Dualar annelere Çok güzel şeyler yazabilirdim bugün. 'Ne mutlu ki derdim kendi anneliğimin keyfini sürerken, ben de annemin şefkatinde yine çocuk olabiliyorum. Ne mutlu ki bir annem var ve bir anneyim' diyebilirdim. Bütün annelere emeklerinin yanında kifayetsiz kalsa da güzel sözler söyleyebilirdim belki. Ama!.. Ama günlerdir bütün dünyada dolaşan o fotoğraflardaki insanların anneleri gelince aklıma. Orada, hiç yürümediğim topraklarda, yüreklerinin yangını her gün daha büyüyerek evlatlarını arayan anneleri düşününce. Ya da onları bir daha koklayamayacaklarına inanamayanları. Bir tek şey denebilir. Her nerede bir anne ve bir çocuk ağlıyorsa, incinmişse; onlar için yapabileceğimiz ne varsa çok görmeyelim. Onlar da günlerini kutlayabilsin diye dua edelim hiç olmazsa.... Günlerdir bütün dünyada Irak'taki işkence fotoğrafları konuşuluyor. Birinci yılını çoktan geride bırakan 'barış ihraç etme ' operasyonu yanı başımızdaki topraklardaki bilinmezi her gün biraz daha büyütürken, örtü yavaş yavaş aralanıyor. Tarihçilerin seneler sonra anlamaya çalışacakları bu müdahaleyi, uluslararası ilişkiler konusunda bilirkişilerden Bilgi Üniversitesi Öğretim Üyesi Dr. Deniz Ülke Arıboğan ile konuştuk. * Yaşananlara bakınca, artık güvenlik kavramından söz etmek mümkün görünmüyor galiba. İnsanoğlu hiçbir zaman tam anlamıyla güvende olmadı. Büyük çaplı savaşlar, çok gündeme gelmeyecek çatışmalar olur, insanoğlu bunu 'barış' olarak değerlendirir. Şu anda yeni bir güvenlik problemiyle karşı karşıyayız. Düşük yoğunlukta çatışmalar, etnik, dinsel kavgalar ve uluslararası terörizm olarak nitelendirdiğimiz devlet dışı aktörler tarafından gerçekleştirilen, büyük kayıplar oluşturmaya başlayan eylemler söz konusu. * Yeni güvenlik krizi karşısında devletlerin izlediği politika durumu daha da zorlaştırmıyor mu? Devletler bu yeni güvenlik kriziyle nasıl mücadele edeceğini çözebilmiş değiller çünkü tecrübe yok bu konuda. Devletlerin kendini bir meşru müdafaa durumunda hissederek ortaya koydukları eylemler çok daha ciddi güvenlik krizlerine yol açabilecek hale geldi. Terörizmle mücadelede intikam amaçlarının güdülmesi ve öç alma duygusuyla hareket edilmesi ciddi problemlere yol açıyor. Kalple, duygularla, travmalarla önlenebilecek bir konu değil terörizm, mücadelede aklın kullanılması lazım. Teröristin beklentisi zaten devlet mekanizmalarının ciddi olarak şiddet kullanması, tıpkı terörist gibi ufuksuz yargılamalara girmesi. Amerika zor durumda * Bu tuzağa düşüldü yani? Aslında dünyanın en büyük devletinin ve askeri gücünün bu tuzağa düşmüş olması şaşırtıcı gelebilir. Çünkü biz, Amerikalılar'ı rasyonel kararlar alabilen, bir takım hareketler öncesinde derinlemesine düşünen, sosyolojik analizler yapıp, bütün kurumlarını devreye sokan bir yapı olarak görüyorduk. Ama böyle olmadığı görüldü. Amerika'nın Irak'ta düştüğü durum içler acısı. Savaşın tankla, tüfekle kazanılamayacağını dünyaya ispat ettiler. Dünyanın en büyük askeri gücü kendi kendini yenmeyi büyük bir başarıyla gerçekleştirdi. * ABD hedeflerini önceden koyuyur, sonra da harekete geçiyor. Irak'tan sonra sırada Suriye, İran var deniyordu. Irak'ta yaşananlardan sonra bu 'Önceden vuruş' devam eder mi? 'Önceden vuruş' ve onun bir başka versiyonu olan 'önleyici vuruş' aslında Amerikan politik literatüründe daha önceden de olan kavramlardı. Neocon ideolojisi Amerikan sisteminin, inançlarının gerekirse zorla dünyaya ihraç edilmesi gerektiği esasına dayandığı için bu terörist tehdit bir anlamda araç olarak algılandı. Konu terörizmle mücadele olmaktan çıktı bir anlamda Amerikalılar'ın bir an önce dünyaya istedikleri gibi şekil verebilmelerine dönüştü. Bunda da başarılı olamadılar. Amerika 250 yıldır kullandığı gelenekten şaştı. * Ve şimdi de işkence fotoğraflarının oluşturduğu tepkiyle karşı karşıya. Bunlar nasıl etkileyecek Amerika'yı? Sanırım şu anda kendi iç politikasında yeni hareketler ortaya çıkacaktır. Ben bu fotoğraflardan sonra Bush hükümetinin çok zora düştüğüne inanıyorum. Sıradan Amerikalılar'ın kabul edebileceği türden şeyler değil bunlar. Direniş meşrulaştı * Irak'ta neleri değiştirecek bu fotoğraflar? Halk bunlara tepkisini nasıl ortaya koyacak? Bu olay direnişçilerin gücünü artıracaktır. Iraklı masum ya da suçlu hiç kimse Amerikan yöneticilerine