M.K daha 17'sinde. Hayata koşacak, dört elle sarılacak bir yaşta. Ama o bir köşeye sıkıştırılmış, incitilmiş bir kedi yavrusu gibi büzüşüyor oturduğu koltukta. Neşeyle ışıldaması gereken gözlerinde korku ve çaresizlik çöreklenmiş... Zayıf, küçücük bir kız... Uğradığı haksızlıklara sesini yükseltmeye bile cesaret edemeyen, gidecek yer bulamayan küçücük bir kız. Yaşadığı acı ve şiddet iyice bükmüş omuzlarını... 9 kardeşin en küçüğü o. Babasını altı yaşındayken kaybetmiş. Anlattığına göre de o günden sonra hayat hiç beklediği gibi olmamış. "Babamı hatırlayamıyorum bile. Kimse onun yerini dolduramadı. Ondan sonra çok sıkıntı yaşadık. Annem bizimle kaldı tek başına." Babasına duyduğu hasret gözlerindeki korkuyu bastıracak kadar büyük sanki. Ona duyduğu özlemin acısının yanında vücudundaki yaralar hiç kalıyor gibi. "Rahat ederim sandım" Yerlere kadar uzayan eteği ve uzun kollu bluzuyla ancak örtebiliyor bu yaraları. Yüzü hariç bedeninin hemen her noktası kesikler içinde. Sevdiğini sandığı, kendine 'eş' diye kabul ettiği, ardından gittiği adamın ona bıraktığı izler bunlar. 'Hatıram olsun' diyerek... 'D.O. alt katımızda oturuyordu, dayım dediği biriyle. Meğer dayısı değil cezaevinden arkadaşıymış. Yalan söylemiş, sonradan öğrendim. Öyle tanıştık. Bana o kadar iyi davranıyordu ki. Beni gerçekten çok sevdiğini sandım. Ben de ondan hoşlanmıştım. Çok maddi sıkıntı içinde büyüdüm. Belki evimde göremediğim imkânları onun yanında görürüm dedim. Abimle kavgalıydılar zaten. 'Ailenden istesem vermezler, kaçalım' dedi. Ben de mutlu olacağım, rahat edeceğim diye onunla gitmeyi kabul ettim.' İşkence başlıyor! İşte bu kaçış art arda yapılacak hataların, yaşanacak acıların ilk adımı olmuş. Daha 17 yaşındaki M.K adına evlilik dediği nikahsız bir birliktelik yaşamaya başlamış D.O.'yla. Ailesi ilk bir ay konuşmamış M.K ile daha sonra barışmışlar. Önce Konya'ya bir tanıdığının yanına götürmüş onu D.O.. Ve birlikteliklerinin daha 3. gününde onun gerçek yüzünü görmüş genç kız. 'Beni tam 1,5 saat boyunca kemerle dövdü sigara içiyorum diye, halbuki içtiğimi de biliyordu.. Ben abilerimden korkar sigara içtiğimi söyleyemezdim, o hep sigara alırdı bana bekarken.'' 3 hafta orada kaldıktan sonra 'Ankara'ya yengemin yanına gidiyoruz' der D.O.. Yengesi bildiği kadınla D.'yi uygunsuz bir vaziyette yakaladığında 'bu nasıl olur, utanmıyor musun?'' diye sorar M.K. ve ikinci darbeyi alır. 'Bana o yengem değil benim dostum. İşine gelirse hep beraber yaşayacağız ' dedi. Kadın evliydi, iki çocuğu vardı. Eşi yurt dışından para gönderiyor o da D.'ye yediriyordu paraları. Karşı çıktıkça dayak yedim. Biz kadınla anlaşamıyoruz diye ikimizi de döverdi zaten.' "Hortumla döverdi" Bir süre birlikte yaşarlar. Bir arada barınamayınca ayrı bir ev tutarlar, Diğer kadın bu eve gelmez sadece telefon eder ama şiddet yine çıkmaz hayatlarından. "Soğuk suyun altına sokup kemerle, hortumla döverdi beni. Soğuk suya sokma sebebi de vücudumun morarmamasıydı. Olmadık sebeplerle işkence ederdi bana. 16 gün önce de sırtıma ve koluma ismini iğneyle yazdı. Mürekkeple dövme yaptı bana. 