Evladımı bulmadan dönmeyeceğim!

A -
A +

Çocukluğumun geçtiği Karadeniz'in güzel ilçesi Akçaabat'ta "Koreli Kemal" diye tanınan biri yaşardı. Ona bakar ve neden "Koreli" diye çağrıldığını anlamaya çalışırdım. Yüzünde, yürüyüşünde farklı bir şey görünmezdi gözüme. Sonraları onun Kore Gazisi olduğunu öğrendim. Bu da beni rahatlatmadı, daha çok karıştı çocuk aklım. Dedem de Çanakkale Gazisi idi, ama "Koreli Kemal"den çok yaşlıydı. Savaşları, müdahaleleri, dünya haritasını kavramam için daha çoook yıllar geçmesi gerekti. (Hâlâ bu saydıklarımdan kavrayamadıklarım, hiç kavramak istemediklerim var ya, neyse!) Bizi unutmamışlar Programımıza oğlunu aramak için katılan Güney Koreli Lim Young Kil'i görünce bir an çocukluğum geldi aklıma. Ve o zamandan Güney Kore'ye karşı başlayan merak duygum... Güney Koreliler, Türk ordusunun Birleşmiş Milletler bünyesinde görev alıp ülkelerine gelmesini hiç unutmamış. Üzerinden 55 yıl geçmesine rağmen, 1950'de Kuzey Kore'nin ilk kurşunuyla başlayan savaşta Birleşmiş Milletler çatısı altında Türk askerinin o topraklarda görev yapması ve resmi kayıtlara göre verdiği 721 kayıp, Türkiye'yi ayrı bir yere koyuyordu Güney Koreliler için. Geçtiğimiz dünya kupasında üçüncülük maçında Güney Kore'yi 3-2 yendiğimizde bile milli takımımızı ayakta alkışlamaları, gösterdikleri ilgi de bunun açık bir örneğiydi. Her şey kayıp Lim için İstanbul'da Güney Koreli bir turist kaybolunca Türkiye bir kez daha Güney Kore'nin gündemine girdi. O'nu aramak için Türkiye'de yaşayan Koreliler ve Güney Kore'den gelen yakınları seferber oldular. Ellerindeki fotoğraflarla 29 yaşındaki Ji Won Lim'i bulmaya çalıştılar. Ji Won Lim'in babası ve en yakın arkadaşı da Güney Kore'den onu aramak için geldi, programımıza katıldı. Üç gün boyunca stüdyomuzdaki konuşmalarla Lim'e ulaşmaya çalıştık. Baba Lim Young Kil ve en yakın arkadaşı He İll programa Türkiye ve Güney Kore bayraklarıyla katıldılar. Evden ilk defa ayrılmış Büyük bir umutla girdik stüdyoya. Herkesin dileği aynıydı. "Ji Won Lim'i bir an önce bulmak." 29 yaşındaki Lim, babasının arkadaşı He İll'den Türkiye hakkında çok şey dinlemiş, "mutlaka Türkiye'ye gitmelisin" sözünden etkilenip, ülkemize gelmiş. Bu yüzden He İll, Ji Won'un kayboluşundan kendini sorumlu görüp gözyaşı döküyordu: "Ben üç kere geldim Türkiye'ye. Kapadokya, İstanbul, Pamukkale, Karadeniz ve birçok yeri gezdim. Türk insanı o kadar sıcakkanlı ki, Türkiye o kadar güzel, tarihî zenginlikleri öyle çok ki, bunları anlattım. O da işlerden biraz yorulmuştu. Babası da, 'istersen bir tatil yap' deyince Türkiye'ye gelmeye karar verdi. Benim yüzümden geldi diye çok üzgünüm." "Çok mutluydu" 29 yaşındaki Ji Won babasıyla beraber plastik konusunda sahip oldukları iş yerinde çalışıyormuş. Turla beraber önce Mısır'a gitmiş, oradan da Türkiye'ye gelmiş. İstanbul'dan Kapadokya'ya gidip iki gün kaldıktan sonra tekrar İstanbul'a dönmüş. İstanbul'a geldiği 3 Mart tarihinde aramış ailesini, o da son konuşmaları olmuş. Baba Lim Young Kil; "Bana, 'Burada her şey çok güzel, yalnız Türk yemeklerine alışamadım, 8'inde orada olacağım' dedi. İş yerine yeni bir makine almıştım, bu konuda konuştuk. Çok mutluydu, o da son konuşmamız oldu" diye anlatırken üzüntüsünden konuşmakta zorlanıyordu ve sözlerini arkadaşı tamamlıyordu... Kızlar önemseniyor Üç çocuğunun en küçüğü Ji Won. Güney Kore'deki aile hayatı bizimkiyle çok benzeşiyor anlatılana göre. Baba-oğul aynı iş yerinde çalışıyorlar, aynı evde yaşıyorlar. Ve ülkemizin bazı bölgelerinde olduğu gibi Kore'de de erkek