"Sünnetçi amca" Herkes 'baba' diye hitap ediyor ona. Ama sert bir baba doğrusu... Deyim yerindeyse servis yapan garsonun eli titriyor. En küçük bir şeyde uyarıyor hemen: 'İşlerini doğru yapmıyorlar sonra adım asabiye çıkıyor...' Levent'te Kemal Özkan Sünnet Sarayı'ndayız. Ne kadar hayır desek de ikramda bulunmadan sohbete geçmiyor Kemal bey. Şimdi 'bu konu da nereden çıktı' diyeceksiniz. Biliyorum, çünkü gazetedeki arkadaşlar öyle dedi. 'Ama yaz bitti, niye şimdi?' sorusuyla. Niye şimdi ben de bilmiyorum. Şunu biliyorum ki yaptıkları iş gereği ünlü olan, tanınan pek çok kişi var. Ama ben ondan başka tanınan, ünlü olan bir sünnetçi bilmiyorum. 41 senedir pek çok ailenin en özel günlerinden birinin önemli adamı o. Sünnetini gerçekleştirdiği çocukların daha sonra nişan yüzüklerini takması da bundan olsa gerek. Hatırlıyorum da çocukluğumda elinde çantayla mahalleye biri geldimi çocuklar kaçışırdı 'sünnetçi geldi' diye. Oysa Kemal Özkan işini; içinde restoranları ve salonlarıyla 'sünnet sarayı'na taşıyalı çok oldu. Şimdi ekibi ve oğullarıyla birlikte dedeler ve babalardan sonra üçüncü kuşağın sünnet törenleri yapılıyor burada. Bir de not size: Röportajın fotoğraflarını çeken Gültekin de en sonunda açıklıyor sünnetçisinin ismini; Kemal Özkan diye... Hani 'konu nereden çıktı?'diyenlere bahane. 'Gültekin ve sünnetçisini buluşturduk' diyelim... Guinness'lik sünnetçi Mesleğiyle özdeşleşen bir isim Kemal Özkan. 41 yıldır Türkiye'de hatta dünyada kırılamayacak bir rekora imza atmış. 110 bin çocuğu sünnet etmiş bugüne kadar. Aynı zamanda bir işletmeci ruhuna sahip. Mesleğini elinde çanta ev ev dolaşılan halinden çıkarıp kendi deyimiyle 'saraya' taşımış. -Bu iş aile mesleği gibi devam eden bir iş mi? Alaylı olarak mı yapılıyor hâlâ? -Benim ailemde bu işi yapan kimse yoktu. Anadolu'da güçlü bir ailenin çocuğuyum. Kuleli Askeri Lisesi'ni kazanmışken sağlık kolejine girdim. Benimle birlikte mezun olan 200 kişi içinde bu işi yapan on kişi yoktur. Anadolu'da bu işi berberler, çıkıkçılar falan yapar. Bu alaylı bir iş olmasına rağmen artık alaylı zamanı geçti. Çocuklarım benim yanımda yetişti. Murat -doktor olan oğlum- Levent'i bekliyor şimdi. Benim yanımda sorumluluk alır, sünnet yapar ama benim dışımda bir yer açamaz. 7 yaşındaki oğluna abisini sünnet ettirmiş! -Aynı zamanda bir işletmeci mantığıyla yaklaştınız işinize herhalde. Burayı görünce işin sadece operasyon yapmakla kalmadığı anlaşılıyor. -1964'te sünnet yapmaya başladığımdan beri hep bir hayalim vardı. Bu işi eğlencesiyle, müziğiyle büyük bir kompleks içinde yapmak. Kısacası bir Sünnetland kurmak. Disneyland'de ne varsa orda da o olacaktı. Kazanıp öyle yapayım dedim ama benim imkanlarım el vermedi. Sünnete başladığımda bu işi evlere gidip yapılan halinden çıkarıp bir sünnet kliniği açmaktı. Gülerlerdi 'sünnetin kliniği mi olur?' diye. Bir gün gazete ilanından bir arkadaşımın sünnet kliniği açtığını öğrendim. Ziyaret etmeye utandım ama görmek için gittim. Cemiyete başkan oldum. Sonra teftişe gittim. Orası bana ilham verdi 'sünnet sarayı' kuracağım diye. Duvara 'sünnet sarayı' yazdırınca 'sünnetin sarayı mı olur?' diye dalga geçtiler. Çocuğunun sünnetini yaptıran aileler ya bir yere yemeğe gidiyor, ya da evinde ağırlıyor insanları. Ben de burada yemeklerini yesinler, misafirlerini ağırlasınlar istedim. Ben sünnetlandı kuramadım ama burası bir çekirdek, bir mimarın eskizi gibi çocuklar istedikleri kadar geliştirebilir artık... -Çocuklar da sizin yolunuzda yürüyor yani. Gerçekleştirecekler mi acaba hayalinizi? -Ben sıfırdan buraya getirdim. Benim hocam yoktu, çocuklarıma bilgimi, tecrübemi aktardım. İkisi de yetenek olarak benden kat kat üstün. Levent doktor oldu. Şimdi ihtisasını yapıyor Kocaeli'de. İstanbul'da tanınan birinin çocuğu olarak rahat edemeyeceğini düşündüğünden oraya gitti. Murat işletme mezunu, 7 yaşında abisini sünnet ederek başladı. -Bir de oğlunuza soralım seçme şansı olmuş mu? Memnun mu bu durumdan diye? M.