ALERJİ yaşatmıyor!

A -
A +

Son günlerde hapşıran, gözlerinde akıntıyla boğuşan insanların sayısı arttı. Pek çok insan alerjik rahatsızlıklardan şikayetçi. Ülkelerin gelişmişliğiyle orantılı olarak alerjik rahatsızlıklar da artıyor. Bazen basit gibi algılansa da, alerjik bir bünyeye sahip olanlar için hayat hiç de kolay değil. Pek çoğu açık havaya çıkamıyor, günlük hayatı olumsuz etkileniyor, yasaklarla yaşıyor. Türkiye Hastanesi'nden Göğüs Hastalıkları ve Alerji Uzmanı Prof. Dr. Recep Aydilek ile alerjiyi konuştuk. "Vücudun gösterdiği normal tepkinin aşırı olması" şeklinde tanımlanabilen alerjinin pek çok türü olduğunu öğrendik. Ve bugüne kadar 'alerji'den şikayetiniz olmamışsa da, etken maddeyle karşılaşırsanız hastalanabileceğinizi anladık! Özellikle nisan-mayıs gibi başlayan alerjinin, ağustosa kadar hastaları çok rahatsız ettiğini söyleyen Prof. Dr. Recep Aydilek şunları söyledi: 'Dışarı çıkamıyoruz' "Önce polenler dökülüyor. Rahatsız olanlar bunu hissetmeye başlıyor. Sabah kalkıyorsunuz, hapşırma, kendi kendine burnunuz damlıyor. Gözlerinizin altı koyulaşmış ve morarmış, yorgunsunuz ve sinirlisiniz. Sırt ağrıları ve uykusuzluk hissediyorsunuz. Bunu her gün çekmek zorundasınız. 'Toplum içine çıkamıyoruz. Hakikaten çok sıkıntı çekiyoruz, bir an evvel rahatlamak istiyoruz' diye hastalar geliyor. Pikniğe gidemeyen insanlar var. Otlar, çayır ve ağaçlar dokunuyor. Bu hakikaten kötü bir durum insan için." Bu rahatsızlıklardan başlıcalarını; alerjik astım, alerjik nezle, göz alerjisi, ilaç alerjileri, gıda alerjileri, kurdeşen, ani alerjik reaksiyonlar (penisilin tepkisi gibi) anjiyo ödem şeklinde sıralayan Prof. Dr. Recep Aydilek; "Alerjiyi; testlerle az ya da çok diye derecelendirmek mümkün. Ancak zamanla hassasiyetler değişebilir" dedi. Katkı maddeleri düşman * Alerjik rahatsızlıkların, hastalık sıralamasında 6. sıraya geldiği, hijyenle birlikte bu hastalıkların arttığı doğru mu? - İnsanlar temizliğe ağırlık verdikçe, sakındıkça; bir takım maddelere karşı duyarlılığı da artıyor. Gelişen ülkelerde artış göze çarpıyor. Ülkemizde de böyle. Alerji konusunda katkı maddeleri çok önemli. Hayatımızda katkı maddeleri çok. Türkiye'de 3 bin çeşit katkı maddesi var ve bu maddeler gittikçe artıyor. * Bu kadar yaygın olunca katkı maddelerinden uzak durmak mümkün mü? - Kaçış yok! Suni maddeler, boyalar artıyor, her şeye konuluyor. Uzun ömürlü sütte var, dondurulmuş ürünlerde var. Mümkün olduğunca doğal beslenmeye dikkat etmek lazım. Süt içeceğiz tabii. Ama mümkün olduğunca katkı maddesiz ürünleri tercih etmemiz lazım. Mesela kola, meyve suları, meyveli yoğurt, meyveli süt, sakız ve dondurmalar, şekerlemeler, ketçap, mayonez, cips sucuk, salam, sosis vb. ürünlerde katkı maddesi var. Mümkün olduğunca bunları tercih etmemeli. Performans düşüyor * Alerjik rahatsızlıkların insanda çocukluktan itibaren kendini gösterdiği düşünülürdü. Şimdi 45-50 yaşlarındaki kişiler, o zamana kadar şikayetçi değilken alerjiden bahsediyor. Bunun sebebi nedir? - İnsanlar mesela; İstanbul'da astım rahatsızlığına yakalanıyor, ama Ankara'ya gittiğinde bir şikayeti olmuyor. Çünkü İstanbul'un polen yapısı, kirliliği, iklimi, rutubet oranı farklı. Ankara'da yıllarca şikayeti olmuyor insanın. Bulunduğu yerin şartları ya da etken maddeyle karşılaşmasına bağlı bir durum. * Alerjik rahatsızlıklar çok büyük oranda iş gücü kaybına da sebep oluyor, değil mi? - Tabii! Kişi yorgun oluyor, performans düşüyor. Zaten o dönemlerde huy değişikliği oluyor. Yakınları da çok sıkıntı çekiyor. Hastalarım bazen yakınıyor, "Pikniğe, yürüyüşe bile gidemiyorum" diye... Hatta trafikte kaza yapanlar var! Her yönüyle araştırılmalı * Erken dönemde alerji testleri mi yaptırmalı insanlar? - En başta insan kendisini tanımalı. Sonrasında doktora gidip muayene olmalılar. Ama testi yapmakla bitmiyor. Ev tozu, hayvan tüyü ve deri döküntüleri, polenler, küf mantarları ve bazı gıdalar test ediliyor. Bu test herkese uygulanıyor. Dolayısıyla "şahıs alerjik mi, değil mi" ortaya koyuyoruz. Kanındaki değerlere bakıyoruz. Başka yüksek araştırmalar yapıyoruz. Boğaz kültürü, karaciğer araştırması gibi... Romatizmal durum, şeker gibi konuları da araştırıyoruz. Mesela dış belirtisi "kaşıntı" olan hastalıklar olabiliyor. Bunları anlamamız lazım. Stres tetikliyor * Alerjik rahatsızlıklarda en çok çekindiğiniz tür hangisi? - Anjiyo ödem olanların ve ilaç, arı alerjisi olanların durumu çok zor. Devamlı düşman, bunları gözlüyor gibi hissediyorlar. Sürekli tetikteler. Zaten arı alerjisi olanlar sokulduğunda ölüyor. Bir de iyi bir tedavi olmamış, astımı ilerlemiş, sıkıntı içinde nefes darlığı çeken, elinde devamlı 'fısfıs'ı olan hastaları görünce çok üzülüyorum. * Stres ve alerji arasında bir ilişki var mı? - Stres tek başına alerji yapmaz. Stres, zaten alerjik olan bünyelerde, bu sıkıntıların ortaya çıkmasını tetikler. Biz bu sebeple strese, tetikleyici faktör diyoruz. > İlaç ve aşı tedavisi İlaç tedavilerinde; alerjik nezlede kullanılan ilaçlar, anti alerjik ilaçlar ve farklı ilaç grupları var. Bir de burun spreyleri, lokal etkili spreyler var. Astımda kullanılan ilaçlar ise bronş genişletici ilaçlar. İnhaler şeklinde kullanılan (fısfıs diye tabir edilen) ilaçlar var. Bir de aşı tedavisi var. Bunun için çeşitli şartlar var. Hastamızın genç olması, alerjik bünyeye sahip olması, çok ileri derecede, ağır olmaması, koruyucu tedaviden ve ilaç tedavisinden yeterince faydalanamamış olması lazım. Öncelikle onlar denenmeli. Aşı tedavisi üçüncü sırada yer alır. Çok alerjik kişilerde, aşı tedavisinden fayda görülmez. Onun için belli maddelere alerjik olanlara uygulamak daha faydalıdır. Aşı tedavisini de uzatmamak gerekir. Çocuklarda 5 yaşından sonra başlıyoruz, 50 yaşına kadar uygulanabiliyor. Mümkün olduğunca çocuklar ve genç erişkinlere uygulanmalıdır. Daha yaşlılarda bir anlamı yok. Eğer aşı tedavisinde bir veya özellikle iki yıl içinde bir fayda görülmüyorsa aşı tedavisi kesilir. Zaten 3 hastalığa aşı uygulanabilir. Biri alerjik nezle, diğeri alerjik astım, öbürü de arı alerjisi. Diğer alerjik hastalıklarda aşı uygulanmaz, ilaç tedavisi ve yasaklar (koruyucu tedbirler) uygulanır. > Koruyucu metotlar Öncelikle ev tozundan korunmalısınız. Bunun için yatak odası çok sade olmalı, toz tutacak eşya bulunmamalı. Sık sık temizlenmeli, nemli bezle tozu alınmalıdır. Bir de kuş tüyü, yün yastık, yorgan, battaniye olmamalı. Parfüm, tiner, egzoz, yağlı boya, deterjan, buğu septin, viks gibi kokulardan uzak durulmalı. Alerjik kişi; çamaşır yıkarken, temizlik yaparken, yemek yaparken maske takarsa çok iyi olur. Alerjik sinüzitlerde, başını yıkadıktan sonra hemen dışarı çıkmamalı. Baş muhakkak banyoda kurutulmalı. Ayrıca başını yıkadıktan sonra hemen yatmamalı. Hemen yatarsa sabah hasta kalkar. Soğuk su içmemeli, soğuk meyve ve soğuk zeytinyağlı yememeli. Sağlıklı ve dengeli beslenmek çok önemli. Sabah kahvaltısı kesinlikle yapılmalı. Öğün atlamak, azaltmak yerine; 3 öğün, ama az yemeli. Ayrıca astımlı hastalar geç saatlerde yememeli, gece nefes darlığı artabilir. Günde 10 bardak su içmeli ve sigaradan uzak durulmalı. > Başlıca türleri Alerji olacağı zaman "ben şu bölgeyi seçerim" diyor. Hassas bölgeleri seçiyor. Seçilen bölgeye göre alerjinin türü oluyor. Burunda olmuşsa, alerjik nezle oluyor. Deri seçilmişse o zaman kurdeşen (ürtiker) oluyor. Akciğer seçilmişse, astım ortaya çıkıyor. Astımın etkileri de çok hissediliyor. Çünkü astım geliştikten sonra kalp rahatsızlığı ve tansiyon da gelişebiliyor. Vücutta farklı etkiler yapıyor. Eskiden astımdan ölüm oranı yüksekti, şimdi çok az. İnsanlar bilinçleniyor, korunma ve tedavi metotları daha düzenli yapılıyor, ilaçlar daha etkili oluyor. İnsanlar yasaklara uydukça başarı da artıyor. İlaç ve gıda alerjileri İlaç alerjileri olanlara, özellikle ağrı kesicileri (Aspirin, Novalgin gibi) yasaklıyoruz. Esasında her ilaç alerji yapıyor. Alerji ilaçları bile alerji yapabiliyor. Hiç beklemediğiniz gıdalar da aynı etkiyi gösterebilir. En fazla çilek, muz ve yumurta alerjisi görülüyor. Çocuklarda süt alerjisi çok görülüyor. O zaman süt içermeyen, soya bazlı mamalar veriyoruz. Gıda alerjileri sadece kaşıntı, kabartı şeklinde değil, bulantı, kusma şeklinde de olabilir. Bir görüşe göre migren de alerjik! Bu konuda çalışmalar var. Kişi bazı gıdaları yediği, polenlere maruz kaldığı zaman şiddetli başağrıları yaşayabiliyor.

UYARI: Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.