Artık İstanbul'u yaşayacağım!

A -
A +

Mahalli seçimler sürecinde en çok merak edilen şimdiki belediye Başkanı Ali Müfit Gürtuna'nın tekrar aday olup olmayacağıydı. Günlerce tartışıldı, yazıldı, çizildi. O partiden bu partiye, pek çok farklı görüşün adayı olacağı söylendi. Ancak o şimdi, 20 yıllık belediyecilik geçmişine nokta koymaya hazırlanıyor. 'Benim için kutsal bir hizmetti' dediği İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığına veda edecek olan Ali Müfit Gürtuna ile; Başbakan Erdoğan'la görüşmelerinden başkanlıktaki günlerine, bundan sonrasına dair planlarına ve 'büyümelerini kaçırdım' dediği çocuklarına duyduğu hasrete kadar pek çok şey konuştuk. Beş yıl çabuk mu geçti? - Beş yıl her anlamda dolu dolu geçti. Hem yaptığımız işler açısından hem de teftişler, denetimler ve bürokrasinin organizasyonu anlamında yoğun bir süreç yaşadık. Gelirlerimizin azaltılmasıyla ortaya çıkan açıkların kapatılması konusunda çalışmalarımız oldu. Yani hem fiziki, hem de sosyal hizmetlerimiz ve kültür-sanat çalışmaları açısından beş yıl benim için dolu dolu geçti. Başkanlığınızı değerlendirdiğinizde 'istediklerimi yaptım' diyebiliyor musunuz? Planladığınız gibi mi bırakıyorsunuz? - Beş yıl önce 'İstanbul için dönüşüm projeleri' adıyla bir paket hazırlamıştık. Hem fiziki dönüşüm, hem de sosyal dönüşüm açısından düşündüğümüzden de fazlasını gerçekleştirdik. Sadece 2003 yılında 550 dev projeyi hayata geçirdik. 'Bürokrasi engel oldu' Şunu da yapabilseydim, bitirebilseydim dedikleriniz var mı? - Bazı şeyler kaldı gerçekten. Gerçi bunlar benden ya da belediyeden kaynaklanan sebeplerle gerçekleşmemiş değil. Ankara'dan gereken kararın hızlı çıkmaması çok zaman engel oldu. Anadolu yakasında Harem-Tuzla metro hattı kararı tam 4 yıl gecikmeli çıktı. Biz ondan sonra hemen projelendirip ihale ettik, şimdi de başlama aşamasına geldi. Eğer izni dört yıl önce verselerdi; şimdiye bitirmiş, hayata geçirmiş olurduk. Yine Haliç projeleri, Süleymaniye evlerinin rehabilitasyonu gibi konular koruma kuruluna takıldı. Taksim'de trafiği tamamen yer altına alıp, bütünüyle yayaya açılmış bir meydan olarak düzenlemek istemiştik. İnşallah bizden sonraki süreçte yapılır, biz de memnun oluruz. Zor olmayacak mı İstanbul'u bırakmak? - Biz İstanbul'u bırakmıyoruz. Bugüne kadar İstanbul'u yaşatmak için çaba gösterdim, bundan sonra İstanbul'u yaşayacağım. Daha derinine; tarihiyle, kültürüyle, insanlarıyla daha içiçe olmak için çok vaktim olacak. Hiç bir kırgınlığım olmadığı gibi, aksine İstanbul halkının gösterdiği sevgi dolayısıyla çok mutluyum. Bu benim için çok önemli bir servet. İnsanların dualarını görüyorum, bu çok önemli bir kazanç benim için. Ömrüm oldukça İstanbul'a hizmete devam edeceğim. Kitap yazacağım 'Hizmete devam edeceğim' diyorsunuz, bu nasıl olacak? - Bugünlerde teklifler geliyor. Üniversitelerden ders vermek, bazı medya kuruluşlarından program yapmak, zaman zaman gazetelerde yazı yazmak gibi... Araştırma kuruluşlarından ve sivil toplum örgütlerinden de çağırıyorlar. Almanya, İngiltere, Amerika gibi bir çok ülkeden teklifler var. Bütün bunları bir sıraya koyacağım, yapacak çok iş var, kitap yazmayı da düşünüyorum. Bir anı kitabı mı? - Anıyı şimdilik düşünmüyorum, onun daha zamana ihtiyacı var. Şehircilik, sosyal konular, yönetim gibi konularda birikimlerimi yansıtmak istiyorum. Adaylık sürecinde pek çok tartışma yaşandı, sizin isminizden sık sık bahsedildi. AKP dışındaki partilerle görüşmeler yaptığınız söylendi. En sonunda da bu konunun dışında kaldınız. Gerçekten kırgın değil misiniz? - Yaşadıklarımın bir kısmı anılara kalacak. Çok değişik partilerden teklifler geldi, bu beni onurlandırmıştır. Farklı düşüncedeki yaklaşımlardan teklif gelmesi, başkanlık süresince yaptığım uygulamaların doğruluğu konusunda bir şüphe bırakmamıştır. Bu aynı zamanda yıllar yılı savunduğum barış projesinin maya tuttuğunun işaretidir. Görüşü ne olursa olsun bütün insanlarımızın ülkeye hizmet noktasında ortak paydada buluşacağına inandım. O süreçte sayın Başbakanla görüştüğümü ifade etmiştim, ama başka bir partiyle görüşüp adaylık pişirmek gibi bir şeyi etik olarak asla düşünmedim. Dolayısıyla kırgınlıklarım da çok üst düzeyde olmadı. 