Batın 3.5 yaşında... Bir kola şişesine konan tuz ruhunu içtikten sonra onun ve ailesinin hayatı altüst oldu. Yemek borusu yanan küçük çocuğun tedavisiyle uğraşılırken 2 ay önce de bir trafik kazasında babasını kaybetti Batın... Şimdi anne Selma Demir 'emanetim' dediği oğlunun yaşaması için mücadele ediyor. 28 Nisan 2005'e kadar mutlu bir evlilikleri varmış Selma ve Sefer Demir'in. Çocuklarının geleceği için planlar yapar, hayaller kurarlarmış. Bir dikkatsizlik her şeyin değişmesine sebep olmuş onlar için. Dedesinde olduğu bir gün küçük Batın mutfakta masanın altında bir kola şişesi bulmuş. tuz ruhu dolu şişedekini kola zannedip içince de olanlar olmuş. Batın'ın ağız çevresi kabarmaya, yanmaya başlayınca dedesi Osman Demir durumu anlamış, su ve yoğurt verip kusturmuşlar Batın'ı, sonra hemen hastaneye götürmüşler ama olan olmuş bir kere.. Selma Demir oğlunun yaşadıklarını anlatırken ne kadar dikkatli olmamız gerektiği konusunda da hatırlatmada bulunuyor 'tuz ruhu bir kola şişesinin içinde olmasaydı benim oğlum onu alıp içmezdi. Tanımadığı, bilmediği şeyleri yememesini, içmemesini öğretmiştim ben ona. Ne olur anneler çok dikkatli olsunlar.' 'Yarım saat gecikseydiniz oğlunuzu...' Tuz ruhu Batın'ın yemek borusunu tahriş etmiş, büzüştürmüş. Hastanede tedavi altına alınmış ama burada da terslikler bırakmamış peşini. '3 gün gözetim altında tutuldu Batın. 3 hafta sonra da röntgen çekildi ve yemek borusunun delindiği anlaşıldı. Yemek borusundaki yemekler ciğerlerine yapışınca da ciğerleri enfeksiyon kaptı. Hemen Çukurova Üniversitesi Balcalı Hastanesi'ne kaldırdık Batın'ı. Eğer yarım saat gecikseydiniz yavrunuzu kaybederdiniz dediler bize.' Oğlunun başına gelenleri anlatırken gözyaşlarını tutamıyor Selma hanım. Arka arkaya yaşadığı acılara rağmen oğlu için ayakta durmak zorunda. Balcalı Üniversite Hastanesi'nde üç hafta yoğun bakımda kalan Batın 1 hafta solunum cihazıyla sürdürmüş hayatını. 41 gün hastanede yattıktan sonra taburcu edilmiş ancak... Dondurma yemek istiyorum!.. Batın yemek borusu delindikten sonra midesinden yemek enjekte edilerek besleniyor. Tükürüğünü yutamadığı için de bir tükürük torbası takılmış. İlk baktığınızda fark etmiyorsunuz kazağının içindeki bu torbayı. Ama annesi sürekli çıkarıp temizliyor. 'Bazen tıkanıyor işte o zaman çok zor oluyor Batın için. Yemekleri blenderde öğütüp midesine enjekte ediyorum. Ama bana 'anne yalamak istiyorum' diyor. En çok da dondurma yemek istiyor. Artık durumu anladı, kabullendi biz bizeyken çok problem yok ama eve misafirler geldiğinde, çocuklar olduğunda 'ben de onlar gibi yemek yiyeceğim, ben de kola, meyve suyu içmek istiyorum' diye ağlıyor.' 3,5 yaşındaki bir çocuğa bu durumu anlatıp, 'hayır' demek bir anne için gerçekten çok zor. Üstelik bu mücadelesinde artık eşi de yanında değil Selma hanımın. 2 ay önce de eşini kaybetti "Eşim bana hep '2005 bizler için çok kötü geçti, ama inşallah 2006 iyi olacak Selma. Oğlumuz da daha iyi olur merak etme' derdi. Nereden bilebilirdik ki böyle olacağını. 2006 başladıktan tam 14 gün sonra..." Devamını anlatamıyor bile Selma hanım... Demir ailesi Batın'ın tedavisiyle uğraşırken çok büyük bir acı daha yaşıyorlar.. Bir gece baba Sefer Demir oğluna süt almak için evden çıkıyor. Selma hanım ve Sefer beyin ailesi o gece boyunca bekliyorlar.. Sabah kapıya polis gelince gerçek anlaşılıyor, aile bir kez daha yıkılıyor.. Oğluna çok düşkün olan, hastalığına çok üzülen baba Sefer Demir ona süt almaya giderken motosikletiyle kaza geçiriyor ve yolun ortasındaki refüje fırlıyor. Orada saatlerce kalmasına rağmen kimse görmüyor Sefer Demir'i. Yolda boş bir motosiklet gören bir grup genç de kimin olduğuna bakmadan, alıp satmaya götürüyor. İşte bu gençlerin yakalanmasıyla motosikletin kime ait olduğu anlaşılıyor ve Sefer Demir'e ulaşılıyor.. Bu Istıraba son vermeliyim! 