Anlamsız rekor!

A -
A +

5 gün 5 gece suyun içerisinde kalmak... Bütün ihtiyaçlarınızı suda gidermeye çalışmak... Ve bunu da 63 yaşında başarmak... Namık Ekin bunu başardı. Başarısını da inanca ve iyi bir amaca hizmet etmesine bağlıyor. Daha önce de ilginç rekor denemeleriyle gündeme gelen eski SAT komandosu Namık Ekin'le bu rekor merakının başlangıcını, dününü, bugününü konuştuk... * Rekor denemelerinin çıkış noktası nedir? - 1976'da Deniz Kuvvetleri, bir Hollandalı'nın suyun altında 36 saat yüzdüğünü duyurdu. Hiç çıkmadan 40 kilometre yüzmüş. 'Sen bunu yaparsın' dediler. Ben de 37 saat 6 dakikada 48 kilometre yüzdüm. O zaman çıktı kabiliyet meydana. Sonra Sarayburnu'ndan Florya'ya yüzdüm. Cumhurbaşkanı Fahri Korutürk şilt verdi. Derken, Boğaz yüzmesi başladı 2003'te. İki kıta arasında boğazda en uzun mesafeyi yüzdüm. 15 saat 50 dakikada. Ama yemeden içmeden... Hortumla suyun altından içecek verilecekti, onu da yapmadık. Sarayburnu'na geldiğimde ayaklarım ölü ayağı gibiydi, gitmiyorlardı. Bembeyaz kesilmiştim! Gemiler de geçiyor... Çok tehlikeliydi! Nihayet bitince alkışlar ve doğru hastaneye. Yemeden, içmeden 15 saat 50 dakika... En zoru buydu. Çırağan Sarayı önünde 320 metre boyunca bir gemi geçiyor. Diyorlar ki; "Hocayı sağ tarafa (Avrupa tarafına) kaçıralım. Gemi sola yakın gidiyor..." Beni tutuyorlar taa Çengelköyden Ortaköy'e götürüyorlar. Orda da 1 saat aynı yerde yüzmüş oldum. "Sabotajdan korktular!" Ortaya gelince akıntıyla gidiliyor ya... Biraz daha kolay oluyor. Harp gemisi var o sıra. 2 tane, 30 Ağustos sebebiyle. 'Deniz altında sabotaj mı yapılacak' diye durdurmak istiyorlar. "Deniz komutanımızın izni var" deyip öyle geçtik. Rekoru kırıp karaya çıktığımda bembeyaz olmuştum. Alkışlardan sonra doğru hastaneye, ilaçlar, serumlar... O sırada su altında en uzun kalma rekoru 3 gün. Bunu kırma planları var. Dışarıdan aletler bekliyoruz. Tabii biz beklerken, rekor sürekli yukarı doğru çıkıyor. 4 gün oluyor. Bu arada biz Mersin'den Girne'ye yüzme kararı alıyoruz. 28 saat sürdü. Köpek balıkları da var. Aletler olmamasına rağmen bunu yaptık. 68 kilometre yüzdük suyun altında. Suyun altında en uzun süre yüzüp, en uzun mesafe kat eden en yaşlı adam olduk. O zaman 62 yaşındaydım. * Bu yaşta tehlike oluşturmuyor mu bu denemeler? - Suyun altı, SAT komandosunun evi gibidir! Alınan eğitim gereği... Tuzla'dan Yalova'ya yüzmek gibi.. Bırakıyorlar, "3 gün suda kalıp, sahile geleceksin" diyorlar. Arada bir kontrol ediyorlar tabii... * Solungaçlar çıkıyor mu bu arada? - Neredeyse çıkacak gibi. Bütün bu denemelerden sonra yine su altında kalma rekoruna döndük. Ancak Amerikalı adam rekoru 5 gün 5 gece yaptı. Biz dedik senin rekoru kıracağız. O adam 33 yaşında, ben 63. Ama hata yaptık. Birinci gün dar elbise giymişim. İçinde yelek de vardı. Yelekle o elbise sıktı. Suyu da üşümemek için 34-35 dereceye ısıttılar. Bu sefer aşırı tuz kaybı, mineral kaybı başladı. Kalp atışları yükseldi. Çocuklara su altında önce alttaki yeleği kestirdim. Akşam tekrar sıkılınca üstteki elbiseyi de kestirdim. Kendi eski elbisemi giydim, alışık olduğum. O zaman rahatladım. Dedim bu iş gider... Üçüncü gün, "Bu elbiseyi de alın, daha büyüğünü getirin" dedim. 