'Adaylık talep etmedim' Peki gerçek sebep, sizin daha önce AKP'ye katılmayışınız mı? - Benim AKP'den bir adaylık, başkanlık talebim olmadı. Sanki oraya doğru doğal bir gidiş beklendi. Sayın Erdoğan'la biz uzun yıllar birlikte çalıştık, geçmişe dayalı yakınlıklarımız, dostluklarımız var, hükümette yer alan sayın bakanlarla, parti teşkilatlarındaki bir çok arkadaşımızla yılların getirdiği bir beraberlik var. Biz, Türkiye'nin geleceği için faydalı olabilecek şartların oluşturulmasında birlikteliğin önemli bir etken olabileceğini düşünmüştük, öyle bir yaklaşım içerisindeydik. Yeni başkan nasıl bir İstanbul devralacak sizden? - Günlük problemlerden arınmış, yaşanabilir, musluklarından içilebilir su akan, havası dünyanın en temiz metropolü haline gelmiş; Haliç'i, Boğaz'ı temizlenmiş; 100 milyon metrekare yeşil alana kavuşmuş, alt yapısı bitirilmiş, üst yapıda caddeler düzenlenmiş, vizyonu oluşturulmuş bir İstanbul. Tabii ki, her şey yapılmış demek doğru değil, ama bütün mesele bundan sonraki sürecin iyi yönetilmesi. Öyle olursa kısa sürede dünyanın en iyi şehirleri arasında yer alacaktır. Biz İstanbul'u yetkilerimizin ve gelirlerimizin kısıldığı bir dönemde yönettik, bunlar da aşılırsa, hizmetler çok daha verimli olacaktır. 'Kuvâ-yı Milliye ruhuyla çalıştım' 'Asla başkanlığın saltanatını sürmeyi, kibrini ve gururunu düşünmedim' diyen Başkan Gürtuna şöyle konuştu: "İstanbul'un tarihteki yerini yeniden almasını, kutsal bir mücadele olarak algıladım. Bir milletin yeniden şahlanmasında bir çıkış noktası olarak gördüm. Bu sebeple Kuvâ-yı Milliye ruhuyla çalıştım. 21. yüzyılın büyük uygarlığını bizim kuracağımız iddiasıyla yola çıktığım zaman; 'Bunun beşiği İstanbul'dur' diye düşündüm. Bu kadar güzel duygularla çalıştım ve ekibimizle bunların tohumlarını attık. Benim için kutsal bir hizmetti." Hüzünlü olmadığını da vurgulayan Gürtuna şöyle devam etti: "Bu iş çok veballi bir iş. İşin tarihi sorumluluğuyla birlikte, 40 bin kişinin başında olduğunuzu ve yaklaşık 15 milyon insana hizmet vermenin zorluğunu düşünürseniz, insan o sorumluluğun altında şüphesiz titriyor. İşin değerlerimiz açısından da vebali var, o benim için çok önemlidir. Biz başkanlığı, bize verilmiş kutsal bir emanet bildik, asla leke düşürmemek için ve bizden sonra geleceklere en iyi şekilde taşıyabilmek için çaba gösterdik, o yüzden görevimi yapmış olmanın huzuru, vicdani rahatlığı, büyük bir yükü de bugüne kadar getirmenin huzuru içerisindeyim." Hakkında açılan davalar hakkında da konuşan Gürtuna, "Maalesef hizmet edenler, Türkiye'de bu tür şeylerle karşılaşıyor. Ama Allah'a şükür yolsuzluktan, hırsızlıktan bizi lekeleyecek herhangi bir davamız yok. Memur yerine işçi çalıştırmak, işlerin daha hızlı olması için yapılan bir takım uygulamalardan kaynaklanan problemler gibi... Bir çoğu zaten buraya bir suç aramak için gelen kişilerin zorlanarak açtığı davalar. Ve her zaman güvendiğim adli mekanizmalar en temiz şekilde sonuçlandıracaktır." Son olarak, İstanbul'a veda etmesinin nasıl karşılandığını anlatıyor Gürtuna: "Çok fazla sayıda telefon, yazı ve mailler geldi. Heyetler geliyor ziyarete. Bazıları kırgınlığını, hatta kızgınlığını ifade ediyor. İstanbul'u öksüz bıraktın diyenler de var. Çok sevgi çemberiyle karşı karşıya kaldık. Başkanlığım süresince uyum içinde çalıştığımız kamu birimlerine, sivil toplum örgütlerine, hep destek olan medyaya, İstanbullular'a teşekkür ediyorum. İstanbul halkına hakkımı helal ediyorum, bütün hizmetler İstanbul'a helal olsun. 'Ailemi ihmal ettim' Başkan olmak ailesinden ayırıyor insanı. Ben de hizmet etmeye çok yoğunlaştım. Bu, ister istemez aileden kopmayı getirdi beraberinde. Birbaktım çocuklarım büyümüşler; hem de kucağımda hoplatamadan, zıplatamadan! Bir sevgi, muhabbet tazelemesine ihtiyacımız var. Küçük oğlum şimdi on yaşına girdi, depremden sonra çalışmalar yaptığımız günlerde 'keşke ben de deprem çadırında olsaydım da babam beni de ziyarete gelseydi' diyerek yüreğindeki eksikliği ortaya koymuş, çocuk ruhunda o eksikliği hissetmiş. Reyhan Hanım ve çocuklar da 'Yeter artık, evine dön' diyor. Ama onlar bunun için çok mutlular. Tekrar aday olmamı istememişlerdi zaten. Öncesi de var, ama beş yıl bütün varlığımı, zamanımı, enerjimi İstanbul için harcadım. Sonuç olarak, bundan sonra aileme daha çok vakit ayırabileceğim için mutluyum.

UYARI: Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.