'Öyle zor ki anlatamam... 2 ay önce de eşimi kaybettim, hiçbir maddi gelirim yok. Şimdi kayınvalidemlerle yaşıyorum. Batın'ın tedavisi yeşil kartla yapılıyor. Ama torbalar, enjektörler derken diğer masrafları çok fazla. Besinleri de ağız yoluyla alamadığı için çok iyi beslenmesi lazım. Bedeninin güçlenmesi gerekiyor yeni ameliyat için. Ona yiyecek almakta bile zorlanıyorum. Ama o şimdi bana eşimden kalan tek yadigar. Tek evladım, emanetim aynı zamanda ne yapıp edip Batın'ı sağlığına kavuşturmak istiyorum.' Peki Batın'a nasıl anlatmış babasının başına gelenleri Selma hanım? 'Polis gelip söyleyince Batın da anladı zaten. Ben o an neler olduğunu hatırlamıyorum zaten.' Önce oğlunun rahatsızlığı, sonra da eşinin ölümü Selma hanımı yıpratmış. Ağlamamaya, güçlü durmaya çalışıyor. 11 yıl önce annesini kaybeden Selma hanımın babası tekrar evlenmiş. 'Anlayacağınız babasız sayılırım' diye babasının desteğini görmediğini ima ediyor. Bu anneyi yıpratan en büyük şey ise yavrusunun yaşadığı ıstıraba son verememek. >>> İçtiği su bedenine değil boynuna bağlı torbaya gidiyordu... Çok zeki bir çocuk Batın. 3,5 yaşında olmasına rağmen yaşadıkları onu erken büyütmüş sanki. Sevgisini ifade etmekten kaçınmayan bir çocuk 'İnci abla' diye kucağımdan inmedi o gün. Röportajın sonlarına doğru iyice susamıştı. Elindeki şişeyi neredeyse bitirdi ama harareti geçmiyordu. Çünkü içtiği su bedenine değil boynundan bağlı olan torbaya gidiyordu. 'Kendini kandırıyor işte, ancak midesinden enjekte edebiliriz, yoksa sürekli hararet hissedip içmeye devam ediyor. Bazen dayanamıyor, yiyecekleri yalatıyorum ona, öyle zor ki o bu durumdayken bir lokmayı çiğnemek' diye anlatırken gözyaşlarını tutamıyor, oğlu görmesin diye başını çeviriyor Selma hanım. Batın şişeden yudum aldıkça torba biraz daha kabarmaya başlıyor göğsünde. Ve Batın 'dondurma yemek istiyorum' diyor. >>> O benim emanetim iyileştiğini görmek istiyorum... Batın'ı şimdi zor ve masraflı bir ameliyat bekliyor. 6 ay sonra yapılacak ameliyatta Batın'ın bağırsağından alınan parçayla yemek borusu yapılacak. Ama bu da riskli bir ameliyat. Çünkü doktorlar bağırsağın dikiş tutmayabileceğini söylemişler. 'Batın'a yeni bir yemek borusu takılması gerekiyor, ama buna maddi gücümüz yok. Adana'dan İstanbul'a belki oğlumun tedavisi daha iyi yapılır diye geldim. O benim emanetim, iyileştiğini görmek istiyorum.' Gücünün yetmediğini, tıkandığını hisseden bir anne Selma Demir. Genç yaşında oğlunun acılarına , eşinin yokluğu da eklenmiş. Yavrusunun ıstırabı yalnızlığını anlamasını bile engellemiş. 32 yaşında kısa süre içinde alt-üst olan hayatını toparlamaya çalışıyor. Batın da zeka fışkıran bakışlarıyla annesinin yanında. Çok sevimli, güzel, etrafıyla rahat ilişki kurabilen sıcakkanlı bir çocuk. Belki çocuk dünyasında annesine daha çok üzüntü yaşatmamak için şikayet etmemeye çalışıyor durumundan. Selma hanımın Batın'ın bakımı konusunda en büyük destekçisi kaybettiği eşinin kızkardeşi. Halasının ise Batın'a bakarken ağabeyini hatırlayıp 'Ya Batın da?' diye düşündüğü apaçık ortada.