1. günün sonunda maske geldi. Amerika'daki adamın rekor kırarken kullandığının aynısı. Onu takınca su altında uyuyabiliyorsun. Fakat hava çıkan hortum gürültü yapıyor kulağının yanında. Amerikalı adam, ona mp3 player ve kulaklık takmış. Hem müzik dinliyor hem de hava kabarcıklarının gürültüsünü duymuyor. Daha kim bilir ne kadar güzel şartları vardı. Biz çıplak ağızla yemek yedik, o adam cihaz içinde yedi. O cihazlar olsaydı bir hafta da yapardım. Ama sonuçta ne kazandıracaktı. "Hayal kırıklığı oldu" * Bu rekor denemesini Omurilik Felçlileri Derneği yararına yapmıştınız. Sahi ne kazandınız? Ne kadar katkı oldu? - Televizyoncu arkadaşlar; "Çık artık akşam haberlerine yetiştirelim" dediler. Neyse, çıktık. O Amerikalı adam sadece kendisi 150 bin dolar kazanmış. Bizde ise dernek için ancak 20 bin dolar toplanabildi. Omurilik felçlileri için çok uğraştım. Maliye Bakanlığı'ndan izin almışlar, internetten para bağışı için. Şimdi düşünüyorum da; Omurilik Felçlileri Derneği Başkanı Ramazan Baş ve Yardımcısı Süleyman çok akıllı ve aktif çocuklar. Ama istediği kadar aktif olsun, böbrekleri çalışmıyor, eli ayağı tutmuyor. Bu çocuk nerelere ne kadar telefon eder de sponsor bulur. * Bundan sonra da rekor denemeleri olacak mı? - Bir faydası olmuyor ki! Sen dünya rekoru kırıyorsun; adamlar, başka yerlerdeki etkinliğe gidiyor. Seyir sporu değil ki bu! Ben soğudum bu işten. 5 gün 5 gece uğraştım, hayatımı tehlikeye attım; ama ne oldu? Ben hiçbir şey istemedim zaten, buna rağmen derneğe ancak 20 bin dolar yardım geldi. Yurt dışında olsa büyük paralar dönerdi. "Herkese yardım etsek..." * Bunca yıllık birikimle bundan sonrası için neler planlıyorsunuz? - Bahçeşehir Üniversitesi, spor tesislerini bize vermek istiyor. Sağolsun Enver bey, Ömer, Ümral kardeşlerim var benim. Onlara çok teşekkür ediyorum. Orada çocuklara yaz okulumuz olacak. Basketbol, yüzme, Uzak Doğu sporları gibi... Orada fakir ailelerin çocuklarına ücretsiz kontenjan tanıyacağız. Bu aralar sözleşme yapacağız. Biz işleteceğiz, kârın belli bir kısmı bölüşülecek, bir kısmı milli sporculara verilecek. Söylemesi ayıp, yardım ettiğimiz yerler de var... Keşke çok kazansak da, omurilik felçlilerine daha çok yardımcı olsak! Bir sonda bir kere kullanılıp atılır. Ancak bir sondayı yıkayıp 200 kere kullanan adam tanıyorum ben. Düşünün, böbrekleri ne olur. Kazada aile ölmüş, abisiyle kızkardeşi kalmış. Abisi, kızkardeşine sonda takıyor her gün. Okula gidecek kabiliyette çocuklar var, okula gidemiyor, arabanın götürmesi, birisinin ona refakat etmesi lazım. Şimdi bu şartlarda biz çok kazansak ve onlara da yardımcı olsak ne iyi olur... Ayrıca; önümüzdeki yıl okulları dolaşıp yetenekli öğrencileri tespit edip, eğitmek, şampiyonlar çıkartmak istiyorum. "Devletin desteği önemli" * Başka bir ülkede olsa ne olurdu? - Almanya'da hocaydım. Askeri ve sivil kulüpler araçla alıp götürüyorlardı. "Daldır bizi, şunu öğret bunu öğret" diye... Amerika'da 6 tane kulübün judo antrenörlüğünü yapıyordum. Meksika Körfezinde dalıp boru hatlarını kontrol edecektim. Saati 200 dolar. Ama SAT'ı bırakmam gerekiyordu. Ben de çok seviyordum, bırakmadım. Paraya hiç bağlanmadım. Hatta şimdi bile çok parasız kaldığım, eve yürüyerek gittiğim zamanlar çok oldu. Parayı öbür tarafa götüremezsiniz, onsuz da pek bir şey olmuyor tabii. Spor salonlarının masrafı çok. Elektrik bedeli, bara diskoya da aynı para geliyor; spor eğitimi verdiğimiz, bir nevi koruyucu hekimlik yaptığımız yere de aynı! Öyle ki; elektrik borcumuzu ödeyememiştik, sonra taksitlendirip kurtulduk. Böyle kapanan çok salon oluyor. Mesela kuzey ülkelerinde belediyeler destek veriyor ve ödüyor. (www.namikekin.com) Süpermen olmak istiyordu Çocukluğu Tarzan ve Süpermen filmlerini izleyerek geçmiş. Rüyalarında hep; süper güçleriyle zayıfları kurtarıp, onlara yardım ettiğini görürmüş. Babası kardeşleriyle güreş tuttururmuş onlara. Kaybedince daha da hırslanırmış. 