Hastaların duası yeter "İyi ki doktor olmuşum... Hiçbir meslekte hem para kazanıp, hem de dua alamazsınız... Hastaların gözlerindeki mutluluğu hiçbir işadamı bilemez... İki kişinin desteğiyle gelip iki metre önünü görmekte zorlanan birinin, etrafı görmeye başladığında yaptığı dua her şeye değer..." Böyle söylüyor Türkiye Hastanesi Başhekimi Nusret Baş... Aslında işadamı olmak istiyormuş ama üniversite sınavına girerken bir arkadaşının tercih formuna Tıp Fakültesi'ni eklemesiyle başlamış hekimlik hayatı... Türkiye 38'incisi olarak girmiş İstanbul Tıp Fakültesi'ne... Göz stajı sırasında doktorların öğrencilere karşı ilgisizliği ve gözündeki rahatsızlığı hiç birine muayene ettirememesi de uzmanlık alanını belirlemiş... "Ameliyathaneye girdiğimde hasta kim olursa olsun oranın hakimi benim" diyor. Türkiye Hastanesi'nde 13'üncü yılı... 1992'de başladıkları eximer laser uygulamalarıyla tedavide haklı bir yerleri var. Günde 30-40 hastayı gözlükten kurtarıyorlar... Neredeyse her ilçede bir göz hastanesi açılıyor... İş böyle olunca "çok mu kârlı, çok mu hasta var" diyerek, Türkiye'de göz tedavisi konusunda hep ilk sıralarda anılan Türkiye Hastanesi'nin yolunu tuttuk. Başhekim Nusret Baş "reklamla araba, giysi alırsınız ama Seda Sayan'ın yaptığı reklamla nasıl sağlık hizmeti alırsınız" diye sorarak bu konudaki endişesini ve yaşanan durumu ortaya koydu... * Kimler laserle ameliyat edilip, tedavi edilebilir?... "-Üç grup hasta var. Birincisi tıbben zaruri olan hastalıklar. İki gözün arasında farklı göz kusurları varsa. Biri 0 biri 4 numaraysa bunu gözlükle dengeleyemezsin. 5-6 numaranın üzerine çıkmış göz kusurlarında da. Gözlüğü çıkarınca evin içinde yürüyemiyor bunların da ameliyat edilmesi lazım.Gözünde hastalıklar geçirmiş, lekeler kalmış bunların da tedavi edilmesi lazım. İkinci gruptakileri, 'sosyal endikasyon' diye tabir ediyoruz. Herhangi bir nedenle mesleğini gözlükle yapamayacaksa. Sporcu, asker, pilot, dalgıç mesela. En çok hastamız 'psikolojik endikasyon' dediğimiz, estetik kaygılarla olan... Herhangi bir nedenle gözlük takmak istemiyor. Sıkılıyor, baş ağrısı yapıyor diyor. Yazın tozdan, kışın buğudan sıkıldım diyor. Yüzüme yakışmıyor, burnumun şeklini bozuyor diyor bir başkası..." Ameliyat on dakika... * Herkese uygulanabilir mi bu tedavi şekli?... Kolay bir uygulama diye duyuyoruz,gerçekten öyle mi?... "-Muhtelif laser yöntemleri var ve her türlü göz kusurunu tedavi edebilirsiniz. Hasta 18 yaşını bitirmiş olmalı. Yaşın üst sınırı yok. 60-70 yaşına kadar uygulayabilirsiniz. Başka bir göz hastalığının göz tansiyonu, ileri düzeyde bir göz kuruluğu, göz romatizması gibi hastalıkların olmaması gerekiyor. Ve kontact lens kullanıyorsa on gün önceden çıkarmış olması lazım. Bundan sonrası hekimin vereceği karar. Tedavi son derece basit. On dakikada iki gözü ameliyat ediyorsunuz, 2-3 saat sonra araba kullanabilecek kadar görmeye başlıyor. Ertesi gün işine, evine gidebiliyor. Laserle göz kusurlarının tamamını tedavi edebilir hale geldik. Miyop olsun, astiğmat olsun, hipermetrop olsun, karışık astiğmat olsun. Bir tek problem gibi görünen 45 yaş sonrası ortaya çıkan yakın görme problemidir. Yaşlılık hipermetropisinin tedavisi için biraz daha çalışmak lazım..." * İşin içinde göz gibi hassas bir organ olunca insan risk payını düşünmeden edemiyor. Bu yöntemler güvenli mi?... "-Eğer hastada en ufak bir risk varsa bu tedaviyi yapmıyoruz. Alternatif tedavilere yöneliyoruz. Bu uygulamayı yapabilmek için altyapı, bilgi, beceri gerekiyor. Hastalığı iyi tanımanız ve doğru karar vermeniz gerekiyor. Bunlardan birinde yanlış yaparsanız hastaya zarar verirsiniz. Kalıcı bir zarar olur..." * Hasta bu operasyona nasıl hazırlanıyor?... Lokal anestezi mi