Her baba evlatlarıyla gurur duymak, onların kendi ayakları üzerinde durup, iyi işler yaptıklarını görmek ister. Evlatların da istediği budur. Aileye layık olmak ve onlarla gurur duyulması. Ama zoru başarmış, tanınan birinin çocukları için durum biraz daha karmaşık. Babalarının bıraktığı mirası koruyup, geliştirmeleri beklenir... İşte onlara sunulan fırsatı değerlendirmek için yola çıkan 5 kardeş ve babalarını konuk edeceğiz bugün. DEHA Menkul Kıymetler'in kurucu ortaklarından Adnan Bıyıkbeyi ve 5 genç evladı. Amacımız aracı kurumlarla ilgili tartışmalar değil, onu isteyenler ekonomi sayfalarında bulabilir. Biz babalarından daha uzun bir gölge bırakmaya çalışan gençlerin çabalarını ve beklentilerini konuşacağız. Beş kardeşe ablalarının evlenirken sıkıntı yaşadığı mobilya konusu iş kurmada fikir vermiş. Mevcut olan beyaz eşya bayiliklerine bir de mobilyayı eklemeye karar vermişler. Babalarına ait olan Beşiktaş'taki boş binayı ondan kiralayarak, Tepe mobilyanın bayiliğini alıp işe koyulmuşlar. O günkü sohbetimize bir hafta sonra doğum yapacak en büyük çocuk Meliha katılamadı, ama diğerleriyle hedeflerini konuştuk. Bu çocuklar ne yapıyor? Canan Kiremitçi: İşletme Bölümü mezunu. 1.5 yıl önce evlenmiş. Kızkardeşi Nazlı da onun gibi İşletme mezunu. Ailede bir de İç mimar var Esra. En küçük kardeş olan İhsan ise 'çağın sektörü' diye tanımladığı medya alanında eğitim görüyor. Hepsini aynı işyerinde yanyana görünce insanın aklına babalarının başka bir yerde çalışmalarına karşı olup olmadığı geliyor. Nazlı Bıyıkbeyi: "Hayır. Deneyim olarak o istiyordu başkalarının yanında çalışmamızı. Ben birkaç işyerinde stajyer olarak çalıştım mesela. Ama bizi yetiştirirken hep kendi işimizi kurmamızı istemiştir. 'Ben sermaye vereyim, Çin'e gidin, açılın, ticaret yapın' derdi hep. Çocukluğumuzdan beri hep böyle yönlendirdi bizi." İşçi gibi çalışıyoruz Baba sermayeyi koyuyor. Çok bilinen bir markanın bayiliği alınıyor. Bakıldığında sizin açınızdan bir emek veriş, kendinizi ispatlayıp, tatmin edecek bir durum gibi görünmüyor!.. Nazlı Bıyıkbeyi: "Şu anda burada bir alım-satım yapıyoruz ama mobilya sektörüyle ilgili incelikleri öğreniyoruz. İşte kumaşı, malzemesi gibi. Hep beraber 5 kardeş mobilya sektörünün geleceği olan bir sektör olduğunu düşünüp bu işe girdik. Çok da bilgili değildik aslında. Ama şimdi işin bütün inceliklerini öğreniyoruz. Beyaz eşya bayiliklerimiz var onu tamamlayan bir unsur olarak düşündük mobilyayı. Bunları öğrendikten sonra ilerde belki kendi markamızı oluştururuz. Biz bu işi en iyi bir isim altında öğrenebilirdik. Bunun için de Tepe iyi bir isimdi. Başka bir yerde bize bu işi öğretmezlerdi böyle. Amaç ticaret tabii kendi markamızı oluşturmak." Esra Bıyıkbeyi: "Biz burada patronuz diye dolaşmıyoruz. Burada sadece iki elemanımız var, müşteriler bizi satış elemanı olarak biliyor. Burası kurulurken birlikte temizliğini yaptık. Mobilyaların montajını yaptık öğrenmek için. Kendi markamızı oluşturmak istiyoruz, kimbilir belki ben de iç mimar olarak o çizimleri yaparım." İhsan Bıyıkbeyi: "Babam eğitimi tamamlamadan ticaret yapmamızı istemiyordu. 