teslim olmayacaktır. Çünkü teslim olduğu zaman işkence göreceğini bilecektir. Çatışanlar, milisler zaten savaşmaktalar, masumlar da 'masumiyetimizi ispatlayana kadar başımıza neler gelecek?' diyerek direnişçilere katılacaktır. Bu birkaç yönlü tusunami dalgalarına dönüşecek etki yapabilir. Zaten uluslararası ortamda da nefretle karşılandı, kınandı. Kanımca bu fotoğraflar Amerikan müttefiklerine ve Amerika'ya bu savaşı kaybettirdi. Çünkü işkence gören ya da görebileceğini düşünen hiç kimse bundan sonra Amerikalılar'la yan yana duramayacaktır. Dünyanın bir kısmı direnişçilerin haklı olduğunu düşünürken, bir kısmı haksız buluyordu. Şimdi direniş meşruiyet kazanmaya başlıyor. Böyle insanlara karşı direnme, metodlarınız ne kadar vahşi olursa olsun bir süre sonra meşru karşılanmaya başlanır. Saddam pişmanlığı * Uluslararası tepkiler ve daha da güçlenecek direniş hareketi sonrasında Amerika 'barış götürdüğü' topraklarda ne yapacak? Aslında Amerikan askerleri haziranda belli bir ölçüde çekilmeye hazırlanıyordu ama ne var ki burada niye bulunduklarını açıklayamaz hale geldiler. Yüz milyarlarca dolar harcayarak, yüzlerce askerini kaybederek, binlerce insanın ölümüne sebep oldular. Demokratikleşmeyi sağlayacak, Saddam rejiminin yerine yeni bir düzen kuracaklardı. Bunların hiçbirini gerçekleştiremediler. Sadece Saddam'ı yakaladılar buna da bin pişman oldular. Herhangi bir pozitif sonuç oluşturmadan buradan çekileceklerini sanmıyorum. * Kendilerini aklama yoluna mı gidecekler? En azından belli insanların gözünde kendilerini aklayacak başarılar elde etmek zorundalar. Bunun Saddam Hüseyin ya da Usame Bin Ladin'in yakalanmasıyla sağlanamayacağını anladılar. Ladin de yakalanabilir, bunun hiçbir önemi yok artık. Konu oradaki toplumu dönüştürmeyi başarıp, başaramayacakları. Yoksa bir lideri ortadan kaldırmak istiyorsanız bir suikast timi gönderirsiniz. Ama hem Amerika'da hem Orta Doğu'da hem de bütün dünyadaki milyonlarca insanın hayatını etkileyecek tedbirler alıyorsanız pozitif bir takım sonuçlar almak zorundasınız. Amerika, her şeyi yerle yeksan edip, sonra da hiçbir şey yapmadan buradan çekilirse bunun sorumluluğunu üstünde taşır. * Bundan sonrasında uluslararası terörizmin boyutları daha da mı büyüyecek? Mutlak güvenlik yeryüzü devletinde mümkün değildir. Uluslararası terörizmin boyutları artabilir, kitle imha silahları kullanılabilir. Çok ciddi bir çatışmanın ortasında yaşamaya alışmak zorundayız. Terörizm, sistem dengeye gelene kadar hayatımızın bir parçası olarak var olacak. Rekabet sertleşecek Amerika'nın kaybetmesi dünya için çok da iyi bir haber değil. Bundan sonra dış politikasını nasıl dönüştüreceğini ve dünyadaki başka güçlerin nasıl ortaya çıkacağını iyi gözlemlemek lazım. Dünya üzerindeki rekabet çok sert devam edecek. Amerika'nın bir güç olarak yerinde durmasında fayda var. Kimse yerine gelecek gücün daha iyi olacağını garanti edemez. Gittikçe etkinliği artan Rusya olsaydı yakın mı davranacaktı?, Çin olsaydı düzen mi kuracaktı? Ya da Almanya'nın 20. yy'da yaptığı iki savaşı düşünün, daha mı insaniydiler? Sistem açısından en iyisi belli bir dengede güç dağılımı olması. Amerika'nın tamamen yok olması halinde dengesizliğe dönüşür. Kürtler yanlış ata oynadı Kuzey Irak'taki gelişmeleri değerlendiren Dr. Deniz Ülke Arıboğan şunları söyledi: "Amerika'nın bölgeden yenilerek çekiliyor olmasının bedelini iki toplum ödeyecek. Bunlardan biri Kürtler. Ki, Talabani işkence fotoğraflarına rağmen desteklemeye devam ediyor, sıradan şeyler olduğunu söylüyor. Bir tanesi de İsrail devleti. O bölgenin Kürtler'i, yanlış ata oynamanın bedelini ödeyecekler diye düşünüyorum. Amerika açısından orada bir Kürdistan devleti oluşturmanın anlamı kalmadı. Bölgeye gelmelerinin ne kadar sağlıksız olduğu ortada. Gelseler de dost toprakta üslenemiyorlar. Dost toprak olarak Türkiye üs verecek durumdaydı, o da tezkere ile reddedildi. Şimdi muhtemelen Kuzey Kıbrıs'ta kendilerine üs oluşturma arayışına gidecekler. Kuzey Kıbrıs'ta böyle bir alana sahip oldukları andan itibaren Kürdistan'a ihtiyaçları kalmayacak. Bakın Suriye'yle mesafeye. Sanırım ABD referandum sonucuna memnun olmuştur. Bugün yapılan pazarlıklar da tahmin ediyorum Kuzey Kıbrıs'ın Amerikan ve NATO güçleri tarafından nasıl kullanılacağı üstünde dönmekte."