemediği 'baba' kelimesine hasretinden kaynaklanıyor bu yara. Kazım beyin; bir kanadı kırık. Babasının sadece ismini biliyor. Ne resmi var onda, ne de adresi. Ne de onun çocuğu olduğunu belgeleyen bir nüfus cüzdanı. Kazım bey, dedesinin nüfusuna kayıtlı. Baba adı olarak dedesinin, anne adı olarak da annesinin isminin yazılı olduğu garip bir kimlik belgesi. Yani onu doğuran kadın, aynı zamanda kardeşi olarak görünüyor kağıt üzerinde. Hikaye Hafik'te başlıyor Onun babasız hayat hikayesi Sivas'ın Hafik ilçesinde başlıyor. 17-18 yaşlarındaki Mevlüde, başçavuş olarak askerliğini yapan İ.E. ile tanışıyor. Aralarındaki yakınlaşma onlara evlilik kararı aldırıyor ve Muş'a kaçıyorlar. Muş'ta İ.E.'nin öğretmen olan kardeşi Şakir beyin evine misafir oluyorlar. Orada engelli bir küçük çocuk görüyor Mevlüde. Dışlanmış, sevgisiz görünen bir erkek çocuk. Mevlüde, nikahının yapılacağı günü beklerken ilk çocuğuna hamile kalıyor. Ancak hamileliğinin sekizinci ayında kaybediyor yavrusunu. İkinci defa hamile kaldığı günlerde Ardahan'dan bir kadın çıkageliyor. Bu genç kadının gelişiyle gerçekler ortaya çıkıyor; Mevlüde'nin hayatı alt-üst oluyor. Evlenme hayalleri kurduğu İ.E'nin aslında evli olduğunu, gelen kadının da ayrı yaşadığı eşi olduğunu öğreniyor. Ve evdeki engelli çocuğun da bu evlilikten dünyaya geldiğini. Babası İ.E.'nin bir kez olsun kucağına alıp sevmediği, öpmediği, 'oğlum' demediği çocuğu. 'Bana yalan söylemişti, evleneceğiz diye. Çok gençtim, kandım. En başta bırakıp gitmeye korktum.' diye anlatıyor telefonda, yaşadıklarını Mevlüde hanım. Görmeye gelmedi... Evlenme hayalleri suya düşen Mevlüde, karnında 3 aylık bebeğiyle baba ocağına dönüyor. Bebeğini doğurduğunda, babası Zonguldak'ta olduğunu öğrendiği İ.E.'ye haber vermek için yanına gidiyor. 'Gel yavrunu gör' diyor. 'Gelirim' cevabını alıyor, ama nafile. Yıllar geçiyor, İ.E. hiç arayıp sormuyor çocuğunu. Mevlüde evlenince de anneanne ve dedesi büyütüyor Kazım'ı; annesiz, babasız hayatı böyle başlıyor. 'Annem de hep uzaklardaydı. Arada bir gelirdi, öyle görürdüm onu... Anne sevgisini de yaşayamadım. Babamı hiç görmedim ama ona benzediğimi söylüyorlar, acaba benziyor muyum? Kendimden çok çocuklarım için bulmak istiyorum babamı. 'Neden bizim dedemiz yok?' diye soruyorlar sürekli.' Bunları anlatırken, babasız geçen yılların hesabını soruyor Kazım Şen. Mevlüde hanım dört yıl önce izini buluyor İ.E.'nin; gidip konuşuyor; 'Oğlun evlendi, üç torunun var, gelip görsene' diye. Adres, telefon bırakıyor. Yine 'Geleceğim' oluyor cevap. Kazım bey ümitleniyor, seneler sonra babamı tanıyacağım diye. Ama boşuna bekliyor; İ.E. yine sözünde durmuyor. Üstelik, yaşadığı yerden de taşınıp izini kaybettiriyor. 'Ben babasız tek başıma bu yaşıma geldim. 41 yıl yanlış hiçbir işe bulaşmadım, hayatımı kurdum. Onun benimle gurur duymasını istiyorum. Merak ediyorum; karşıma çıksın ve neden aramadığını anlatsın istiyorum. Ben her şeye hazırım; DNA testine de. Bu programda annesine, babasına kavuşanları gördükçe kendimi zor tutardım, dayanamazdım. Her zaman 'acaba benim babam da çıkıp beni arar mı?' diye izlerdim. Onun beni aramasını bekledim hep.' Büyüklerin hataları yüzünden hayata eksik başlayanlardan Kazım Şen. Kazım, 'Babam karşıma çıksın anlatsın' diyor; ama baba bir türlü ortaya çıkmıyor. 