'Son sınıf artık ufaktan bir ticarete başlayalım' dedim. O da aramızda konuşup bir iş üzerinde anlaşmamızı istedi. Zaten ne iş yaparsak yapalım hepimizin ortak olmasını ister. Böyle bir şartı var, birbirimizden kopmamızı istemez. İçimizden biri bir iş kursa, diğer kardeşlerin de ortak olmasını istiyor. Bu 5 kardeş olarak bizim için bir başlangıç. Babamız bizi suyun ortasına bıraktı, ileri ya da geri gitmek bize ait." Hepsi okumuş çocuklar Esra, Nazlı, Canan, Meliha ve İhsan kardeşler babalarının yolunda hızla ilerliyorlar. Adnan Bıyıkbeyi belki de kendisi eğitimini tamamlamadığı için 5 çocuğuna da üniversite eğitimini şart koşmuş. Ve onlardan karşısına projeyle gelmelerini istemiş. En küçüğü üniversite son sınıfta olan çocuklara, ablalarının evlenirken sıkıntı yaşadığı mobilya konusu fikir vermiş. 'Ben elektronik işini düşünürdüm' Adnan Bıyıkbeyi 1950 doğumlu. Daha 15 yaşındayken ticarete atılmış. Kumaş mağazasıyla başlayan iş hayatında arkadaşının yönlendirmesiyle kuyumculuğa yönelmiş. Bazı firmaların bayiliklerinin ardından da 1989'da ortaklarla beraber aracı kurum (Deha Menkul Kıymetler A.Ş.) oluşturulmuş. Bıyıkbeyi'nin 12 bin lira sermayeyle başlayan ticari hayatının kısa bir özeti bu. Bu ilk sermaye aslında babasının onu okutmak için sattığı zeytin ağaçlarının parası... * Neden çocuklarınız sizin işinizde çalışmıyor? Asla asla! Çünkü borsa denilen olay baba parasıyla alınıp, satılacak yapılacak iş değil. Kendi paralarını kazandıktan sonra isterlerse bir şeyler alabilirler. Ama hiçbiri de gelip bana sormadı bu işi. Özel günlerinde onlara hisse almışımdır. * Siz onların yerinde olsaydınız ne iş yapardınız? Ben olsaydım elektronik piyasasını düşünürdüm. Montajını. Gidip Çin'den Japonya'dan teknoloji getirin. Ama yaşamak için onların yaptığını yapardım. Tabii o mağazayı onlar bir zincir yapabilirler, belki kendi markalarıyla. Onlar daha şanslı * İş dışında kendinize vakit ayırabiliyor musunuz? Ben Pazar günü bile evde duramam. Fırsat bulursam seyahat ederim. Bodrum'da küçük bir otelimiz var oraya giderim. * Çok küçük bir sermayeyle yola çıktınız. Kim daha şanslı? Adnan Bıyıkbeyi: (gülerek) "Keşke İhsan benim babam olsaydı. Rahat ederdim. Benim babamın varlığı da az bir varlık değildi, ama pekmez imalatının kalmayacağını anlayınca ben başka işlere yöneldim. Borsacılara tavsiye Borsa yatırım demek. Temel analizler yapılmalı. Borsa yükseliyor diye gidip kağıt almamalı, o kağıdın temettüde vereceğine bakmak lazım. Bizde 6 saatte bir kağıt alınıp satılıyor. En uzun yatırımcı 1-2 saat düşünüyor. Yatırım amaçlı alınmadıkça borsanın önünden geçmeyeceksin. Ya babanız zengin olmasaydı Arkanızda bir sermaye, babanızın gücü olmadan üniversiteden mezun olsaydınız ne olurdu? İhsan Bıyıkbeyi: "Onu yaşamadan bilemem ama hangi iş olursa olsun kendi işimiz, ya da başkasının yanında hakkını verip yükselmek