Ağustos depreminin ardından bölgedeki insanlara yardım etme düşüncesiyle yola çıkmış Reyhan Gürtuna... Ve bu ilk adım bugün; evlenecek kızların çeyizlerinden sünnet yataklarına, ev eşyasından gıda ve giysi yardımına geniş bir yelpazede hizmet veren Kadın Koordinasyon Merkezi'ni doğurmuş... İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı'nın eşi Reyhan Gürtuna, fahri olarak başkanlığını yürüttüğü merkezde yardım etmek isteyenlerle ihtiyaç sahipleri arasında bir köprü vazifesi kuruyor. Bu köprünün ayakları sayılan merkezdeki çalışanlar, ihtiyaç sahibi insanların dertlerine derman olmanın mutluluğuyla çalışıyor. Deprem itici güç oldu -Son günlerde sizi faal bir çalışma içerisinde görüyoruz. Önce Dünya Kadınlar Günü'nde gerçekleştirdiğiniz toplantı konuşuldu. Şimdi de yeni yeni projeler var. Kadın Koordinasyon Merkezi nasıl doğdu?... "-Depremden bir ay sonra ben de her insan gibi bölgeye gitmeye başladım. Gittiğim yerlerin çoğunda kendimi tanıtmadım. Oradaki durumu görünce gelip evde oturamazdım, bir şeyler yapmam gerekirdi. Dikkatimi orada yardım malzemelerinin dağıtılma şekli çekti, bu onur kırıcı bir hal alıyordu. Bu duygu beni böyle bir çalışma yapmaya itti. Önce arkadaşlarımı aradım. Beklemediğim kadar çok malzeme toplandı. Hepsini temizledik, yaşa, bedene göre ayırdık ve yeni poşetlere koyduk. Daha sonra da kendimiz giderek ihtiyacı olanlara dağıttık. Bu çalışma basında yer alınca her taraftan yardım malzemesi gelmeye başladı. Florya'daki konutun balkonunu kullanıyorduk artık o yetmedi. Dedik ki bize bir bina verin. Bu binayı verdiler. Metruk bir binaydı. 3-4 ayda bu hale getirdik, düzenledik ve zamanla burası da yetmedi ek binalar yapıldı, gittikçe büyümeye başladık. Şimdi çoğu günler gece 9-10'a kadar buradayız..." -Artık evinize pek vakit ayıramıyorsunuz demek ki. Peki çocuklar bu tempodan şikayetçi değil mi?... "-Aile düzenimiz sıkıntıda. Evi otel gibi kullanıyoruz. Uyumak ve üstümüzü değişmek için. Biz çok düzenli yaşayan bir aileydik. Akşam yemek masası günü paylaştığımız, muhasebesini yaptığımız yerdi. Çocuklara vermek istediğimiz her şeyi orada verirdik, bir eğitim yeri gibiydi. Şimdi böyle bir düzen kalmadı. Herkesin elinde bir tepsi. Bunlar çok üzücü tabii. Tam da çocukların yetişme döneminde..." -Bu endişelendirmiyor mu sizi?... "-Endişelendirmez olur mu?... İnsanların işlerinde önem sırası var ya. Böyle bir pozisyonda ben binlerce insana hizmet edecek bir güç oluşturuyorken eve gidip üç tane çocuğa ne iyisin, hoşsun yapamıyorum bunu. O zamanı lüks gibi görmeye başladım çünkü İstanbul'da, Türkiye'de insanlar o kadar kötü durumda ki. Başkanın eşi olmak benim için pek çok kapının kolayca açılmasını sağlıyor. Ben de bunu hizmet etmek için kullanıyorum..." Eşimin yanındayım -Seçimlerden önce sizinle yaptığımız röportajda çok da göz önünde olmadan, daha sakin bir hayat isteyen, sanki eşinizin seçimi kazanmasını arzulamayan bir haliniz var gibi gelmişti. "-O doğru bir his. Doğru gözlemlemişsiniz, öyle bir yapım var tabii. Türkiye'de siyaset yapmanın çirkinliği ortada. Belki onu çok önceden hissetmişimdir. Bu ülkenin zor yetiştireceği insanlardan birine gel evde otur dersem birincisi onu mutsuz ederim, o mutsuz olunca ben de mutsuz olurum. Ben de bir nefer gibi onun yanındayım. Yürek ve duygu olarak onun yanındayım. Sadece eşim olduğu için değil, bu ülkeye hizmet eden herkesin yanındayım..." Evlere her gittiğimizde ailelere ayaklarının üzerinde durmaları, üreten insanlar olmaları gerektiğini anlatıyoruz. 