12 yaşında girdiği askeri okul eğitimiyle başlayan süreç, onu SAT komandoluğuna götürmüş. Bununla birlikte sporun farklı branşlarında pek çok birinciliğe ve rekora imza atmış... Namık Ekin'den söz ediyorum... Hani geçtiğimiz günlerde Omurilik Felçlileri Derneği yararına su altında 5 gün 5 gece kalarak yeni bir rekora imza atan dünya rekortmeni... Namık Ekin'in hayatı pek çok ilklerle dolu aslında. Şimdilerde 7 şubesinde çocuklarıyla beraber işletmesini yürüttükleri Türkiye'nin ilk özel fitness-body ve savunma sporları merkezinin kurucusu da o, birbirinden çok farklı spor dalları olan yüzme, judo, halter, jimnastik şampiyonu da... Namık Ekin geride bıraktığı 63 yıla nazire yaparcasına yaşıyor. Her zaman zinde, her zaman dinç. Namık Hoca ile 1993'de 'Hayırlı Günler' programını sunarken tanışmıştık. Kızları ile birlikte 'sağlıklı hayat için spor' diye bir bölüm hazırlıyorlardı. İşini ne kadar sevip, ciddiye aldığını o zamanlar görmüştüm. Aradan geçen yıllar onun enerji ve sevgisini hiç eksiltmemiş. Keşke herkes yaptığı işe bu kadar sevgi ve saygıyla yaklaşsa. 63 yaşında dahi dünya rekorları ancak böyle kırılır, insanlar ancak böyle şaşırtılabilir herhalde. Dileriz Namık Ekin bizleri ve bütün dünyayı daha çok şaşırtır. Parasızlıktan çektik! * Çok parasız kaldığımız günler oldu. Arabanın arkasına yatak koymuştuk, çocuklar orada uyurdu. Bazı günler benzin parası gitmesin diye salonda soyunma odalarında uyurduk. Çocukları fare ısıracak diye çok korkardım, sarılırdım sıkı sıkı. Parasızlık yüzünden Sarıyer'den Ataköy'e yürüdüğümü bilirim... * Kıbrıs'a yüzerken önüme bir balık takıldı. 8 saat boyunca beni bırakmadı. Sanki yol gösterici balık gibi... Ben nereye gitsem, o da benim önümde yol alıyordu... * Boğaz'da yüzerken, ilk başlarda benden kaçan kırmızı barbunyalar; 1-2 saat sonra elime gelmeye başlamıştı. Avucumu uzatıyordum, içine geliyorlardı... * Su altındaki rekor denemesinde gece uyandım, "neredeyim" diyorum... Bir baktım mekik sehpasına kapaklanmışım. "Herhalde antrenmandayım" dedim. "Bundan sonra hangi hareket var" diye de bakınıyorum. Bir baktım balık adamlar, Meğer suyun altındayım... * Su altındayken uyumaya çalışıyorum, bir senet davası görüyorum! Senetler var, birileri beni dolandırıyor. Hani bir ara dolandırılmıştım 600 bin dolar. Hapse girip çıktılar, şimdi kaçıyorlar benden. İki kardeş bu dolandırıcılar. 80 kişiden 7-8 trilyon kaptılar. Ben elbet onları bulacağım..Onları yakalayıp parayı aldığım zaman omurilik felçlilerine bağışlayacağım. 98'de benim adımı ve taklit imzamı kullanarak bir bankanın müdürüyle anlaşıp, 250 bin mark otomobil kredisi almışlar. Müdürün de oto galerisi var, belli birlikte çalışıyorlar. Ama o dolandırıcıları bulacağız. Dünyada bütün talebelerime vasiyetim var. Binlerce talebe biliyor durumu.

UYARI: Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.