'İnci Ertuğrul Sizin Sesiniz' programının yapım ekibi, buldukları 300'den fazla kayıp vak'asında olduğu gibi, İ.E.'ye de ulaşmayı başarıyor. Ama o ısrarla reddediyor bütün anlatılanları; 'Benim böyle bir oğlum yok, siz yanlış kişiyle konuşuyorsunuz' diyor. O reddetse de, ağabeyi Şakir bey telefonla yayınımıza katılıp her şeyi açıklıyor. Kazım Şen'in babasından duymak istediklerini amcası söylüyor: 'Kazım, oğlum. Sen de benim bir çocuğumsun. Anlatılanlar doğru Kazım benim kardeşimin çocuğudur. Ama ben bir ağabey olarak kardeşime söz geçiremiyorum. O tekrar evlendi, 3 oğlu daha var. Eğer böyle bir şey mümkünse, ben ona kendi soyadımı, hattâ adımı vermek istiyorum. Kardeşim bunu alışkanlık haline getirdi; ilk evliliğinden olan oğlu Satile'ye de ben bakmıştım. Ama küçük yaşta öldü o yavru. Ben ona yine sesleniyorum, 'ortaya çık, oğluna sahip ol!' Amca ile ilk karşılaşma Amca Şakir E.'yi programımıza davet ediyoruz. Kamil Şen, hayatında ilk defa karşılaşacağı amcasını görmeden önce çok heyecanlanıyor. Elini öperken 'oğlum' diyor bir kez daha amcası. 41 yıl sonra ilk kez amca-yeğen birbirini görüyor, kucaklaşıyor. 'Sana soyadımı, adımı vermeye hazırım. Gel benimle, seni ailemle tanıştırayım, bizleri de öğren. Ne yapalım, baban böyle; çok ısrar ettim kabul ettiremedim. Ama o 'hayır' dese de, ben biliyorum ki sen onun oğlusun.' Kuzenleri, yengeleri de geliyor Kazım Şen'i görmeye. Kuzenleriyle benzerliği daha ilk bakışta dikkat çekiyor. 2 gün öncesine kadar baba tarafından hiçbir akrabasını tanımayan Kazım Şen bir sevgi yumağı içinde buluyor kendini. Kime bakacağını, ne söyleyeceğini bilemiyor; 'İsterdim ki babam da burada olsun. Beni neden istemiyor, bir kere söylesin. Benim başka bir beklentim yok ondan' diyor. Kazım beyin babası hariç bütün akrabalar stüdyodayken ve bu konuşmalar yaşanırken, İ.E. nihayet yayına telefonla katılıyor. Herkes onun 'oğlum' demesini beklerken, o 41 yıl önceki konuları açıyor, ağabeyini, akrabalarını ve Mevlüde hanımı suçluyor. Bütün akrabalar 'Kazım İ.E.'nin oğludur' derken, o karşısında duran oğlunu görmezden gelmeye çalışıyor. 'DNA testi yaparız' diyor. Kazım Şen, amcasının elini sıkı sıkı tutuyor. Şakir bey dayanamıyor ve kardeşine, 'Ayıptır, günahtır' diye bağırıyor. 41 yıl boyunca oğluna sahip çıkmayan babanın bu davranışı seyircileri şaşırtıyor. 'Bu nasıl babalık?' soruları geliyor arka arkaya. İ.E. daha da sinirleniyor. Babasını aramak için stüdyomuza gelen Kazım Şen, 41 yıl sonra ona bu kadar yakınken, bu kadar uzak olmanın şaşkınlığını yaşıyor. Babasını bulduğu gün, onunla ilgili hayallerini kaybediyor. Onun bu tavrı, defalarca hayalini kurduğu ilk karşılaşma, ilk konuşma heyecanını yerle bir ediyor: 'Çocukluğumda birini babasının yanında görsem dayanamazdım. Askere giderken kimse uğurlamadı beni. Herkesin ardından anne-babası bakarken, ben tek başıma binip gittim. Evlenirken de babam yoktu yanımda. Bir kere olsun 'baba' demek istiyordum. Ama şimdi amcam benim babam sayılır.' Sözün bittiği yer... Bazen bütün çabalar yetmiyor. Sözler, görüntüler, gözyaşları ya da kızgınlıklar... Bazı insanların kalplerindeki mühürleri kırmak mümkün olmuyor. İnsan zannediyor ki, herkes için annelik, babalık en öncelikli duygu, en büyük sorumluluktur. Ama öyle değil maalesef. Geçen yılların hesabını sormayı bile düşünmeyen, 41 yaşındaki oğluna bir kez daha sırtını dönen babayı görünce, aklıma yine aynı fikir geliyor: 'Keşke, çocuk sahibi olmak için de bir yeterlilik belgesi olsa.'

UYARI: Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.