çocuklar kız çocuklardan daha çok sevilip, önemseniyor. Tercüme konusunda bize yardımcı olan Türk-Kore Dostluk Derneği Başkan yardımcısı; ülkemizde ne yazık ki hâlâ yaşanan bir durumun, eskiden Güney Kore'de de olduğunu anlatıyor: "Eskiden bir kadının erkek çocuğu olmazsa, senin oğlun olmuyor diye 2. eşle evlenilirdi. Bu çok vardı. Ama şimdi ekonomik şartlar yüzünden herkes tek eşli." Ülkesinin gündeminde Ji Won Lim'i bulmak için Türkiye'de yaşayan Koreliler el ele verdi. Şehrin dört bir yanına resimleri asıldı, boyunlarına astıkları fotoğraflarla adım adım dolaştılar. Bu arayışa destek vermek için Güney Kore'den gelenler de oldu. Onlardan biri de çocukluk arkadaşı İl Kuk'tu: "Bulmadan dönmeyeceğim. Ülkemde herkes bu konuyu konuşuyor ve Lim'den bir haber bekliyor. Gazete ve televizyonlarda hep bu konu var." Televizyonda şiddet görüntülerinin yasak olduğu Güney Kore halkı son derece duygusal. Bir vatandaşlarının turist olarak gittiği bir ülkede, üstelik de sevdikleri bir ülkede kaybolması gündemdeki konular arasında ilk sıraya yerleşmiş. 6 Mart'tan beri haber yok Ji Won Lim'den 6 Mart'tan beri haber yok. Sultanahmet'te kaldığı otele o sabah, "Bu gece de kalacağım" diyerek parayı vermiş, eşyalarını emanete bırakıp dışarı çıkmış. Bir daha da gören olmamış kendisini. Ağırlıklı olarak Güney Korelilerin kaldığı otele, o gece gelip gelmediği de bilinmiyor. Otel sahibi "haberim yok" demiş. Ve yine 6 Mart'ta Aksaray'da bir bankanın ATM'sinden kredi kartıyla para çekilmeye çalışılmış. Yanlış şifre girilince de kart bloke olmuş. Güney Kore'deki ailesi de oğullarının kaybolduğunu böyle öğrenmiş. Baba Lim: "Kart bloke olunca ablasına haber geldi bankadan, 8'inde de dönmeyince şüphelendik. Bir-iki gün sonra başka bir uçak vardı, belki ona biner diye bekledik. Yine gelmeyince burayla bağlantı kurduk ve en son 6 Mart'ta görüldüğünü öğrendik." 10 bin dolar ödül! Tatile gönderdikleri evlatlarının ardından hiç bilmedikleri bir ülkeye onu aramaya gelen yakınları, gözyaşlarının görünmemesi için önlerine eğiliyorlar. O kadar saygılı ve kibarlar ki, yavaş yavaş unutulan güzel özelliklerimizi hatırlatıyorlar. Baba, oğlunun ilk defa yurt dışına çıktığını anlatıyor: "İlk defa Güney Kore dışına çıktı. Çalışıyorduk, biraz tatil yapmak istedi, Türkiye'yi de çok merak ediyordu. Onun bulunmasını sağlayana 10 bin dolar ödül vereceğiz, bulanın ismini de açıklamayacağız. Belki birileri elinde tutuyor, ne olur bıraksın. Ben oğlumu bulmadan dönmeyeceğim." Annenin gözyaşları Hepsinin son cümlesi bu oluyor. Bunu söyledikten sonra da gözleri dalıp gidiyor. Ve acının dilinin olmadığını anlatan bir telefon konuşması gerçekleştiriyoruz yayınımızda. Hatta binlerce kilometre uzakta yavrusundan haber bekleyen bir anne var. Ayrı dilleri konuşsak, apayrı kıtalarda yaşasak, yüzlerimiz birbirinden çok farklı da olsa, bir annenin evladı için duyduğu endişe ve özlemi anlamamak mümkün değil! O konuşuyor ve stüdyoda herkes susuyor. Sanki söylediği her şey anlaşılıyor. Bütün anneler susuyor ve bir annenin gözyaşlarına eşlik ediyorlar sessizce. Ümitler tükenmiyor Tam 20 gündür bir haber yok Ji Won Lim'den. İlk defa ailesinden ayrılan genç, ülkesinden çok uzakta İstanbul'da kayboldu. Yayın yaptığımız günler boyunca pek çok telefon aldık. Nerede Uzak Doğulu bir turist gören seyircimiz varsa bizi aradı. Ama bütün bu çabalar Lim'in bulunmasına yetmedi. Babası ve ona destek olanlar Ankara'ya yola çıktılar Turizm Bakanlığından yardım istemek için...

UYARI: Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.