uygulanıyor?... "-Sözel anestezi yapıyoruz. Hastalar çok korkarak geliyor, herhangi bir ağrı olmayacağını, riski olmadığını anlatınca rahatlıyor. Doktora güvenince işin yarısı halloluyor zaten. Bir damla damlatıyoruz göze o kadar. Eğer çok korkuyorsa cesaretlendirici bir hap veriyoruz. Hasta 'ya gözümü oynatırsam' diye endişe eder. Hastanın yardımına ihtiyacınız yok. Gözünü istediği kadar oynatabilir. Teknoloji riski en aza indirdi artık. Ameliyat esnasında elektrik kesilsin, deprem olsun, sistem hemen kendini kilitliyor, sonra devam ediyoruz..." * Uzun yıllar kalın gözlüklerle yaşayan insanlar ameliyat sonrası neler yaşıyorlar?... "-Hastalar ameliyat sonrası şaşkın oluyorlar. Ameliyatın ardından 'geçmiş olsun' denince bittiğine inanamıyorlar. Miyoplar etrafı küçük görürler, ameliyat sonrasında etrafı büyümüş olarak görünce şaşkınlık ve sevinç oluyor. Gözlük kullananlar, sabahları kalkınca uzun süre gözlüğü aradıklarını anlatıyorlar. Tedaviye uygun olmadığını söylediğimiz hastalar da ağlıyorlar..." * Türkiye'de çok sayıda göz hastanesi var. Ve bunlara yenileri ekleniyor. Çok mu hasta var yoksa karlı bir alan olarak mı görülüyor?... "-Toplumun yaklaşık yüzde 40'ının göz kusuru var. Belki ilerde genetik olarak engellemek mümkün olacak ama şu an için doğan on çocuktan dördünün görme bozukluğu var. Bunu ya gözlük takarak ya da kontak lens takarak tedavi etmek durumunda. Az ya da çok göz kusuru olmayan hiçkimse yok. Gözde müthiş değişiklik ve gelişmeler var. Biz de bunu yakından izliyoruz. 92'de Türkiye Hastanesi'nde ameliyatlara başladık ve büyük bir talep oldu. Bunu görenler 'biz de yapalım' diye girdiler. Rekabet olsun ama etik olsun. Bu işi yapmak için önce bilimsel altyapı, bilgi ,gelişmeleri takip etmek, komplikasyonları yönetebilmek lazım. Bunları yapmadan 'bu işi biz de yapalım' deyip makine alıp, reklam yapmakla olmaz. Dünya Göz Hastanesi, sağlığın ticaretini yapan, etik değerleri hiçe sayan, reklamla ben her şeyi yaparım diye düşünen bir gurup. Genç doktorları, tecrübesiz doktorları işçi ücretine çalıştırıyor, görüntü çok güzel ama hekim arkadaşlar yeni... Bunun karşısında sağlık hizmeti kaliteli değil. Ama çeşitli televizyon programlarındaki reklamlarla halkı etkiliyor. Reklamla araba, giysi alırsınız ama Seda Sayan'ın yaptığı reklamla nasıl sağlık hizmeti alırsınız?..." Ucuz laser ameliyatı tehlikeli... * Hasta nereden bilecek kaliteyi ve bu kadar hastane arasında nasıl seçim yapacak?... "-Ekip çalışması yapan, tecrübeli klinikleri tercih etmek gerekiyor. Rekabet ortamında kar marjı düşürülebilir ama belli bir rakamın altına inerseniz teknolojik yenileme yapamazsınız, malzemeyi yeteri kadar kullanamazsınız. Ucuz laser ameliyatı olmasınlar. Her hastanın gözüne kullanacağınız bir sarf malzemesi ve onun bir maliyeti var. Şimdi bu bir ekonomik yarışa döndü. O malzemenin maliyetini altında fiyatlara ameliyat yapılıyor. Uyarmak gerekiyor hastaları. Bir göz için kullanılacak sarf malzemesini, üç göze, dört, beş, on göze uygulayabilirsiniz. Sonuçta 'ben gözlükten kurtulacağım' derken görme kalitesinde düşüş olur. Laserin minimum maliyetinin 600 doların üzerinde olduğunu bunun altındaki fiyatlara yapılan tedavilere şüpheyle bakılması gerektiğini söyleyebiliriz..." * Çok hızlı bir gelişmeden söz ettiniz. Dünyada bu konuda en önde olanlar kimler?... "-Bütün dünya ülkelerinin katkıları var bu işin gelişmesinde. Dünyanın bilgisi bir yerde toplanıyor, tabii Amerika bu işte de önde. Ama biz bu tedavilere Amerika'dan daha önce başladık. İnanıyorum ki bizim tecrübemiz onlardan daha fazla. Çünkü Amerika'da sağlık bakanlığı çok daha muhafazakar. Bu tedavi beş sene kontrol ve takip edildi. Biz 1992'de başladık tedavilere, Amerika'da 98'de başlandı. Şimdi gelinen nokta WAVEFRONT yöntemiyle 'süper görüş' sağlamak. Biz buna kartal gözü de diyoruz. Gözdeki görme kusurları ortadan kaldırılıyor ve görme derecesi çok üst seviyelere varıyor..." Kocaman mercekten kartal gözüne "-11. yy'da kocaman bir cam mercek yapmış biri, onunla yazıları okuyormuş. 