Ö.: Gözümüzü bununla birlikte açtık. Çocukları çok seviyorum ve keyif alarak yapıyorum. 14 yaşından beri başından sonuna kadar götürebiliyorum sünneti. Çocuklara o sevgiyi vermek ve size dönüşünü almak çok güzel... Ben klip oyuncusuyum -Oğlunuz işi devralmış gibi görünüyor. Peki siz sünnet gerçekleştiriyor musunuz? - Ben olmadan olmuyor. Kendimi şimdi iyi bir klip oyuncusu olarak görüyorum. Burada çok iyi yetişen kardeşlerim, sağlık memuru arkadaşlarımla ekiplerimiz var. Bugüne kadar 110 bin sünnet yaptım. Çok şükür hiçbir hatam olmadı. Bu hassas bir konu. Şimdi gözlerimden ameliyatlıyım, giderayak şöhret olacağım diye yanlış yapamam. Hâlâ 'siz yapın' diye ısrar edenler var, çok... Ama onlarla konuşuyorum. Dünyanın sonunu da ben getirecek değilim ya. Artık Anadolu'yu yetiştirdiğim öğrencilerime, dünyayı da oğullarıma emanet edebilirim.... -'Şöhret olacağım diye...' diyorsunuz ama çoktan oldunuz bile. Sizin gibi tanınan bir başka sünnetçi yok herhalde, niye bu kadar ünlüsünüz? -Onu ben de bilmiyorum doğrusu. Meydanı boş buldum herhalde. Ben ortaya çıkana kadar kimse bu işe böyle bakmıyordu. Eskiden hiçbir sünnetçinin çocuğu bu işi yapmazdı. Doktor olurlardı ama sünnetçi olmazlardı. Bir küçümseme vardı. O "çi" eki meslektaşları yıldırıyordu. Ben sünnet uzmanı diyorum. İşte ben o küçümsemeyi yok ettim. Şimdi arkadaşların doktor çocukları ürolojiyi seçiyor. İnsanlar sonra bana bakıp 'bu işte çok para var herhalde' diye düşündüler ama atı alan Üsküdar'ı çoktan geçmişti. En büyük fabrikatör -110 bin sayısı herhalde rekorlar kitabına girebilecek bir sayıdır? -Bana hep insanlar 'herhalde Guinness'e girersin' derler. Ama başvurumuzu yaptık bekliyoruz. 112 bin çocukla herhalde girerim. Rahmetli Sabancı ve Turgut Sunalp paşanın da olduğu bir törende 'Türkiye'nin en büyük fabrikatörü olduğuma inanıyorum' demiştim. -Yurt dışında pek çok ülkede de sünnet törenleri gerçekleştirdiniz. Oralarda nasıl yapılıyor törenler? -32 sene önce Almanya'da başlattım bu işi. Mekke'de, Libya'da, Afganistan, Kazakistan, Azerbaycan gibi pek çok ülkede sünnet yaptım. Kırım, Moskova ve Arnavutluk kaldı sadece. Benim için en anlamlısı Makedonya'dakiydi. Diğer ülkelerde bizdeki gibi böyle 50-100 çocuğun bir arada sünnet olduğu toplu şölenler yok. Çok ilgilerini çekiyor bu kalabalık sünnet şölenleri. Bizde bu iş, ta 1562 yılında, Şehzade 3. Mehmet'le 1200 devşirme çocuğu Sadabad sarayında 40 gün 40 gece süren eğlenceyle şölene dönüştürülmüş... -Duvarlarda hep tanıdık simaların resimleri var. Kimler var ünlülerden sünnetini gerçekleştirdiğiniz? Mustafa Sandal, Alişan, Hakan Ural, Erdal Acar, Ozan Orhon, Murat Demirel gibi çok isim var. Pek çok ismin de çocuklarını sünnet ettim. Sünnetin mevsimi olmaz -Genellikle yazın yapılır sünnetler. Bir mevsimi ve yaşı var mı peki? -Eskiden kapalı mekanlar yoktu. İnsanlar tarladan hasadı almadan yapamazdı düğününü de sünnetini de. O yüzden yaz sünnet mevsimi gibi algılandı. Ben 41 yıldır dediğim gibi 'Cuma sünnet, Pazartesi okul' diyorum. O yüzden sünneti 365 güne yaymaya çalışıyorum. Tıbben en uygun yaş da ya 9 aya kadar yaptırmak, ya da 5 yaşından sonrasıdır. 3 yaşında bir çocuğa ne kadar sevgiyle yaklaşsanız da sünnetçiyi görünce 'A cellat geldi' diyor. Çocukların çoğu G.Saraylı -Çocukları sakinleştirmek için futbolu da kullanıyorsunuz galiba. Salonda futbol takımlarının renginde koltuklar var... -Çocuğu inandırmak lazım kendinize. Güven duymalı. O bir tren. Her sene ligdeki sıralamaya göre trenin vagonları sıralanır. Ben burada bir de araştırma yapıyorum 96'dan beri. Ali Şen bir gün '25 milyon taraftarımız var' dedi. Nereden saymış merak ettim ve gelen her çocuğa sormaya başladım. Son beş senedir Galatasaray önde gidiyor. Bu sene Fenerbahçeliler fazla.