'Senden önce 4 eşim de beni terk etti, sana ismimi kazıyayım da sen de beni terk etme. Ben cezaevindeyken bir eşimi öldürttüm, gömdürdüm hâlâ polis de ailesi de bulamadı.' diye tehdit etti beni." Genç kız D.'nin daha önce bir kez evlendiğini zannederken dört evlilik yaptığını ve cezaevinde kaldığını öğrenir böylece. Eniştesini vurduğu ve askerde komutanının başını yardığı için hapse girdiğini anlatır. "Beni döver döver, sonra karşıma geçip ağlardı. 'seni seviyorum' diye. Ne sevgisi, meğer bir canavarmış." Bütün bu olaylar, dayaklara rağmen yine de ailesine gidemez M.K. Yaşadıklarını kimseye anlatmaz 'kendim ettim, kendim buldum' diye katlanmaya çalışır, ailesinin göstereceği tepkiden çekinir. Ancak yaşadıkları bu kadarla kalmaz. 'Canavar sahnede' 'Eşim' dediği kişinin sırtına kocaman harflerle "adını" yazmasından üç gün sonra kapıya bir adam gelir;' D.O.'ya senin için para ödedim' der. Genç kız adamı evden bıçakla kovar. Bu olay da onların üç aylık birlikteliğinde son noktaya gelmelerine sebep olur. D.O. 'ben böyle şey yapar mıyım' diyerek reddeder önce. Sonra da M.K'ya 'sen beni aldattın şimdi kurtulmaya çalışıyorsun' diye yapmadığını bırakmaz. 'Ellerimi, ağzımı bağladı beni oturttu. Yere bir havlu serdi, yanına bıçakları ve jileti dizdi. Gece saat 1'de başladı işkenceye. Kollarıma, bacaklarıma, göbeğime, vücudumun her yerine jiletle ismini kazıdı. Acıdan bağırdığımda, kıpırdadığımda yara olan yerlere tekme atıyordu, bağırmayayım diye. Canımı daha çok yakmasın diye sesimi çıkaramadım.. Sabah saat 6.30'a kadar sürdü böyle. Kanayan yerleri silip devam ediyordu. Eşyalarını topladı, beni öyle bırakıp gitti sonra. Bir süre baygın kaldım sanırım. Kendime gelince aileme gittim, polise haber verdik.' Yok olan bir hayat Sonunda ailesine sığınır M.K. Çok daha önce yapması gerekeni yapar. Art arda yaptığı hatalar ona büyük acılar yaşatmıştır. Tam 14 gündür polis tarafından aranan D. O. 'öldüreceğim' diye tehdit mesajları çekmeye devam eder M.K'ya. 'Daha rahat ederim diye kaçtım' diyen bu genç kızın istediği biraz ilgi, biraz sevgidir aslında. Hiçbir maddi karşılık istemeyen bu duyguları bulmak için peşine takıldığı D.O. ise insanlara güvenini, geleceğe dair umutlarını yok eder, işkence dolu üç ay yaşatır ona. Bedeninin yanı sıra ruhunda da derin izler bırakacak yaralar açarak.. Şimdi vücuduna bakmak bile istemiyor M.K. 'her tarafımda var bu yazılardan. Ya geçmezlerse, ya bu izler kalırsa? Bunları görmek istemiyorum. ' diye umutsuzca anlatırken 'yüreğindeki yaralar ne zaman, nasıl iyileşecek?' diye düşünüyor insan. Estetik cerrahlar jilet ve bıçaklarla açılan kesiklerin izlerini bedeninden silecek, psikiyatrlar M.K. için yapılabilecek ne varsa yapacak. Ama onun yüreğindeki yaraları kapatmak için sevgi ve şefkate ihtiyacı şimdi her zamankinden daha çok olacak.