100 yıl sonra etrafına bir çember geçiriliyor ve elle tutulabilir hale geliyor. Yıllar içerisinde gittikçe küçültülüyor ve gözün etrafına sıkıştırılabilecek hali alıyor. 150 yıl sonra biri bu çembere sap yapıp öyle kullansam diyor. Dengeli olmuyor diğer tarafa da aynını yapıyor. Yani 1100 yılında bulunan mercek tam 600 yıl sonra gözlük haline geliyor. 17.yy'da .Sonra gözlüğün yerine bir şeyler aranmış . 1760'lı yılarda ilk kontact lensi yaptıran kişi Leonardo da Vinci olmuş. Küçük bir cam yaptırıp gözüne yerleştirmiş. O kadar kötü bir deneme olmuş, çıkarmakta öyle zorlanmışlar ki 200 yıl kimse lensle uğraşmamış. Hatta bir gözünü kaybtmiş Vinci. Kontact lensin çıkması büyük bir devrim oluyor. Kontact lens nedir?, nasıl takılır, çıkarılır?, nereden sipariş edilir? Bilenler de söylemezdi eskiden..7-8 sene önce şişli etfal'e bir hasta geliyor lensi batmı. Doktorlar nasıl çıkaracaklarını bilmiyor, hemen ameliyathaneye alıyorlar, mikroskobun altına. %200 görme imkanı 1985'lerden sonra bir profesör laserle igili ilk makaleyi yazdı. Altı ay sonra bir göze uygulandı. Biz ilk ameliyatı 1992'de yaptık.Miyop tedavisiyle başladık, Hipermetrop, astiğmat derken 1992'den 2002'ye inanılmaz şekilde gelişti.ne kadar gider.. Bence genetik mühendisliğinin gelişimiyle göz kusurlarını ayarlayan gen neyse o bulunacak ve göz kusurları kalmayacak. İlerde belki de abelasyon dediğimiz görüntü saçılmaları tedavi edilecek ve daha mükemmel, daha iyi gören gözler oluşacak. Kartal göz diye de tarif ediliyor. Teorik olarak, fizik olarak insanların % 200 görme imkanı var. Şu anda gördüğümüzün iki misli..." Fırsatı kaçırmadınız Eee, mademki ülkemizin en iyi göz tedavi merkezlerinden birindeyiz ve karşımızda da böyle bir uzman var fırsatı kaçırmayalım" dedik, muayene olduk. Benim gözlerim "kartal gözü" gibi görüyormuş ama göz kuruluğuna karşı suni bir damla yazdı doktor. Gelelim Bekir'e... Bekir röportajın fotoğraflarını çekmeye geldi, elinde gözlük numarasını belirten kağıtla çıktı. Hâlâ gözlükleri alamadı çünkü olayın şaşkınlığını yaşıyor, "Demek ben doğru göremiyor muşum" diyerek... Göremediğini saklayanlar var "-Doğu illerimizden 25 yaş civarında bir genç gelmişti. Muayene ettiğimizde iki gözde de 20 derece göz kusuru bulduk. Gözlerini kısarak üç-dört metreyi görebiliyor ancak. Öyle baka bak da hep güldüğünü zannediyorsunuz. 'Annem babam dahil gözümün kusurlu olduğunu kimse bilmiyor' dedi. Okul bitirmiş, 'Gözlerimi sıka sıka deftere dayayarak okuyordum' diyor. 'Yolda yürürken de herkese gülerdim. Şimdi nişanlandım, kayınpederim ticaretle uğraşıyor, ben de orada hesap işlerine bakacağım. Fark ederler diye ameliyat olmaya karar verdim' dedi. Askerde muayene olduğunda anlayıp çürük raporu vermişler. O kağıdı saklayıp, sahte bir celp kağıdı hazırlamış ve İzmir'e askere gidiyorum demiş. Bütün askerler gibi davulla zurnayla uğurlamışlar. Gitmiş o sürede Kuşadası'nda inşaatlarda çalışmış. Evdekilere seyyar jandarma olduğunu söylemiş. 'Aileni arayayım dedim, 'hocam sakın, çocukken sakladım bir daha söyleyemedim.' dedi..." "-Almanya'dan 72,74 ve 75 yaşında üç kız kardeş geldi. Birlikte ameliyat oldular ve çok sevinerek gittiler. Arnavutluk başbakanını tedavi ettik. 'Önce numarasız gözlük takarak halkı alıştıracağım, sonra ameliyat olduğumu söyleyeceğim' dedi. Türk-Arnavut iş adamları derneği başkanının bütün ailesine katarakt ameliyatı yaptım onun tavsiyesiyle gelmişti..."