4-5 ay öncesine kadar ben kendim gidiyordum. Bazen kendimi tanıtarak, bazen tanıtmadan. Şimdi yetişemiyorum ama evlere giden arkadaşlar anlatıyor bunları. Beyaz gelinliğe yüklenen anlamı yazmaya gerek var mı?... Ya da bir çocuğun sünnet kıyafetiyle çektirdiği fotoğrafın. İşte Kadın Koordinasyon Merkezi'nde bunlar da düşünülmüş. Düğün günü gelinden bütün aile fertlerine herkesin kıyafetleri, sünnet yatağı bile karşılanıyor. O kıyafetler geri alınıp temizleniyor ve kendilerini tekrar giyecek kişileri bekliyor. Bir güzel köprü... Binbir farklı rengi, milyonlarca hikayeyi barındıran şehir, nelerin üstünü örtmüyor ki?... Milyonlar aynı sokakları adımlıyor, aynı sesleri duyuyor ama birbirini görmüyor çoğu zaman. Kimsenin dönüp, kimseye bakacak mecali yok gibi. Ya da elini nereye, nasıl uzatacak bilemiyor. Bu koca şehirde hiç karşılaşmamış, yolları kesişmemiş insanları çok güzel bir amaçla birleştiren bir kuruluş var sayfamızda. Şehrin en şık mekanlarından en zor durumdaki gecekondulara selamları, yürekten gelen yardımları götüren, bir anlamda içimizde en masum köşede saklanan duyguları buluşturan... 1999'dan beri ihtiyacı olanlarla, yardım etmek isteyenler arasında uzanan bir el; Kadın Koordinasyon Merkezi. İşin özünde ihtiyacı olana incitmeden yardım etmek var. Tamamen bağışlarla yürütülen çalışmalarla ayda, 5 ila 10 gencin çatal-kaşıktan mobilyaya, tüm evlilik hazırlıklarını yürütüyor, 3 ila 5 annenin doğum masraflarını, bebeğin ihtiyaçlarını karşılıyor... Yolunuz düşerse (en iyisi bir gün özellikle gidip görmek) Çağlayan'a uğrayın kendi gözlerinizle görün yapılanları. Düşünsenize... Hangimizin evinde fazladan bir kazağı, eşyası yok ki?... Ya da avuçlarında başkalarına sunabilecekleri... Peki, çocuğumuzun hiç oynamadığı bir oyuncağı!... Bir çocuğun oyuncakçı vitrininde asılı kalan bakışını bir gülümsemeye çevirmekten daha büyük bir haz var mıdır acaba? Avşar'la gıda bankası -Kadın Koordinasyon Merkezi bundan sonra neler yapacak, yeni projeler neler?... "-İş yaptıkça biter ya, bizde artıyor. Hülya Avşar'la gıda bankası adında yeni bir çalışmamız var. Büyük marketlerden son kullanma tarihi yaklaşan gıdaları alıp, bir merkezde toplayıp hızlı bir şekilde ihtiyacı olanlara dağıtımını yapacağız. Sokak çocukları yararına ünlü bir modacımızla çok büyük bir defile gerçekleştireceğiz Haziran'da. O defile bünyesinde sokak çocukları istasyonu kuracağız, defile bu çalışma için bir duyuru olacak. Sokak çocukları istasyonu dünyada ilk kez yapılan farklı bir çalışma olacak. Beyoğlu'nda bir binamız var, orası hazırlanıyor şimdi. Çocukların hiçbiri zorla orada tutulmayacak. İstediği zaman gelip gidecek. Yiyecek, banyo, barınma ihtiyacını karşılayacak. Eğitim birimleri de olacak. Gelip gittikçe onlardan faydalanacak. Ama zorla değil kendi arzusuyla..." -Sokak çocukları konusu biran önce çözümlenmezse bir süre sonra çok daha büyük bir sorun haline gelecek. "-Şu anda büyük bir patlama var evden kaçan çocukların sayısında. Bu çocuklar 25 yaşından fazla yaşayamıyor maalesef. Soğuk algınlığından böbrekleri çürüyor. Tiner kullanıyorlar. Bir de sokak çocuğu adayı çocukların sokağa düşmeden aileye kazandırılmaları için bir çalışma yapacağız..." -Birlikte çalıştığınız kuruluşlar var mı? İşbirliği içinde olduğunuz... "-Şu anda yok, ama zamanla olacak. Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü, Çocuk Esirgeme Kurumu gibi kurumlar var ama bu işler memur zihniyetiyle değil yürekle yapılacak işler. Hasta tesbit edince Sağlık İşleri Daire Başkanlığımız var, oraya götürme ve takibini biz üstleniyoruz. Özürlüler olduğu zaman Özürlü Takip Merkezi var. Eğitimle ilgili sorunlar varsa ben çocuk okutabilirim, diyenler oluyor. Onlara aracılık ediyoruz... Bizim insanımızın mayasında yardım etme duygusu var. Her kesimden bize destek olmak isteyenler kendi şahsi isteklerini bir kenara bırakıp bu ülke için ne yapabiliriz diye geliyorlar. Önemli olan onları buluşturmak. Biz herhangi bir partinin, ya da kişinin devamı değiliz..." Dolaplarda, sandıklarda bekleyen kumaşlar, eski tuvaletler merkezdeki çalışanların gayretiyle yeniden işlerlik kazanıyor. Mesela Cemil İpekçi'nin 20 yıl önce diktiği bir tuvalet bugün çok şık bir örtü takımı olmuş ve sokak çocukları için oluşturulacak istasyon yararına düzenlenecek organizasyonda satılmayı bekliyor.