amacımız. Ben mesela kamyon geldiğinde sevkiyatçı arkadaşlarla malı indiriyorum. Babam bizi hiçbir zaman 'patronsunuz' diye yetiştirmedi. Burada 'iki eleman alalım, çalışsın' diye bakmadık. Evlatlar babanın bıraktığını kendi sıfırı kabul edip bir yerlere getirmeli. Biraz da kader tabii ne olacak kim bilebilir. Elbette isteriz daha fazla insanlar çalıştırıp, çok iyi işler yapmak. Olay maddi tatmin değil. Maddi tatmin olsa biz zaten onu çok şükür Allah'a yaşadık. Bu arada bize hiçbir zaman öyle gösterişli arabalar almadı babam. Göze batmamızı, okula arabayla gitmemizi istemedi. Babam bizde bir kıvılcım görmeseydi oyalardı bu işe girmezdi inanın." Nazlı Bıyıkbeyi: "Biz 'mezun olunca babamız bize iş kuracak' diye okumadık. Babamız' benim size bırakacağım bir şey, sermaye yok. Okuyacaksınız, elinizdeki tek bilezik eğitiminiz olacak' derdi. Hazıra konacağız diye bitirmedik okulu. Burayı kurduk ama aklımızda dış ticaret var, inşaat var. Belki başka fikirler doğacak.' Canan Kiremitçi: "Ben doğal ürünler, güzellik merkezi gibi işlerle uğraşmayı isterdim. Belki ilerde düşünebilirim. Dışarda çalışmanın kolay olmadığını biliyoruz. Kızkardeşimiz bir bankada çalıştı zorluklarını biliyoruz, o yüzden şanslı hissediyoruz tabii kendimizi. Babam hep 'güzelim deme bir sivilce yeter, zenginim diye böbürlenme bir kıvılcım yeter' diye yetiştirdi bizi. Bugün var yarın yok ona göre yaşayalım istedi. Tabii karşınızda çok başarılı bir adam var babanız o sizin. Onu memnun etmek için bir şeyler yapmalısınız. Başkalarının yanında çalışarak bunu ne kadar belli edeceksiniz. Ona layık olabilmek için, bizimle gurur duyması için bir şeyler yapmak zorundayız. Hepimizle gurur duymalı, bu bir sorumluluk. Babam hep çalışırdı. Hiçbir zaman babam bizimle uzun tatile falan çıkamadı. Bayramlarda bile çok kısa süreliğine gelebilirdi." Bizi borsaya yaklaştırmaz * Babanızla birlikte çalışmayı düşünmediniz mi? İhsan Bıyıkbeyi: "Babam bizi o işten uzak tuttu. Kendisi onun stresini çok yaşadığı için bizim girmemizi istemedi. Günde 4-5 paket sigara içerdi hastalanınca bıraktı. İşle ilgili sıkıntıları eve yansıtmadı ama. Çok hoşlandığım bir iş değil." Nazlı Bıyıkbeyi: "Babam yatırım amaçlı olmayacaksa borsaya yaklaşmamızı istemez. Bizim paramız olursa veririz o bizim yerimize bize hisse senedi alır. Çok yıpratıcı bir iş. Babam kağıt almanın öyle kumar gibi al-sat olmasına karşıdır, bizi de uzak tuttu." 2 ile 2'yi çarpınca "bana dükkan aç" dedi Medyayı geleceğin sektörü olarak gördüğünü söyleyen İhsan üniversitede tercihini bu yönde kullanmış, ama şimdi düşüncesinin ticarete daha yakın olduğunu söylüyor. Aslında bu ilgi küçük yaşlarda da varmış. Ablası Canan o günleri anlatıyor: "Babamdan küçük miktarda dolar isterdi çok küçük yaşlarda. Arkadaşlarına satıp TL alıyormuş. Çocukluğundan beri ticarete meraklı. Babam 'oku sana dükkan açacağım' derdi İhsan'a. O da ikiyle ikiyi çarpmayı öğrenince ilkokul birde 'hadi bana dükkan aç, öğrendim' diye karşısına çıktı."